Hikâyenin Sonu: COP31 | Sayı #4

-
Aa
+
a
a
a
""

Adana’da bir fabrikanın hemen yanında açılmış bir çukur. Etrafına ateş yayılmasın diye su dökülmüş. Çukurun içinde bir şeyler yanıyor. Birkaç metre ötesinde bir okul var.

COP31’e yaklaşırken her hafta Halkların İklim Zirvesi’nin gündemini Radyo’ya taşıyan Ecehan Balta, bir saha ziyaretinde karşılaştığı bir manzarayı anlatıyor. Yanan plastik atıklar... Bölge ayrıca tırlardan düşmüş balyalarla dolu, aralarında İngiltere’de üretilmiş dondurma kapları, Almanya’dan gelen oyuncak ambalajları ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden günlük yaşamın izlerini taşıyan sayısız ambalaj seçilebiliyor. Bu atıklar Türkiye’ye geri dönüştürülmek üzere geliyor. Ancak geri dönüşüm tesislerine ulaşan ambalaj atıklarının önemli bir bölümünü hiçbir zaman yeniden kullanılamıyor.

İşlenemeyen plastiklerin bertaraf edilmesi maliyetli olduğu için bir kısmı açık alanlarda yakılıyor, bir kısmı ise parçalanarak mikroplastiklere dönüşüyor. Açıkta yakılan plastiklerle birlikte dioksinler, ağır metaller ve diğer toksik kimyasallar havaya karışıyor; çevredeki tarım arazilerine, su kaynaklarına ve yerleşim alanlarına yayılıyor.

Son yıllarda, Mersin’den Antalya’da Akdeniz kıyılarında dalgaların kıyıya taşıdığı binlerce plastik parçası görülüyor. İlk bakışta denize rastgele atılmış çöpler gibi görünen bu parçalar, bir makinede öğütülmüş gibi aynı boyutlardalar.

Hiçbir iklim hikâyesi münferit değil.

Bu hafta Haftanın İklim Zirvesi‘nde Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ile Avrupa’nın plastik atık ticaretini, geri dönüşüm sisteminin görünmeyen maliyetini ve COP31 öncesinde yeniden gündeme gelen “sıfır atık” tartışmalarını konuştuk.

Sıfır atık söyleminin içerisinden geri dönüşümü çıkarmamız lazım artık, diyor Gündoğdu. “Depozitolu ambalajı tekrar doldurulabilir şekilde tasarlamamız lazım.” Ve geri dönüşümün sınırlarını, plastik atık ticaretinin çevresel bedelini, sıfır atığın aslında ne anlama geldiğini düşünmemiz.

"Sıfır atık" dediğimiz şey, gerçekten atığın ortadan kalktığı bir sistem mi; yoksa sorunu yakıp doğaya mı karıştırıyoruz?