Anasayfa | Site Haritası | İletişim | About Açık Radyo  
 
E-Dergi online kişiye özel yaşam kültürsanat dergisi
Gezegenin Geleceği
23/07/2010

23 Temmuz 2010

İndirmek için: mp3, 7Mb.

Baltık Denizinde 377 bin kilometrekare alana (Almanya büyüklüğünde) yayılmış olan mavi su yosunları tehlike yaratıyor. Denizde oksijen oranının azalmasına neden olan bu durumun, aşırı sıcaklar, az rüzgar ve Baltık denizinin besin fazlalığından kaynaklandığı belirtiliyor. Warnemünde'de bulunan Baltık Denizi Arastırma Enstitüsü tarafından verilen bilgiye göre şu anda ağırlıklı olarak kuzey ve doğu Baltık Denizi’nin, özellikle Finlandiya, İsveç ve Rusya açıklarının, mavi su yosunları ile kaplı olduğu biliniyor. Toksik olmaları sebebiyle en basta deniz canlılarının hayatını tehdit eden yosunlar, insanlar üzerinde de cilt kaşınması, ileri safhada da mide – bagirsak enfeksiyonuna neden olabiliyor.

Dünyanın yaşadığı en büyük çevresel felaketlerden biri olan, Meksika Körfezi'ndeki petrol sızıntısı ve onun yarattığı dev sorunlarla boğuşma devam ederken bir petrol faciası haberi de Çin'den geldi. Çin’in meşhur Sarı Deniz’i şu sıralar petrol rengi! Yetkililer bundan beş gün önce işlek bir kuzeydoğu limanındaki boru hattının patlaması sonucu oluşan petrol sızıntısının 430 kilometrelik bir alana yayıldığını ve Sarı Deniz’e olan petrol akışı nedeniyle Dalian yakınlarındaki kumsalların kapatıldığını açıkladı. Sarı Deniz’e ilk günden bu yana yaklaşık 1500 ton petrol sızdığı belirtiliyor. Yaklaşık 400km alana yayılan petrolü temizleme çalışmaları sırasında bir itfaiye eri hayatını kaybederken, petrol batağına gömülen bir temizlik görevlisi de Greenpeace tarafından kurtarıldı. Greenpeace, ABD ve Çin'de yaşanan trajedilere petrole olan aşırı bağımlılığın yol açtığını belirtiyor. Yaşanan petrol felaketlerini değerlendiren Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Hilal Atıcı , “Önce Meksika Körfezi, şimdi de Sarı Deniz; petrol bize karanlık yüzünü daha açık gösteremezdi. Petrole bulanmış bu uygarlığı, güneş uygarlığına dönüştürmenin zamanı geldi” dedi. Benzer kazaların Türkiye'de de yaşanabileceğine işaret eden Atıcı, “Eğer petrole bağımlılığımızı azaltmak için bir yol haritası çizmezsek, yarın aynı kazalar Türkiye’nin Karadeniz’de açtığı kuyularda ya da boru hatlarında da meydana gelebilir. Zaten şunu iyi gördük, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen kaza yalnızca oranın halkını değil, gezegendeki tüm ekosistemi derinden etkiliyor” dedi.  

Çin, petrol felaketinin yanı sıra haftalardır etkili olan aşırı yağışların sebep olduğu sellerle de büyük kayıplar yaşıyor. Yaşanan sel felaketinde şu ana kadar 700 kişi hayatını kaybetti, 347 kişi ile hala kayıp. Milyonlarca kişi bölgeden tahliye edildi. Ülke genelinde etkili olan yoğun yağışlar toprak kaymalarına, elektrik ve telefon hatlarında kesintilere ve tarım alanlarında büyük hasara neden oldu. Yetkililer, şiddetli yağışların devam edeceği uyarısında bulunuyor.

Balıkesir’in Balya ilçesinde 1920’lerin başında Fransızlar tarafından Simli Kurşun Madenleri işlenmeye başlandı. Fransızlar, binlerce ton simli kurşun çıkardıktan sonra 1935 yılında, geride 4 milyon ton cüruf bırakarak ülkeyi terk etti. Aradan 75 yıl geçmiş olmasına rağmen madenin ölümcül etkileri, doğa ve canlılar üzerinde hala kendisini gösteriyor. Maden yakınında otlayan 70 koyun öldü, 85'i kısırlaştı. İncelemeler sonucunda hayvanların ölüm nedenin aşırı kurşun olduğu belirtildi. Bölgedeki meralarda hayvan otlatılması artık yasak; Ancak meranın yanından geçen derede balık ölümleri devam ediyor ve dere, Manyas Barajı’na dökülüyor. Derenin altında avladıkları balıkları yiyenler ve satanlar da bulunuyor. Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Dilek Türker Çakır, ölen koyunlarda belirlenen kurşun oranının çok yüksek olduğunu ve bunun insan sağlığını da etkileyebileceğini belirtti. Çakır “Her ağır metalin insan vücudunda ayrı ayrı yerlerde birikmesi mümkündür. Bazıları beyin zarında, bazıları karaciğerde, böbrek dokusunda birikir. Canlıların bir tek türüne zarar gelmesi diğerlerini de etkileyeceğinden, yapılacak araştırmalar besin zincirindeki tüm canlı gurubuna yönelik olmalıdır. Zincirin en üstündeki insanların en az zarar görmesi ekip çalışması gerektiren iştir. İnsanların, dokularında ağır metal bulunan besinlerden uzak durması gerekir.” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı ve Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen "Yirmibirinci Yüzyıl için Yenilenebilir Enerji Politikası Ağı" raporuna göre geçtiğimiz yıl ABD ve Avrupa’nın enerji kapasitesine eklenen yeni elektrik kapasitesinin yarıdan fazlası rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir güçten geldi. 2009 yılı aynı zamanda sisteme eklenen yeni yeşil enerjinin miktarı konusunda da bir rekor olarak kayda geçti. Türkiye ise bu gelişmelere kıyasla hala yerinde sayıyor.

Yeşil Ufuklar dergisi yine ufukta belirdi! Bölgesel Çevre Merkezi REC’in tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda hazırlanan Yeşil Ufuklar, hem Orta ve Doğu Avrupa’da, hem de Türkiye’de çevre ve sürdürülebilir kalkınma alanında önemli güncel konulara, gerçek öykülere ve yaşanan deneyimlere yer veriyor. Yeşil Ufuklar, uzman ve akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan makaleleri, söyleşileri, analizleri ve haberleriyle, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde, AB çevre müktesebatına uyum konusuna odaklanan tek ve güvenilir kaynak olma özelliği taşıyor. Aynı zamanda REC’in uluslararası yayını olan Green Horizon’ın içeriğinden de yararlanan Yeşil Ufuklar, özgün makalelerin yanı sıra, Green Horizon’dan çevrilen makaleler, çevre alanında Orta ve Doğu Avrupa’yla birlikte Avrupa Birliği’nde yaşanan son gelişmelere tarafsız bir yaklaşımla yer vererek, Türkiye’deki çevre paydaşlarının AB’deki çevresel süreçler hakkında bilgilenmesine katkıda bulunuyor. Bütün bunlar için http://www.yesilufuklar.info adresine gitmeniz yeterli.

Yeşil ve Barış dolu bir dünya için sağlıcakla kalın.

Dr. Uygar Özesmi - Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü

Gezegenin Geleceği'nin eski sayılarına ulaşmak için tıklayın.


Yazıcı formatı Başa Dön
Aynı Kategoriden

Aynı Yazardan