Baskın Seçim Öncesinde "Ekonomik Tatlandırıcılar"

-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete'nin Ekonomik Gidişat köşesinde Seyfettin Gürsel'le, tam da 24 Haziran "baskın seçim" kararının ardından, acele olarak, oy toplayabilmek için henüz ikna olmamış kararsız kesimde belki etkili olur düşüncesiyle  gündeme gelen muazzam vergi yeniden yapılandırılması hakkında konuştuk.

Ekonomik Gidişat: 3 Mayıs 2018
 

Ekonomik Gidişat: 3 Mayıs 2018

podcast servisi: iTunes / RSS

 

Ömer Madra: Günaydın Seyfettin.

 

Seyfetten Gürsel: Günaydın.

 

Can Tonbil: Günaydın Seyfettin Bey.

 

SG: Günaydın.


ÖM: Bir hayli tartışılan bir durum var, ülkede ekonomik gidişat konuşulurken bir de açıldı paket ve birçok şey meydana getirildi; emeklilik, bir takım ikramiyeler, vs. daha önce CHP’nin söylediklerini reddeden hükümet yetkilileri şimdi yetkililer de o zaman inkar etmişlerdi “bunun kaynağı yoktur” filan dediler, şimdi tam tersi bir tavırla “olur böyle şeyler” kabilinden seçim yatırımlarına geçildi. Türkiye’den çok alıştığımız bir şey ama padoranın kutusu açıldı şeklinde de bir şey söylemiştin bir televizyon programında yanılmıyorsam. Ne demek bu?

 

SG: Tabii iki konu var tartışılacak, birincisi dediğin gibi bu tam seçim öncesi zaten baskın bir seçim kararı alındıktan sonra alelacele bir seçim tatlandırıcıları diye literatürde geçer oy toplayabilmek için henüz ikna olmamış kararsız kesimde belki etkili olur diye muazzam bir vergi yeniden yapılandırılmasıyla birlikte dediğin gibi emeklilere bayramlarda 1000’er lira aşağı yukarı 24 milyar’ı buluyor maliyeti kamu bütçesine. Bir de tabii daha az konuşulan şey var, 65 yaş katkısı da 250 liradan 500 liraya çıkartılıyor, ne kadar kişi alıyordu bunu bilmiyorum ama neyse çok büyük bir rakam tutmayabilir ama sonuçta hakikaten senin de hatırlattığın gibi CHP geçen seçim kampanyasında “ikramiye vereceğiz” daha doğrusu “emekli maaşlarını arttıracağız” dediği zaman Mehmet Şimşek “bunun kaynağını gösterin ben CHP’ye oyumu vereceğim!” demişti, şimdi pek bir sesi çıkmıyor.

 

ÖM: Maliye bakanı Naci Ağabal da bir ara vergi affı olmayacağını söylemişti.

 

SG: Bir çok şey içiçe, açıkçası şöyle bir giriş yapayım, birazdan olabildiğince ayrıntılarına gireceğim, daha doğrusu kapsamını kısaca özetlemeye çalışacağım ama bu hakikaten politik iktisat ders kitaplarında bir örnek teşkil edecek bir dosya, bir paket, yani dünya literatürüne herhalde girer çünkü dün akşam, bu sabahki programda da tabii bundan söz edeceğimizi düşünerek bir bakayım dedim, tam aklımda tutarım, bir şey atlamayayım. O kadar uzun ki bunu sonuçta indirdim ve önüme koydum, çünkü hafızada kalacak gibi değil. Şöyle özetlemeye çalışayım, bu 24 milyar’ın sözde kaynağı bulunmaya çalışılıyor ama aynı zamanda tabii ki bu da bir başka tatlandırıcı seçmene dağıtılan, ne kadar aklınıza vergi geliyorsa, bu tabii yeniden yapılandırma adı altında yani vergiler ödenmemiş, neler bunlar? Her türlü gelir vergisi, aklınıza gelebilecek SGK’ya prim borçları ödenmemiş, trafik cezaları, yani küçük ufak tefek vergileri geçiyorum, her türlü kamu alacakları. Mesela diyor ki bütün bunların dışında kalan vergi prim borçlarının amme alacaklarında takip edilen alacaklar dahil olmak asli ve seri amme alacakları. Gümrük vergileri, idari para cezaları, faizler, gecikme faizleri, gecikme zamları, SGK’nin her türlü prim ve ceza alacakları, belediyelerin emlak vergisi ve su ile ilgili alacakları, yani aklınıza ne kadar kamu alacağı ödenmemiş kamu alacağı ve dolayısıyla takibe girmiş, üzerine tabii gecikme faizleri binmiş, ceza çünkü caydırıcı olması için değil mi, vergi ödemediği zaman bir ceza olmazsa o zaman herkes vergi ödememe yoluna gider. Yani aklınıza ne geliyorsa yeniden yapılandırma adı altında deniyor ki “sen şimdi paşa paşa bunları peşin veya takside bağla biz de bütün bu ekstra yüklerden cezalardan seni affediyoruz” diyor. Tabii onu da sen girişte hatırlattın, artık hiçbir şeyin caydırıcı tarafı çünkü bu bir gelenek ve adet haline geldi AKP’nin, her hafta “bundan sonra olmayacak” denildi, çünkü bunu da demek zorundalar, çünkü o zaman insanlar “demek ki bu aslında kural haline geldi dolayısıyla ödemeyelim” hiçbir caydırıcı özelliği kalmıyor vergi takibinin ama artık bu saatten sonra da her seçimden önce ya da her seçimden öncesinde belli bir süre içinde insanlar “nasıl olsa seçim var, boş ver trafik cezası, vergi, belediye emlak vergisi, vs. ödemeyelim, nasıl olsa af çıkacak” diye düşünecek.

 

ÖM: Biz de iki ilavede bulunalım.

 

CT: Müsaadenizle önce söyleyeyim, bunun önüne geçilebilmesi için bir açıklama yaptı Başbakan Binali Yıldırım, imar affının söz konusu olmadığını, gelmekte olan şeyin imar barışı olarak nitelendirilmesi gerektiğini söyledi.

 

SG: O da tabii ayrı bir konu bunların dışında, bu imar barışı denilen her türlü kaçak yapıyı belli kurallar altında bunları legal hale, işte cüzi miktarlar da ödemek koşuluyla imar belgeleri veriliyor, yapı kayıt belgesi verilecek, vs. Tabii bu da ayrıca bundan sonra da insanlar diyecekler ki boşver yapalım kaçak binaları, konutları nasıl olsa bir dahaki seçimde af çıkar.

 

ÖM: Vergi de vermek için aynı şey söz konusu. Artık bundan sonra vergi vermek

 

SG: Vergiden de ibaret de değil beni şaşırttı çünkü bundan çok söz edilmiyordu, her türlü şeyin faturasız, yani kayıt dışı şirketlerde firmalardaki kayıt dışı işlemlerin yasal hale getirilmesinin de kapısı açılmış durumda. İşletme kayıtlarının düzeltilmesi deniyor başlığı. Yani işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan, emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar, bunlara KDV’lerini ödediğin takdirde biz bunları artık bilançolarında gösterebilirsin diyor. Bunun aynı şekilde kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan mallar, yani faturasız satılmış bir şekilde, kanun yayımından itibaren 3. ayın sonuna kadar fatura düzenlenerek vergisel yükümlülükler yerine getirilmesi şartıyla kayıt altına alınabilecek. Bu tabii zaten kayıt dışılık Türkiye ekonomisinde başlı başına bir sorun bu da onu cesaretlendirici bir şey. Her türlü faturasız firmalardaki mevcut varlıkların kayıt altına alınması.

 

ÖM: Pandoranın kutusu açılmasından kastın ne?

 

SG: Tabii onu da konuşalım çok önemli, bugün çünkü seçimlerde malum seçim sistemini değiştirdi iktidar partisi bunu MHP’nin desteğini alabilmek için özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminde şarttı, MHP’nin koşuluydu. Nasıl değiştirdiğini aslında çok konuştuk, siz de ayrıca konuştunuz ama çok kısa bir hatırlatma yapalım, ittifak olanağı getirildi partilere. Bu çok gevşek bir ittifak türü, aslında her seçmen kendi partisine sonuçta oy verecek yine, yani kendi partisi dediğim hangi partiye oy vermek istiyorsa mührü o partinin kolonuna basacak. Eğer YSK’ya bir takım partiler derlerse ki “biz ittifak yaptık, derdimiz de şu” diye bir imzalı belge verirlerse bu partilerin toplam oylarına göre önce milletvekili dağılımı yapılıyor, sonra bu partilerin aldıkları oylara göre toplam milletvekili bu partiler arasında dağıtılıyor tabii bunu amacı AKP ile MHP’nin ittifakını seçim sisteminin bir uygulaması haline getirmekti. MHP malum barajı geçemeyeceğini neredeyse hemen hemen bütün anketler söylüyor, onun tabii bu baraj kabusundan kurtarmak için bu yapılmıştı. Karşılığında da MHP Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyecekti cumhurbaşkanlığı seçimlerinde. Muhalefetin bundan yararlanamayacağını, bir şekilde engellenebileceğini, hatta seçimlere belki İYİ partinin sokulamayacağını, HDP’nin de barajın altında bırakılacağını umarak bu değişiklik yapılmıştı. Fakat işler öyle yürümüyor neyse ki, çünkü en azından birkaç günden beri biliyoruz ki CHP İYİ parti ve SP, bir de DP bunlar ittifak yapmaya karar verdiler. Bu şu demektir, demek ki bu kural altında artık seçim barajı %10 gibi dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen seçim barajı fiilen ortadan kaldırılabilecek hale geldi. Pandoranın kutusunu açtılar derken bunu kastetmiştim, tabii o zaman muhalefetin de ittifak yapmayı ne kadar becereceğini bilemiyordum ama tabii isteniyordu, arzulanıyordu. Bu şimdi kısmen de olsa başarılmış durumda, örneğin SP’nin tabii ki %10 barajını geçmesi katiyen söz konusu olmayan bir parti, beğeniriz beğenmeyiz önemli değil ama bir oy veren seçmeni var mı var, peki bu seçmenin de kendi temsilcilerini parlamentoya gönderme hakkı var mı var. O zaman aslında başından beri muhalefetin de savunduğu bu seçim barajı ya kaldırılsın ya çok makul bir düzeye düşürülsün talebini hep reddetti iktidar partisi. Şimdi bir anlamda kendi oyununa gelme durumu var, bu çıkarttığı ittifak, seçim sistemine dahil ettiği ittifak kuralıyla küçük partilerin de hatta %8-9 almış bir partinin de ki bu küçük parti sayılmaz, parlamentoya temsilcilerini yollama, milletvekillerini yollama fırsatını verdi. Pandoranın kutusundan kastım bu. Bu tabii sonuçları da büyük ölçüde değiştirebilir, en azından gündeme girdi bu tartışma. Çünkü bilmiyoruz ne sonuç alacak parlamento seçimlerinde, yani cumhurbaşkanlığı seçimi ayrı bir konu, onu konuşacak belki vaktimiz yok bugün ama parlamento seçimleri çok önemli. Yeni başkanlık sisteminde meclisin de fazla yetkisi kalmadı falan deniyor ama şunu hatırlatmak isterim, hala temel yasaları meclis çıkartacak. Düşünebiliyor musunuz, eğer mecliste muhalefet çoğunluğu elde edebilirse seçim yasalarını, örnek olarak veriyorum, en önemli temel iki yasa uzun süreden beri ne kadar antidemokratik olduğu konuşulup duruyor ve yasaları değiştirebilir dolayısıyla muhalefet mecliste. Buna karşı cumhurbaşkanının da yapabileceği fazla bir şey yok, alt tarafı veto edebilir ama tekrar oylayabilirler. Yapabileceği en fazla şey “ben yönetemiyorum, bu şekilde olmaz, onun ben yeniden erken seçim yapacağım, fesh ediyorum parlamentoyu” diyebilir. Bu durumda cumhurbaşkanlığı seçiminin de yenilenmesi gerekiyor. Yani son derece önemli parlamentoda ne gibi bir sonuç alınacağı bu seçimlerde. Dolayısıyla bu sözünü ettiğim ittifak bu bakımdan çok önemli bir adım oldu. Tabii ne kadar oy alacaklarını bilmiyoruz, bir de iktidar partisinin şöyle bir umudu vardı, bu İYİ partinin seçmeni CHP ile ittifak yapıyor diye bir kısmı oy vermez bize verir, CHP’nin seçmenin bir kısmı CHP’ye vermez İYİ partiye verir. Bu da ne kadar etkili olacak ya da bu beklenti gerçekleşecek? O da şüpheli çünkü gene bir kez daha hatırlatmak istiyorum, öyle bir kural getirdiler ki, öyle bir ittifak kuralı aslında seçmen gidip bir partiye oy verecek, bu kadar basit, hangi partiye oy vermek istiyorsa ona verecek. Yani bir ittifaka oy vermek söz konusu değil, bu ittifakın geniş bir hükümet programı sunması gerekmiyor. Pandoranın kutusu metaforuna gelecek olursak biraz bunları kastetmiştim. Tabii zurnanın zırt dediği bir durum da ortaya çıktı, HDP bu ittifakın dışında kaldı.

 

ÖM: Bu son derece önemli bir gelişme, evet ya tam demokrasi ya tam diktatörlük dediği Demirtaş’ın gerçekleşebilir, böyle bir durum var. Fakat ben bir de ilk konuştuğumuz şeye iki dakika için bir daha dönmek istiyorum. Dün Çiğdem Toker’in yazısı vardı Cumhuriyet gazetesinde ve başbakan Yıldırım’ın açıkladığı seçim paketinin AKP’nin 24 Haziran seçimleri konusunda endişeli olduğudur, böyle bir sürü seçim yatırımı yaptı bu yüzden diye, iktidar kaybetme endişesinin bir korkuya dönüştüğünü belgelediğini söylüyordu. “Fakat Yıldırım’ın emekliden esnafa, çiftçiden üniversite öğrencisine dek milyonlarca seçmenin cüzdanına doğrudan etki eden paketin bütçeye maliyetinin 24 milyar olduğu söyledi ama öyle değil, benim yaptığım hesap sadece emeklilere her yıl ramazan bayramı ve kurban bayramı öncesi 1000’er lira ikramiye vaadi bile açıklanan toplam maliyetine epey yaklaştırıyor. Yani 11.473.735 lira sosyal güvenlik kurumu verilerine göre Türkiye’de emekli aylığı alan kişi sayısı diyor. Yani SSK, Bağkur ve memurlardan ibaret bir şey yapıldığı zaman ama bunu verdiği zaman zaten 11,5 milyar lira tutuyor.

 

SG: Hayır 2000 lira veriyor 24 milyar tutuyor.

 

ÖM: İşte iki bayram ödediğinizde 22.9 milyar lira olarak yansıyor. Peki diğer bütün konuştuklarımız, yani stok affı, ceza yapılandırması, emekli borcu,

 

SG: Bunlar tabii burada umut şu, bu 24 milyar’ın hiç olmazsa bir kısmını bu şekilde toplayalım hesabı var. Ancak daha önceki aflardan da biliyoruz ki aslında pek çok özellikle büyük vergi kaçakçılarından söz etmiyorum yani hakikaten ödeyecek parası ama “neden ben şimdi vergi ödeyeyim?” diyor “ az ödeyeyim” diyor, bunun bir sürü yolu var Türkiye’de ama bir kısmı da vergi ödeyemeyen, primlerini ödeyemeyen zor durumdaki küçük işletmeler, esnaf, vb. Bunlar yeterince para kazanamadığı için ödemiyor, bunlara bir fırsat tanıyalım demeye getiriyor aynı zamanda. Fakat aynı zamanda şöyle bir sorun da ortaya çıkıyor, bunlar zaten önceden ödemeye niyetli olup da ödeyemedilerse şimdi nasıl ödeyecekler? Nitekim ondan önceki aflarda da gördük ki hiçbir zaman umdukları parayı toplayamadılar.

 

ÖM: Aynen bir de yaklaşık neredeyse 2 katına çıktığını hesaplamış Çiğdem Toker 40 milyar

 

SG: Çiğdem Toker’in yazısını okumadım ama o hesap daha doğrusu şöyle, bir eksik tarafı şu, ben olsam şöyle derdim, bu kalıcı bir kamu dengesi itibariyle devlet bütçelerinde ki bu tabii çok önemli bir konu çünkü bir tek o çıpa kaldı. Yani düşük bütçe açığı, merkez bankası da durmadan söyleyip duruyor, tutturamıyor bir türlü enflasyon hedeflerini, kuru da zaten gördünüz ne hale geldiğini, şimdi onunla bağlantılı söylemek istiyorum. İlerisi için yani bu sadece bu yıl için meselesi değil, bundan sonraki yıllar için de büyük bir sorun haline getirdi maliye politikasını. Çünkü bir kere bu şeyler her yıl verilecek, tabii ki emekliler geçinemiyorlardı, özellikle düşük maaşlı emeklilerin büyük çoğunluğu düşük maaş alıyor, geçinme zorlukları vardı, tamam onlar için tabii ki bir ferahlama ama artık her yıl tekrarlamak zorunda. Artı bu vergi yasaları nedeniyle de gelecek yıllarda bu aflar, yeniden yapılandırmalar, vs. inanılmaz bir vergi toplama iddiasından vazgeçme. Bunun da tabii nakit açısından çok ciddi etkileri olacak, daha fazla borçlanma, daha yüksek faizlere yol açacak. Bunu tabii hiç düşünmüyorlar çünkü ne pahasına olursa olsun 24 Haziran’da hem birinci turda mevcut cumhurbaşkanının seçilmesi hedef olarak konmuş durumda, adeta bu olmadığı takdirde sanki Türkiye’nin sonu gelecekmiş gibi bir hava içindeler, hem de parlamentoda mutlaka tabii ki çoğunluğu elde etmek istiyorlar. Böyle olunca artık miyopi dediğimiz bizim iktisatta yani miyoptur siyasetçiler seçimlere doğru, bırakın uzun vadeyi orta vadeyi bile hiç düşünmezler ‘onlara sonra bakarız hele şu seçimleri bir kazanalım sonra bakarız’ davranışına miyopluk denir. Yani miyopluk had safhada, 2 aydan, 6 aydan ötesini artık hiç düşünmez hale gelindi. Bunu zaten yabancılar gördüğü için işte 2 gündür belli ki müthiş bir sermaye çıkışı var, inanılır gibi değil. Merkez bankasının o beklenmedik ölçüde faizleri tekrar arttırdı biliyorsunuz, 0.75 baz puan arttırdı ki belki 50 baz puan arttırır deniyordu. Şimdi dikkat ederseniz cumhurbaşkanı hiçbir şey de söylemedi faiz artışıyla ilgili. Düşmeye başlamıştı kur

 

ÖM: Evet, dolar da 1 günde 12 kuruş birden yükselmiş şimdi.

 

SG: İnanılır gibi değil, en son 4.15-4.16’dan kapattı.

 

ÖM: 4.18 son gördüğüm benim.

 

SG: Bu inanılır gibi değil, bu şu demektir enflasyon kesinlikle düşmeyecek, yeniden yükselmeye başlayacak, hatta bu devam da edebilir, yani dolayısıyla bu şu demektir, aslında emeklilere verdikleri bu ikramiyelerin bir kısmını enflasyon geriye alacak demektir, o da ayrı bir konu. Tabii ki bütün bu tartışma da belki ilginç bir nokta, bir soru daha doğrusu peki siz bu kadar ikramiyeleri dağıtacaksınız, AKP’ye daha önce oy vermeyi düşünmeyen emekliler şimdi kalkıp AKP’ye oy verecek mi? Amaç bu ama bu sorunun öyle kesin bir ‘evet’ cevabı yok.

 

CT: Ya da mevcut hazır AKP seçmeni emekliler AKP’ye oy vermeye devam edecek mi kısmı da var.

 

SG: Tabii onlar belki edebilirler ama bütün şey hemen hemen her seçimde öyledir, tereddütte olan kararsız kitlenin nereye yöneleceği. Çünkü başabaş gidebilir seçimler, özellikle HDP bu ittifaka dahil edilmedi, aslında bu beklenen bir gelişmeydi İYİ parti ile HDP’nin aynı resmin içinde görülmesini İYİ parti istemedi her neyse ama HDP eğer %10 barajını geçemezse zaten öbür ittifak hiçbir işe yaramaz, çoğunluğu garantidir cumhur ittifakının parlamentoda. Nedenini bilmiyorum uzun uzun anlatmama gerek yok, çünkü HDP’nin biliyorsunuz bir coğrafi oy yoğunlaşması var güneydoğuda. Orada birinci parti konumunda, eğer öbür partiler ne CHP, İYİ parti, SP ne de MHP zaten ama AKP var, barajı geçemediği takdirde orada kazandığı aşağı yukarı 45-50 milletvekili gümüş tepside AKP’ye verilecek. Dolayısıyla öbür tarafta demokrasi ittifakının performansı ne olursa olsun parlamentoda AKP çoğunluğu garanti. Dolayısıyla HDP’nin barajı geçmesi çok önemli bu açıdan yani muhalefetin en azından parlamentoda çoğunluğu sağlaması açısından. Geçtiği takdirde de öyle durumlar ortaya çıkabilir ki muhalefet çok ciddi çoğunluk elde edebilir. Tabii bilmiyorum henüz oyların ne olacağını ama çok kabaca şöyle düşünü, yani CHP hadi gene %25 civarında aldı, İYİ parti %10 civarında aldı, 35 eder, 3 de SP’ye koy 38, 11’i HDP’nin eklediği zaman 49. Yani bu durumda kesinlikle şunu söyleyebilirim bu konudaki tecrübelerime dayanarak, cumhur ittifakı parlamentoda azınlıkta kalır. Bu tabii önemli bir kapının açılması çünkü sonuçta ittifakın pek çok konuda tabii ittifakı muhalefet oluşturan daha doğrusu partiler pek çok önemli konuda anlaşamayabilirler ama bir konuda en azından anlaşıyorlar, parlamenter rejime geri dönüş ve hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi.

 

ÖM: Evet, son derece kritik bir nokta.

 

SG: Şimdi bunun kapısının aralanması ve açılması demek tabii.

 

ÖM: Evet. Bence bunu daha konuşma fırsatımız olacak, Cuma günü yani yarın açıklanacak şeyler de var.

 

SG: CHP’nin adayı açıklanacak.

 

ÖM: Evet, bunları konuşmaya devam edeceğiz şimdilik istersen burada bir nokta koyalım. Arada seçimle ilgili olarak yeni gelişmeler olursa normal rutin dışında da programlarımız saatleri dışında da tekrar konuşabiliriz, seni de arar konuşmaya çalışırız.

 

SG: Tabii ki.

 

ÖM: Çok teşekkürler.

 

CT: Görüşmek üzere.

 

SG: İyi yayınlar diliyorum.