"Belçika'nın Tom Waits'i" Arno'nun ardından

-
Aa
+
a
a
a

"Belçika'nın Tom Waits'i" lakabıyla bilinen söz yazarı, besteci ve yorumcu Arno'nun ölümü üzerine programcımız Devrim Özkan'ın sanatçı hakkında yaptığı özel programın özetini ve onun farklı dönemlerde yayınladığı albümlerden seçtiği parçaları paylaşıyoruz.

Arno'nun fotoğrafı

Belçika’nın Ostende kentinde, 1949 yılında dünyaya gelen ve tam ismi Arnold Charles Ernest Hintjens olan Arno, müziğe yetmişlerin başında TC Matic grubuyla başlamıştı. Topluluk; blues, funk, şanson ve rock gibi farklı türleri harmanlayan şarkılar yapıyor, bu karışımdan ortaya, Amerikan etkisi fazlasıyla hissedilen ancak yine de Avrupalı kimliğini korumayı başaran hard rock altyapılı parçalar çıkıyordu. TC Matic’in en ünlü şarkılarından biri de Putain, putain idi. İlerleyen yıllarda Oh la la la! ve Elle adore le noir ile birlikte Arno’nun kendi repertuarına dâhil ettiği şarkılardan biriydi bu aynı zamanda. Bu şarkı için alternatif bir Avrupa marşı, yorumları da yapılıyor. 1983 tarihli "Choco" adlı albümde yer alan parçada birçok kişisel ve toplumsal meseleye değindikten sonra, “Ne de olsa hepimiz Avrupalıyız” diyordu Arno. Şarkının orijinali Fransızca, Flamanca ve İngilizce sözlerden oluşuyordu.

1980’lerin ortasında TC Matic ile yollarını ayırarak kariyerine tek başına devam etme kararı alan Arno, kendine ait ilk albümü 1986’da piyasaya sürdü. Tom Waits ya da Jacques Higelin’i andıran kulak tırmalayıcı, hırıltılı bir ses, kendini tekrarlayan sert melodiler ve bu melodilere eşlik eden akordeon, armonika ve piyano gibi enstrümanlar sayesinde kolayca ayırt edilebilen bir tarz yaratan sanatçı, 1988’de yayınladığı “Charlatan” ve 1990 tarihli “Ratata” adlı albümlerle de hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi edinmeyi başardı. TC Matic’in gürültülü rock geleneğinin devamı olarak nitelendirilebilecek Mon Sissoyen ve Whoop That Thing gibi orijinal şarkıların yanında Le Bon Dieu (Jacques Brel) ve Les filles du bord de mer (Adamo) gibi klasiklerini de yorumlamaktan geri kalmayan Arno, 1991’de ömrü bir hayli kısa olacak olan Charles et Les Lulus adlı grubu kurdu, 1993’te ise kayıtları Nashville’de geçekleşen “Idiots savants” adlı albümü piyasaya sürdü. Ağırlıklı olarak İngilizce şarkılardan oluşan bu albümde Harry Cleven’ın 1992 tarihli Abracadabra adlı filminin sountrack’inde de yer alan Give me the gift de bulunuyordu.

Daha önceleri çıkardığı albümlerde hem İngilizce hem Fransızca hem de Flamanca parçalar seslendiren Arno, 1995’te yayınladığı "À la française”de, yalnızca Fransız dilinden eserlere yer verdi. Sanatçının bu çalışmasında; Je ne veux pas être grand, Elle pense à lui ve de özellikle anne-oğul ilişkisi üzerine bir psikanaliz seansı sayılabilecek Les yeux de ma mère (Annemin gözleri) gibi parçalar dikkat çekiyordu . Bunu 1997 tarihli canlı performans albümü “En Concert” izledi. Bu konserlerde Arno, Léo Ferré’nin Comme à Ostende adlı parçasını da yorumlayarak, adeta doğduğu şehre selam göndermişti. 

Arno, ilk olarak TC Matic grubuyla kaydettiği Oh la la la! adlı şarkıyı günümüzde verdiği konserlerde de sık sık farklı düzenlemelerle seslendiriyor. Belçika’da seksenli yılların başında bir hayli ses getiren parça, oldukça basit, hatta biraz çocukça İngilizce sözlerden oluşuyor. Sadece nakarat kısmı Fransızca. Parçayı Ferre Baelen ve Rudy Cloet ile birlikte kaleme almış sanatçı.

2002 tarihli "Charles Ernest" adlı albümde yer alan Lola, etc.'da, hayatını eskortluk yaparak kazanan bir adamın, birlikte olduğu farklı kadınlarla yaşadığı öyküleri anlatan Arno, parçayı İngilizce olarak da Solo gigolo adıyla kaydetmişti. Jane Birkin’le düet yaptığı Gainsbourg şarkısı Elisa da yer aldığı albümdeki dikkat çeken bir diğer şarkı da Rolling Stones uyarlaması Mother’s Little Helper’dı.

Dağınık saçları, şaşkın bakışları ve kesik kesik konuşmasıyla her daim yataktan yeni kalkmış bir adam görüntüsü sergileyen Arno, oldukça esprili ve iğneleyici eserlerle dolu bir sonraki albümü “French Bazaar”ı 2004’te piyasaya sürdü. Bu, onun tamamen Fransızca sözlü şarkılardan oluşan ikinci albümüydü. Albümde; Chic et pas cher, 40 ans ve In Love avec une DJ gibi şarkılar dikkat çekiyordu. Söz konusu çalışması Arno’ya ertesi yıl “En İyi Pop Müzik Albümü” dalında bir de Victoire de la Musique ödülü getirdi. Bu albümü; Montreal, New York, Moskova ve Beyrut’u da kapsayan uzunca bir turne izledi.

2006’da Cali, Rodolphe Burger ve Magyd Cherfi gibi isimlerin onun parçalarını seslendirdiği saygı albümü “Une tribu pour Arno” piyasaya çıktı. Aynı yıl Koen Mortier’nin Ex-Drummer adlı filminin orijinal müziklerine imza atan sanatçı, 2007’de bir kez daha birçok farklı dilde parçaya yer verdiği “Jus de Box”ı yayınladı. Bu albümde yer alan Mourir à plusieurs adlı şarkıda, çevre kirliliğinden silahlanmaya kadar birçok toplumsal sorunu eleştiriyordu sanatçı ve “Hep beraber ölüyor olmak insanı biraz daha az korkutuyor” diyordu. Yine o yıl Samuel Benchetrit’nin J'ai toujours rêvé d'être un gangster adlı filminde Alain Bashung’la birlikte kamera karşısına geçen Arno, 2010’da otuz beş senedir yaşadığı Brüksel’in kozmopolitliğinden aldığı ilhamla hazırladığı “Brussld”’i piyasaya çıkardı. Albümde, Bob Marley’nin Get Up, Stand Up adlı şarkısını akıllara Chopin’in eserlerini getirircesine, piyano eşliğinde yeniden yorumlamıştı aynı zamanda.

2010’lu yıllarda verdiği konserlerde, kendi ekibinin yanına Arap ve Afrikalı müzisyenleri de monte ederek sahnede günümüz Avrupa’sının kusursuz bir müzikal portesini çizmeye başlayan Arno, 2012’de, Fransa listelerinde otuz beşinci sıraya kadar yükselen “Future Vintage”ı yayınladı. Bu isim aracılığıyla günümüz dünyasında, geçmişe olan özlemin adeta bir takıntı haline gelmesine gönderme yapan sanatçı, 2016 tarihli “Human incognito”nun ardından şimdilik son stüdyo albümü "Santeboutique"i 2019’un Eylül ayında piyasaya sürdü. Santeboutique, Belçika’da kullanılan ve gürültülü, karmakarışık bir sokak pazarını ifade eden bir deyim. Arno da günümüz Dünyasını böyle bir pazara benzettiğinden albümüne bu ismi vermiş. Bu albüm sonrasında, 2020’nin Ocak ayında yeni turnesine start veren Arno, gerek pankreas kanserine yakalandığını öğrenmesi, gerekse pandemi koşulları nedeniyle bu turneyi ileri bir tarihe ertelemek zorunda kaldı.