Büyükada’daki Heliport Projesi: Şehir plancısı Akif Burak Atlar ile söyleşi

-
Aa
+
a
a
a

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı şehir plancısı Akif Burak Atlar ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Büyükada için biçtiği Heliport Projesi'ni konuştuk. 

Dünya Mirası Adalar: 21 Temmuz 2020
 

Dünya Mirası Adalar: 21 Temmuz 2020

podcast servisi: iTunes / RSS

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kentsel ve doğal sit alanı olan Büyükada'da, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında "Helikopter İniş Alanı (Heliport), Teknik Altyapı Alanı ve İskele"den oluşan 1/ 5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği teklifini geçtiğimiz günlerde bir ay süreyle askıya çıkardı. Bu teklifte deniz doldurularak Heliport yapılacak, 42 metre uzunluğunda bir iskele ve kıyıda bir teknik altyapı binası inşa edilecek. Bu imar planı değişikliğinden adalıların haberi proje askıya çıkınca oldu. Bu Heliport alanı neresi, bunu iyi tarif etmemiz gerekiyor. Burası Büyükada'nın ön görünüm alanı. Büyükada'ya denizden gelirken, vapurla önünüze çıkan Büyükada peyzajının tam göbeğinde, üstünde bir otel ve rezidans binalarının yer aldığı büyük bir alan burası. Kıyı şeridinin en göz önünde olan bir yer ve SİT alanının göbeği. 

Dünya Mirası Adalar: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerelde bu kadar mikro ölçekli bir kararı nasıl alabiliyor? 

Akif Burak Atlar: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan ayrıcalıklı bir plan değişikliğinden bahsediyoruz. Hatırlayacak olursak, 2011 yılında yayınlanan 644 ve 648 sayılı kanun hükmünde kararnamelerle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurulmuş ve bakanlığa çok geniş yetkiler tarif edilmiş, çok güçlü bir ehliyet verilmişti. 2011 yılından günümüze doğru, bakanlık elindeki bu yetkileri giderek daha sık kullanmaya başlamıştı. 2019 yerel seçimlerinin ardından, iktidar partisinin İstanbul’daki yetkilerini kaybetmesiyle birlikte, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın plan onama yetkisini belirtiğiniz gibi mikro ölçekteki konularda da hoyratça kullanmaya başladığını görüyoruz. Tıpkı, geçtiğimiz hafta sonu, Bomonti Bira Fabrikası’nın yıkımında da ruhsatı Bakanlığın düzenlemesi gibi… Yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluğunda olması gereken mekânsal konulara Bakanlık doğrudan müdahale ediyor, Büyükada Heliport planı da bunlardan biri… Üst ölçekte düzenleyici olması gereken, ülke genelinde temel şehircilik ve çevre politikalarına kafa yorması gereken bir kurumun, İstanbul'un değerli bir ilçesinde, plan yapma yetkisini kullanması ve Heliport kararını devreye alması çok absürt bir durum. Bu konunun yetkiler açısından özellikle düşünülmesi gerek.

Dünya Mirası Adalar: Burada eklememiz gereken bir bilgi de Heliport alanının tam da otel ve rezidanslardan oluşan ticari bir şirketin sahip olduğu deniz kıyısında yer alıyor olması. Bu turizm şirketi 2014 senesinde projesine heliport pistini ekleyerek reklamlarını yapmış. Bu bilgi erişime açık bir bilgi. Tamamen kamuya, vatandaşa hizmet etmek için yapıldığı söylenen Heliport projesi bir turizm şirketinin deniz kıyısında yer alıyor, bu çelişkili bir durum değil mi?

Akif Burak Atlar: Evet, plan notlarında kamu yararından bahsediliyor ama belirttiğiniz gibi plan, tamamen özel kullanıma açılmış bir Heliport alanı düzenliyor, çok net bir şekilde.  Plan notlarında bir kamu yararı ve ihtiyaç belirtiliyor ancak böyle bir ulaşım ihtiyacının bulunmadığını da söylemek lazım. Kaldı ki bu bir tür ulaşım planı kapsamında alınmış bir karar da değil. Öyle olsaydı, sadece bir Heliport alanını değil, Adalar’ın ve ada sakinlerinin ulaşım konusundaki tüm önceliklerinin değerlendirildiği, kapsamlı bir planla bu ve benzeri uygulamaların tartışılarak hayata geçirilmesi gerekirdi. Meselenin bir de tabii katılım boyutu var. Adalar önemli bir yerleşim alanı… Ada sakinlerinin de sürece dahil edilmesi ve onların dile getirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda önceliklerin tespit edilmesi ve mekânsal kararların bu şekilde alınması gerekirdi. Özetle; burada imtiyazlı bir yapılaşma izni veriliyor, üstelik bakanlık tarafından veriliyor. Kamu yararı tartışması yapılacaksa, önce özel mülkiyete konu imtiyazlı bir yapılaşma kararının hayata geçirildiğini ifade etmek gerek.   

Aylardır çok güzel bir iş yapıyor, Adalar gibi önemli dünya mirasının dertlerini, güzelliklerini Açık Radyo aracılığıyla gündeme taşıyorsunuz. Burası üzerine titrenmesi gereken bir alan, ancak ne yazık ki bu alanda olması gerektiği gibi evrensel planlama ilkeleri dahilinde bütüncül süreçler bir türlü işletilmiyor. Bu Heliport plan değişikliği de açıkçası bunun bir örneği.  

Burada biliyorsunuz iptal edilen bir koruma amaçlı nazım imar planı var, sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı yeni bir koruma amaçlı imar planı hazırlama süreci söz konusu. Bu Heliport kararı da Yassıada ve Sivriada kararları gibi, Adalar'ı bütüncül olarak ele alan koruma planı sürecinde bir delik açıyor. Tepeden bir müdahaleyle, planlama sürecinin ortasına bir hançer gibi iniyor, öyle de söyleyebiliriz.

Adalar, koruma amaçlı imar planı kapsamında ele alınması gereken bir doğal [ve kentsel] sit alanı. Yapılan Heliport planı ise koruma amaçlı imar planı olarak değil, bir teknik altyapı ve iskele amaçlı bir imar planı olarak ifade edilmiş. Aslında burada yapılacak plan değişikliğinin 2863 sayılı kanuna tabi bir süreçle ele alınması, 2863 sayılı Koruma Kanunu kapsamında yapılması gerekirdi. Tıpkı Yenikapı dolgu alanında olduğu gibi burada da sanki kıyı bitince sit alanının da bittiğini kabul eden bir yaklaşımla hazırlanmış. Bu, yönetmeliklerde çok açık olmamakla beraber Koruma Kurulu'nun dahil olmasını gerektiren bir kentsel müdahale olarak yorumlanmalıydı. Kıyının bittiği noktada sit sınırının da bittiğini düşünen yaklaşım açıkçası çok kabul edilebilir değil.  

Dünya Mirası Adalar: Adalar Kent Konseyi önümüzdeki Perşembe bir basın toplantısı yapacak ve adalılarla birlikte askıdaki plana itiraz dilekçelerini vermek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Şubesi’ne gidecekler. Askıdaki projeye itiraz için son tarih 29 Temmuz. Bu itirazlara ne oluyor, yani itirazlar yapılıyor, ne işe yarıyor?
Akif Burak Atlar: Onay kurumu aslında itirazları değerlendirdikten sonra gerekçeli olarak tek tek hepsine yanıt vermek durumunda. Planın sahibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğu için itirazlar bakanlığa yapılıyor. Bakanlık, bu itirazları değerlendirecek. Ancak geçmiş dönemde bakanlığa yapılan itirazlarda, itirazların gerekçesiz olarak reddedildiği birçok örnek var. Ya da şöyle söyleyelim, bir itirazın gerekçeli olarak reddedildiğini ya da herhangi bir itirazın kabul edildiğini biz deneyimlemedik. Dolayısıyla itiraz dilekçeleri çok büyük ihtimalle dikkate alınmayacak. Aslında burada itirazlarla beraber yargı kanallarının da bir an önce çalıştırılması gerekir. Plan değişikliğinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava konusu edilmesi çok önemli. Çünkü muhtemelen gerekçeli yanıt verilmeden itirazlar reddedilecek ve plan da bu şekilde kesinleşmiş olacak.  

Dünya Mirası Adalar: Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerine ilişkin 2017’de yapılan yönetmelik değişikliğinde “etkileşim geçiş sahası” diye bir kavram var; bu kavramı tam da tümü kentsel ve doğal sit alanı olan Büyükada’nın kıyı kenar çizgisinin deniz tarafı için kullanmak mümkün değil mi? Tanımı şöyle: “Korunması gerekli kültür varlıklarını ve sit alanlarını doğrudan etkileyen, sit bölgeleriyle bütünlük gösteren, daha önceden sit sınırları içindeyken sit sınırları dışına çıkarılmış veya sit sınırları dışında tutulmuş korunacak sokak, meydan, yapı grupları ve benzerlerinin yer aldığı, sit bölgeleri arasında kalmış sitleri doğrudan etkileyen veya koruma amaçlı imar planlarının hazırlanma aşamasında göz önünde bulundurulması gereken alanlar”.    

Akif Burak Atlar: Plan değişikliğinin mutlaka 2863 sayılı Koruma Yasası kapsamına alınması gerekir. Bu yönde açılacak davalarda bilirkişinin bu konuya çok hassasiyetle incelemesi gerekecek. Çok yanlış bir yorumla koruma sahasının, sit alanının dışında olarak değerlendirilmiş bu Heliport alanı; böyle bir şey mümkün değil. 2863 sayılı yasada bu konu biraz boşlukta kalmış, yani kıyı sınır çizgisinin deniz tarafında kalan alanların SİT ile ilişkisine ilişkin bir yorum getirilmemiş, ancak burada idarenin ilgili yönetmelikleri yorumlayıp kamu yararı ile ilgili, korunması gereken alanla ilgili uygulama yapması beklenirdi. Koruma Kurulu'nun da gündemine gitmeliydi bu plan değişikliği, ancak ne yazık ki bunun gerçekleşmediğini görüyoruz. Yani kıyının deniz tarafında kaldığı için burada bir SİT süreci çalıştırılmamış, deniz sit alanının dışı olarak kabul edilmiş. Bu konu en temel itiraz gerekçelerinden biri olmalı. 

Dünya Mirası Adalar: Boğaziçi için bir öngörünüm alanı tarif edilmiş, aynı şey adalar için de geçerli değil mi? Adalar için bir öngörünüm yasası çıkartılamaz mı?

Akif Burak Atlar: Boğaziçi çok farklı, çünkü Boğaziçi'nin ayrı bir kanunu var. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nda tanılanıyor öngörünüm konusu. Adalarda o işlevi görecek olan aslında imar planları olmalı, yani imar planları o hassasiyetle hazırlandıktan sonra ayrı bir kanuna aslında gerek yok. Şu aşamada yürürlükte geçiş dönemi yapılanma koşulları var. Bu yeni Heliport kararı geçiş dönemi yapılanma koşullarıyla bile ilişkilendirilse, yine açıklar bulunabilir. Tüm bunlar bir tarafa, bakanlığın parsel ölçeğinde Büyükada için ürettiği bu karar İstanbul'da diğer benzeri mekânsal kararlara benziyor, bunun da yasal olarak mücadelesini vermek lazım. Adalıların itirazı ve Kent Konseyi’nin düzenleyeceği basın toplantısı çok önemli. Sadece ada sakinlerinin değil, İstanbulluların da diğer ilçelerin sakinlerinin de konuyu yakından takip etmesi çok büyük önem taşıyor. Çünkü bu parça parça yapılan müdahaleler, kent bütününü çok kısa vadede olumsuz etkileyecek süreçler. O nedenle Adalar Kent Konseyi’nin gerçekleştireceği basın açıklaması etkinliğini çok olumlu buluyor, tüm Adalıların ve İstanbulluların destek vermesini temenni ediyorum.    

 

Not: TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi 28 Temmuz 2020’de İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne askıya çıkarılan Heliport Projesi ile ilgili itiraz dilekçesini iletti.