ÖRDEK FIRINDA
Ağustos
ayında dünyanın dört bir yanında tüm sıcaklık rekorları kırıldı: Mesela
Pakistan’da gölgede 53 derecenin üstünü gördük. Eh, evdeki fırının düğmesini de
53 dereceye getirebilirdik pekâlâ, yemekleri ısıtmak için. Rusya bin yılın en
yüksek hararetiyle kavruldu, 15 bin insan sıcaktan öldü, yangınlar çevrede
nükleer tehdit yarattı, Sibirya tundralarında 1 milyon kilometrekare
(Türkiye’nin birbuçuk katına yakın) donmuş toprağın çözülmesi rekor hıza
ulaştı, ülkede tahıl hasatının üçte biri yandı gitti. Rusya’daki sıcak hava
dalgası, insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olduğu bilim dünyasında
tartışmasız kabul edilen ilk felaket oldu…
Pakistan’da
meydana gelenler ise Kitab-ı Mukaddes’ten alınmış sayfalar gibiydi: Ülkede bir
Nuh Tufanı oluştuğunu söylesek abartmış olmayız: Yer-gök suya kesti, gökyüzünün
tüm suları Muson olup bu yoksul insanların başına yağdı; ülkede devasa
içdenizler peyda oldu, İndus nehri normal hacminin 40 katına çıkarak taştı,
bentlerini çiğneyip aştı. Ülkenin beşte biri sulara gömüldü, 20 milyon insan
evsiz barksız kaldı, tufandan etkilenenlerin sayısı 40 milyona (Türkiye
nüfusunun yarısından fazlasına) ulaştı! İşin fenası, bu çağrının sizlere
ulaştığı sırada felaketin ucu bucağı görünmüyordu. Görünmediği gibi, belki daha
da kötüsü yoldaydı: 72 bin çocuğun açlıktan ölmesi an meselesiydi!
Öte yandan, Kuzey Kutup bölgesinde
deniz buzları görülmemiş bir hızla eriyor, devasa buzdağları kopuyor,
okyanusların ısınması dolayısıyla mikroskopik canlı nüfusun çökmesiyle,
denizlerde beslenme zinciri hızla kopuşa doğru giderken, Latin Amerika’da,
Rize’de rekor yağışlar dağ yamaçlarını yerle bir etti, aşağıdaki evler ve
insanları çamur deryasında silip süpürdü. Afrika’nın yoksul ülkesi Nijer’de ise
hem sel, hem kuraklık vardı: Katmerli felaket, nüfusun yüzde 80’ini ve 400 bin
çocuğu açlık ve kıtlığa mahkûm etti! Gerisi de öyle gitti zaten: Doğu
Avrupa’da, Keşmir’de, Hindistan’da, Çin’de, Kuzey Kore’de, Vietnam’da
taşkınlar, heyelanlar, seller sular, yangınlar ve hayatları cehenneme dönen
milyonlar vardı.
Kısacası, herşey eski bir bilim
kurgu filminden çıkmış gibiydi: 7 milyar insan, haşin ve tekinsiz, bilinmedik
bir gezegenin üstünde kala kalmıştık ansızın. Küresel ısınma tehdidi yoktu
artık. Küresel ısınmanın kendisi gelmişti!
Bütün bunlar “olabilir” değildi, olmuştu.
Gezegen, devrilme noktalarına çok yakındı. İklimin kontroldan tamamen çıkması
birkaç yılın meselesiydi artık.
Ve biz, hararetin tam
ortasındaydık. Sıcak başımıza vurmuştu. Önce dehşetli öfkelenmenin ve hemen
ardından da sakince harekete geçmenin tam zamanıydı.
* * *
Ağustos Türkiye’yi de çok sıcak ve
gerçekten gerçeküstü bir havada yakaladı. 12 Eylül tarihinde yapılacak Anayasa
referandumu tartışmaları bu ay hızla çığrından çıktı; şirazesiz, endazesiz,
kontrolsüz ve kıran kırana bir kampanyaya dönüştü. Evetçiler vardı tabii, hayırcılar vardı
elbette, yetmez ama evetçiler, vardı, ve dördüncü olarak boykotçular, yani
yazar Oğuz Atay’dan ödünç alıp söylersek “ne evet, ne hayır”cılar vardı, bir de,
hepsinin dışında, beşinci bir şıkkı seçenler belirdi sonunda: yani ne evet, ne
hayır, ne boykot diyenler, yeni bir yol isteyenler...
Referanduma ilişkin kampanya bu
kaotik sürecin sonunda artık kampanyalıktan da çıktı ve bir tür maça dönüştü.
Aslına bakılırsa, maç metaforu hiç de uygunsuz sayılmazdı: Medyada yalnız kendi
“renklerini” gören, “rakip” tarafın renklerine ise tamamen renk körü olan basın
organları ezici çoğunluktaydı: Öyle ki, örneğin evetçiler hayırcıların;
hayırcılarsa evetçilerin ya da yetmez ama evetçilerin eylemlerini tamamen
görmezden gelip, kendi istediklerine uygun gösterilerin katılımcı sayısını ve
ruh halini insafsızca abartabiliyordu. Sadece “kendilerine müslüman” olanların
bu “maç”ları yeterince düşük seviyede seyrederken, sanal karşılaşmaların (internet
grupları, okur mektupları, tweetler, vb) seviyesi beşinci lig, hatta belki de
halı saha maçları kalitesizliğindeydi denebilir.
Bu maçlara, siyasilerin belden
aşağı da inmekten çekinmeyen meydan-salon-ekran nutuk maçlarını, ayrıca yalnız referandum
maçlarını değil, adları bir sürü harfle anılan başka çalkantıları, mesela YAŞ
krizlerini, HSYK krizlerini, AİHM’de Hrant Dink davasında Dışişleri’nin -ve
aslında tüm ülkenin- Türkiye’yi “savunma” krizini, PKK’nın karakol baskınlarına
ilişkin İHA (insansız hava aracı/Heron) görüntü skandallerini, Simon kodlu
kitapları, beklenmedik itirafları, internete düşen ve yüksek yargıçlara ait
olduğu iddia edilen seslerden referandum komplolarını ve işte bunlara
benzer-benzemez irili ufaklı sayısız diğer olayı eklersek, ortaya gayet ilginç
bir tablo çıkıyordu. Günün trendine uyar, kodlama yapıp kısaltırsak, SKET
diyebilirdik belki de buna: Sinir Krizinin Eşiğindeki ülkemiz yani, Türkiye...
İnsan düşünmeden edemiyor: Acaba
bu kadar sıcaklardan mı oluyor bu? Peki, bir de ikinci soru: Küresel ısınma
meselesini de referanduma sokup oylasak mı acaba?
Ömer Madra
***
Ağustos Ayında Açık Radyo Konu ve
Konuklarından Bazıları:
Açık Gazete: Pakistan’daki büyük sel
felaketini ve Pakistanlılara yardım kampanyasını anlatmak üzere, Hayata Destek
Derneği program sorumlusu Serap Öztürk konuğumuz oldu; Referandum konusunda: DİSK
Genel Sekreteri Tayfun Görgün Anayasa referandumunda “Hayır” kampanyasını; Günlük Gazetesi yayın yönetmeni ve Barış
ve Demokrasi Partisi (BDP) MYK üyesi Filiz Koçali Anayasa Referandumunu “Boykot”
kampanyasını; Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) üyesi ve aktivist Şenol
Karakaş, sözcüsü olduğu “Yetmez ama Evet” kampanyasını anlattılar; 350.org’un
İstanbuldaki uluslararası atölye çalışmasını anlatmak üzere Gökşen Şahin; Lindau’daki
uluslararası Nobel bilim toplantıları ve yenilenebilir enerji konusunda
gazeteci ve yazar Metin Münir; 10 Ekim 2010 Pazar günü yapılacak küresel
10.10.10 kampanyasını anlatmak üzere 350.org’dan aktivist Will Bates konuklarımız
arasında yer alan isimlerdi.
Açık Dergi’de: “Kaş Caz Festivali”ni konuşmak
üzere Mesut Murat Yücel, “Ustalara Saygı” buluşmasının nasıl geçtiğini anlatmak
üzere etkinliği organize eden Faruk Şüyun, “17. Visible Evidence Uluslararası
Belgesel Çalışmaları Kongresi”ni anlatmak üzere Boğaziçi Üniversitesi öğretim
üyesi Can Candan, “Bilgi Üniversitesi Yayınları”nı anlatmak üzere genel yayın yönetmeni
Fahri Aral, “Anti-Promethiade”yi tanıtmak için aktör Yetkin Dikinciler, Mucizevi Mandarin’in kuzey ülkelerindeki
yolculuğuyla ilgili Aslı Erdoğan, ölümünün 1. yıldönümünde Nezihe Meriç’i
anlatmak için şair ve yazar Sennur Sezer, 17 Ağustos depreminin 11. yıl
değerlendirmesini yapmak üzere Altın Saatler programının yapımcısı Gürhan
Ertür, “Galataperform Görünürlük Projesi 6”yı anlatmak üzere proje koordinatörü
Deniz Aygün, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nin düzenlediği,
geçen yıl Ekim ayında yaşamını yitiren akademisyen ve aktivist Dicle Koğacıoğlu
anısına her yıl tekrarlanacak makale ödülü yarışması ile ilgili Sabancı
Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Forumu’ndan Ayşe Yüksel
ve Olcay Özer konuklarımız oldu. Ayrıca İstanbul Hatırası kitabının ardından
Ahmet Ümit Açık Dergi’deydi. Açık Dergi içerisindeki “Bu Köşe Kitap Köşesi”nin
yapımcısı Ceyhan Usanmaz ve polisiye
romanın kıdemli isimlerinden Ahmet Ümit, Türkiye’de ve dünyada polisiye romanın
konumu ve itibarı, mistifikasyon ve resmi tarih ilişkisi, İstanbul'a karşı bir
sorumluluk olarak roman yazmak gibi
konularda bir söyleşi gerçekleştirdiler
Açık Şehir İstanbul 2010: “Sivil Toplum Diyaloğu-İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti Hibe Programı”nı anlatmak üzere program sorumlusu
Sare Aydın, “İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” projesini konuşmak üzere İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kent Kültürü Departmanından Latife Uluçınar,
“Tiyatro Okullarda Oyun Yazma Yarışması”nı konuşmak üzere Fatma Yalçın, “Padişah
Eğlencesi Sultan-i seyirlik” etkinliğini konuşmak üzere Selen Korat Birkiye ve
Alparslan Karaduman, “amberFestival”i ve festivale katılım koşulları ile
birlikte “Verikent”i anlatmak üzere festivalin organizasyon komitesinden Nafiz
Akşehirlioğlu, “Küçükyalı Arkeopark” projesini konuşmak üzere arkeolog
Alessandra Ricci, “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Turizm Danışma
Ofisleri Renovasyon Projesi”ni anlatmak üzere, ajansın Turizm ve Tanıtma
Direktörü Özgül Özkan Yavuz,Türkiye’nin ilk göç temalı müzesini anlatmak üzere
Lozan Mübadilleri Vakfı’nın başkanı Atilla Karaelmas konuğumuz oldu.Yenikapı
Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen sema törenleri ve Mevlevi kültürünü anlatmak
üzere Uluslararası Mevlâna Vakfı başkan vekili Esin Çelebi Bayru, “Çocuk ve
Gençlik Bienali” projesini konuşmak üzere Gazi Selçuk, “İstanbul ve Orgları”
projesini anlatmak üzere proje sorumlusu Leyla Pınar, 25-29 Ağustos tarihleri
arasında düzenlenen “Exlibris Kongresi”ni anlatmak üzere konferansı
düzenleyenlerden Hasip Pektaş, “Ramazanda Caz”ı organize eden Hakan Erdoğan bu
ayın Açık Şehir İstanbul 2010 köşesinin konuklarıydı.
Ölümünün 15. Yılında Bilge Karasu: Öğrencisi ve yakını Mustafa
Arslantunalı, yakın arkadaşlarından çevirmen Fred Stark, asistanı Berna
Yıldırım, müzikle ilişkisini anlatmak üzere İskender Savaşır konuklarımızdı.
Cuma Adlı Adamlar’da: Galatasaray Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof Zeynep Direk ve
Araştırma Görevlisi Gaye Çankaya ile Fransız düşünür ve aksiyon adamı Jean-Paul
Sartre’ın düşüncesi, eylemi, özgürlük anlayışı ve daha birçok yönü üzerine
konuştuk.
Hayal
Tacirleri’nde:
Tarım ve Gıda Güvenliği uzmanı Özgür Bozçağa ile
GDO'lu gıda izinlerini konuştuk.
Evrenin
Suyuna Giden Tasarım’da:
Pınar Öncel ve Tuna Özçuhadar konuğumuz oldu. Boğaziçi
Üniversitesi’nden Begüm Özkaynak ile Hanehalkı Karbondioksit Bütçesi’nden
(belirleyicilerinden) konuştuk.
Toplumsal
Dönüşümde Sosyal Girişimcilik’de:
Ayşe Pamucak ile ABD’ de sosyal girişimcilik üzerine konuştuk; Friendship isimli
kuruluşun kurucusu ve Genel Müdürü Runa
Khan konuğumuz oldu.
Hikâyenin
Kadın Hali’nde:
Yoga hocası
Banu Çadırcı ile yoga, hayat, menopoz üzerine konuştuk.
Orman ve
Civarındaki Faydalı İşler’de:
Ayşen Eren ile Ilgaz Dağları ve Küre Dağları Milli
Parkı'nda gerçeklestirilen ‘Ekoloji temelli doğa eğitimi'ni konuştuk.
Ama’da:
Yazar ve Muhabir Ahmet
Şık ile 'Başkasının Acısına Bakmak 2' ve 'MAYIN' projelerini
konuştuk.
Terra Incognita’da:
Usta gitarist, müzisyen Akın
Eldes ile 2 ay önce yayınladığı son albümü Başka Türlü üzerine konuştuk.
Koku’da:
Prof. Dr. Zeki Tez ile “İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyasi” isimli
kitabı üzerine bir söyleşi yaptık.