İran muhalefetinin içinden türeyen tehlikeler

-
Aa
+
a
a
a

Fizan Ekspresi’nden Milat Bülent Kılıç, İran muhalefeti içindeki Batı-İsrail eksenli yönelimleri, monarşi restorasyonu arayışlarını ve Mücahidin-i Halk gibi gözden kaçan tehlikeleri sert bir dille ele alarak, İran’ın “kırk katır ile kırk satır” arasında sıkıştırılmasına karşı uyarıyor.

""

Özellikle Amerika ve Avrupa kıtasında yaşayan İranlılar arasında son derece çirkin, onur yoksunu bir kitle var. Bunlar, uzun zamandır İsrail’e ve ABD’ye yalvaran, onların İran’a bir an önce müdahale etmesini isteyen, yardım dilenen, kurtuluş dilenen insanlar.  Gazze’deki katliamın, soykırımın üzerinden daha üç gün geçmişken ellerine Şah döneminin ve İsrail’in bayraklarını alıp sokaklarda dans ederek bir utanç resmi çiziyorlar. Bu kitlenin tamamı monarşi yanlısı değil ama tamamı İsrail ve ABD yandaşı.  ABD’nin yanında saf tutan ama monarşi yanlısı olmayanlar arasında bazı Kürt grupları da var örneğin.  Bunlar, Trump’ın kurtarıcılığına inanıyor ama sözde kurtarıllacak yeni İran’da, ABD’nin dizayn edeceği yeni parlamento aracılığıyla parlamenter bir sistem istiyor. 

Bu kesimin yıldızlarından biri, aynı zamanda gazeteci de olan Ali Cevanmerdi. Bu adı hatırlayabilirsiniz çünkü Mehsa Ayaklanmaları sürecinde sık sık söz ediyordum ondan. İran halklarının tamamının ortak mücadelesinin altını çiziyordu ve devrik Şah’ın oğlu Rıza’nın monarşi hevesine karşı ateşli bir mücadele veriyordu. Olayların belli bir dönemine kadar saygınlığı da yüksekti. Aynı gece ortak yayınlara çıkıyor hem Beluçlara hem monarşi yanlılarına hem kimi sol gruplara hem de Kürt gruplarına sesleniyordu. Zamanla Pehlevi yanlılarıyla ters düştü ve onlar da kanallarına çıkmasına izin vermemeye başladılar.

Ben de onu İran muhalefetinin fiili sözcüsü olarak tanıtıyordum başlarda.  Böyle dememin nesnel gerekçelerinden bazılarını aktardım. Bütün bilgiler onda toplanıyordu; o, her gece rapor ediyordu canlı yayınlarla.  Ama onu böyle tanıtmış olduğum için hepinizden özür diliyorum.  Çünkü bugün tipik bir Trump yardakçısı konumunda. Kişisel olarak Bunun ödülünü almış da gözüküyor.  Voice of America’nın Farsça ve Kürtçe Yayınlar Müdürü oldu ve rivayete göre kızı da ABD Dışişlerinde çalışıyor.  



Kişisel olarak ben de devrik Şah’ın oğlu Rıza’nın Batı açısından kullanışlı, bu yüzden de tehlikeli biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu Rıza, Trump’a yönelik açıklamalar yapıp “bizim partnerimiz olun ve birlikte çalışarak İran’ı yeniden büyük İran yapalım” diyecek kadar zayıf kişilikli biri.  Şu aralar ikide bir çıkıp ulusular arası kamuoyuna, İranlı direnişçilere yönelik açıklamalar yaptığına bakmayın. BU cesareti kesinlikle kendi becerisinden, kıvraklığından kaynaklanmıyor. 

Trump bu konuda kendine sorulan soruya, Rıza’nın İran kamuoyunda beklendiği ölçüde karşılık bulması durumunda bunun kendisi açısından bir sakıncası olmayacağını söyledi.  Bunun işaretini daha önce de vermişti.  Şehzade Rıza, ABD’nin olmazsa olmazı değil.  Trump için gelecek yönetimin biçimi değil ne ölçüde kul olacağı önemli. Ama benim değerlendirmeme göre İsrail bu konuda daha istekli.  Onlar rızayı tam bir partner gibi görüyor.  Bu nedenle,  muhalif kamuoyunda İsrail International yani Iran International ve Man o To gibi İsrail yanlısı hatta İsrail’in finanse ettiği kanallar Rıza’nın imajını uzun zamandır parlatmaya uğraşıyor.

Rıza yandaşı monarşist çevrelerin özellikle yurtdışındaki unsurları son derece milliyetçi hatta ırkçı olarak biliniyor. Bu yanlarıyla öne çıkıyor. Laikler, hatta belki ateistler.  Modernler. Ama herkesi hain diye, bölücü diye niteleyebiliyor, tehdit edebiliyor, sırası gelince dövebiliyorlar.  Ülke içinde aynı ölçüde haşin ve bağnaz olduklarını ise sanmıyorum.     

İran’da internet günlerdir kesilmiş durumda. Geleneksel olarak katliam anlarında rejim söz konusu bölgelerde elektriği de kesiyor. Bu nedenle haberler ulaşamıyor.  İran’da belli ölçüde Starlink denen uydu bağlantılı internet araçları kullanılıyor. Fakat bunun için de rejimin Çin’den sinyal karıştırıcılar alıp bunları kullandığı rivayet ediliyor.

Bugünlerde rejimin bir kez daha Lübnanlı, Filistinli, Afgan, Hizbullahi unsurları halkı katletmek veya ezmek üzere kullandığı söyleniyor ki bu da yeni bir uygulama değil. Rejim bu işi zaten on yıllardır yapıyor. 
Hiçbir ideolojik, politik, etnik hatta kültürel ortaklığım olmamasına karşın bir kez daha benim en çok beğendiğim kesim Beluçlar oluyor. Bu kesim, önemli ölçüde dindar ve Sünni ama Mehsa Olaylarından beri son derece demokrat, eşitlikçi, sağduyulu ve tutarlı davranıyor.  Mehsa Hareketi sürecinde size bu kesimin dini lideri Mevlena Abdulhamid’den sıklıkla söz ederdim. İlgilisinin dikkatini bir kez daha bu ilginç din adamına çekmek isterim.    

Programı dinleyen İranlı dostlarımız arasında Şehzade Rıza’ya destek verenler de olabilir. Belki soruyorlardır “Mollalar dururken niçin Şah’ın oğlu Rıza ile uğraşıyorsun?” diye.  Doğrusunu isterseniz bu konuda ben de birçok İranlı muhalif gibi düşünüyorum.  İran’ın kırk katır ile kırk satır arasında kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Rıza’nın ve avenesinin İran’ın bütün öteki muhalif kesimlerini dışlayan, onları arayıp sormayan, onlara danışmayan, buna karşın kendini İran muhalefetinin önderi sayan, öyle davranan bir kesimin, iktidarı aldığında öteki gruplara, kesimlere kan kusturabileceğini düşünüyorum.  Bu İsrail ve ABD yandaşı kafanın İran’ın bütün yer altı ve yer üstü zenginliklerini elleri titremeden emperyalist ülkelere teslim edeceğini, itiraz edenleri ise hainlikle suçlayacağını düşünüyorum.  

Fakat İran muhalefeti açısından tek risk “Şehzade” Rıza değil. Bir başka tehlike de Mücahidin-i Halk adlı silahlı, dinci örgüt.  Şahab Burhan adlı bir siyasi figür geçtiğimiz günlerde ilginç bir yazı yayımladı ve bu konuya dikkat çekti.  “Hepimiz monarşiye ve Pehlevi’nin geri dönme arzusuna odaklandık ama Halkın Mücahitleri’ni gözden kaçırıyoruz” dedi. Mücahidin’in Saddam’dan başlayarak geleneksel olarak bölgedeki gerici güçlerle ve emperyalistlerle sıkı fıkı ilişkiler kurma ve son olarak da İsrail’in ve ABD’nin İran’a saldırısına onay verme tutumundan dolayı son derece tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Bu anlamda İran muhalefetinin, ışıkları kapalı biçimde otoyolda ilerleyen Mücahidin’in farkında olmadığını, bu nedenle yan aynaları açmak gerektiğini yani bu farkındalığı artırmak gerektiğini söyledi. 


* Bu metin, 17 Ocak 2026 tarihinde yayınlanan Fizan Ekspresi adlı programda Milat Bülent Kılıç'ın söylediklerinin kısaltılmış bir versiyonudur.