Anasayfa | Site Haritası | İletişim | About Açık Radyo  
 
E-Dergi online kişiye özel yaşam kültürsanat dergisi
Gezegenin Geleceği
27/07/2010

27 Temmuz 2010

Dinlemek için:

İndirmek için: mp3, 7 Mb.

Yavaş kentlerin uluslararası ağının Türkiye'deki tek üyesi Seferihisar, birliğin kriterleri kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma konusunda örnek bir uygulamaya geçiyor. Yeni denenmeye başlayan sistemle güneş enerjili aydınlatma direkleri şehre yerleştirilmeye başlandı.Tüm gün enerji toplayan sistem, bir hafta boyunca hiç güneş çıkmasa bile biriktirdiği enerjiyle bir haftalık aydınlatmayı sağlayabiliyor. Yetkililer Seferihisar'daki sistemin Türkiye genelinde uygulanmasıyla 15 milyon sokak lambasının güneş enerjili elektrik direkleriyle değişmesi durumunda 15 milyar kilowat saat enerji tasarrufu olacağı ve bunun 20 milyar dolara denk geldiğini belirtiyor. Sokak aydınlatma bedellerinin, vatandaşın elektrik faturalarına yansıtılmasındansa bu tür bir çözümün tercih edilmesi herkesi mutlu edecektir.

 

Bilim insanları, son haftalarda 140 dünya benzeri gezegen keşfetti. Astronom Dimitar Sasselov Oxford'da bir bilimsel konferansta yaptığı açıklamada, geçen yıl Ocak ayında yörüngeye yerleştirilen Kepler uzay teleskobu ile yapılan gözlemlerde, Dünya'nın ölçülerine yakın 140 değişik gezegen keşfedildiğini belirtti. Son keşiflerin ardından bilim insanları, Samanyolu'nda yaşam koşullarına ev sahipliği yapabilecek 100 milyon civarında gezegen olduğunu düşünüyor ve bunların içinde Dünya benzeri yaşamın sürdürülebileceği 60 kadarını iki yıl içinde belirlemeyi umuyorlar. Henüz elimizdeki gezegeni koruyamazken yeni gezegenleri bulmanın altında yatan, umuyorum dünyamızdan kaçarak oralara da sözde medeniyeti götürmeye kalkmak değildir.

 

Meksika Körfezi’nde petrol sızıntısına neden olan kazadan önce Deepwater Horizon platformunda çalışan işçilerle bir anket yapıldığı ortaya çıktı. İşçiler, kendilerine sorulan sorular üzerine, platformun güvenliğinden endişe duyduklarını ama sorunları bildirmekten korktuklarını dile getirmiş. Görüşme, 20 Nisan’daki patlamadan haftalar önce, platformun sahibi Transocean şirketine bağlı çalışan işçilerle yapılmış. New York Times gazetesinin ele geçirdiği rapora göre İşçilerden biri “Dokuz senelik Deepwater Horizon hiç onarılmadı”, bir diğeri ise “Çalıştır, kır, düzelt. Onlar, böyle çalışıyorlar” demiş. Tüzük, araçlara üç senede bir denetim yapılması gerektiğini söylerken, bazı ana parçaların 2000’den beri denetlenmediği ortaya çıktı. 

 

Benzer bir vurdumduymazlık olayı ise bir süre önce Çin’in Dalian kentinde meydana gelen petrol kazası sonrası gözler önüne serildi. Greenpeace’in bölgede bulunan ekibinin tanıklığına göre balıkçılar ve temizlik için kiralanan işçiler hiçbir koruma olmadan görevlerini yapıyor. İşçilerin, petrolün içinde maskesiz, çizmesiz ve bazen eldivensiz dolaştıklarını söyleyen Greenpeace Eylem Koordinatörü Zhon Yu: “Petrol suda kolayca çözülmeyen ve birçoğu kanserojen olan toksik kimyasallar içeren ve uzun yıllar etkisini gösteren bir yakıttır. Biz, uzun dönemde bu insanların sağlığı için endişeleniyoruz. Malesef şu ana kadar hiçbir şirket petrol sızıntısı için özür bile dilemedi” dedi. Greenpeace, bölgedeki yerel balıkçı ve işçilere 300 adet maske dağıttı. Bölgede bulunan Greenpeace gönüllülerinin bazılarında deri alerjisi ve nefes alma problemleri şimdiden baş göstermiş bulunuyor.

 

Okyanuslardaki kirliliğe dikkati çekmek üzere geri dönüşümlü 12 bin 500 plastik şişeden yapılan tekne, yolculuğunu tamamladı. Teknenin fikir babası David de Rothschild, bu amaçla 20 Mart günü San Francisco'dan yelken açmıştı. San Francisco’dan demir alan ,18 metre uzunluğundaki, sadece güneş, rüzgar ve denizin yenilenebilir enerjisini kullanan, tekne, Seretx adı verilen geri dönüşümlü plastikten, organik yapıştırıcı kullanılarak inşa edildi. Tek damla benzine ihtiyaç duymadan, Büyük Okyanus’ta 4 ay boyunca 15 bin kilometre yol alan tekneyi Sidney’de yüzlerce kişi karşıladı. Rothschild, 2006’da plastik atıkların okyanuslardaki yaşamı nasıl olumsuz etkilediğine ilişkin BM raporunun açıklanmasından sonra, okyanuslardaki kirliliğe dikkati çekmek için böyle bir projeye imza attığını belirtti. Bilim insanlarına göre üretilen plastiğin yüzde 10’u okyanuslara gidiyor.

 

Greenpeace Japonya, süpermarket raflarından kaldırılması amacıyla su ürünlerinden oluşan bir kırmızı liste hazırladı. Liste aşırı avlanan türler ya da sorumsuz balıkçılık yöntemleri kullanılarak avlanan deniz ürünleri türlerinden oluşuyor. Greenpeace, bu balık türlerini pazarlayanların satışlarını durdurmaları, alıcıların da bu ürünleri tercih etmemeleri çağrısında bulunuyor. Kırmızı listenin Japonca sürümünde şu anda tüketilen 5 farklı tipide olan 15 ton balığı  türüde bulunmakta. Orkinos olarak bilinen balık türünün dünya tüketiminin ortalama yüzde 25'i Japonya tarafından tüketilmekte, bir diğer soyu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan mavi yüzgeçli orkinosun da %45i yine bu ülkede tüketiliyor. Kırmızı listede Atlantik somonu, orkinos, Grönland halibut, maymunbalığı, kırlangıç balığı ve köpekbalığı bulunuyor. Kırmızı liste daha önce İngiltere, ABD, Avusturya, Hollanda, Almanya, İsveç, Norveç, Danimarka, Kanada, İspanya, Portekiz, Yeni Zelanda, İngiltere, İtalya, Avustralya ve Yeni Zelanda da yayınlandı. ABD, Kanada ve İspanya dahil olmak üzere birçok ülkede alıcılar, bazı mağazaları bu balık türlerini sattıkları için boykot etmekteler.

 

Japonların, ‘suşinin ayrılmaz parçası’ dedikleri mavi yüzgeçli orkinos, en fazla tehdit altında kalan balık türü. Çeşitli restoranlar, (ünlü  suşi restoranı Nobu da dahil olmak üzere) halen bu balığı satmaya devam ediyor.

 

Tehlike altındaki balıkları koruduğumuz, yeşil ve barış dolu bir dünya için sağlıcakla kalın.

 

Dr. Uygar Özesmi - Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü

 

Gezegenin Geleceği'nin eski sayılarına ulaşmak için tıklayın.

 

 

 

 


Yazıcı formatı Başa Dön
Aynı Kategoriden

Aynı Yazardan