WEF ve Oxfam raporu, İran ve Libya’dan gelişmeler

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’nin Nereye Doğru? köşesinde bu hafta Cengiz Aktar “Zenginlerin Hayatta Kalması” başlıklı Oxfam eşitsizlikler raporu, İran ve Libya’daki gelişmeler, NATO’nun genişlemesi hakkında Türkiye’nin tutumu ve bunun diğer ülkelerdeki etkisi üzerine konuştu.

Ömer Madra: Günaydın Cengiz, merhabalar.

Cengiz Aktar: Efendim günaydın cümleten.

Davos’ta Dünya Ekonomi Forumu başladı. Onunla bağlantılı olarak da Oxfam raporu yayımladı. Hazirun, Davos’a özel uçaklarla geldi. Binin üzerinde uçakla indikleri yerde küresel ısınma konuştular.

Oxfam her sene küresel eşitsizlik raporunu Davos münasebetiyle açıklıyor ve kamu diplomasisi açısından bu çok anlamlı bir zamanlama. Her yerde haber oldu. akamlar korkunç: Covid-19 zenginlere yaramış. 2020’den bu yana dünyada en zengin yüzde 1’lik kesim yeni zenginliğin 3’te 2’sini ele geçirmiş. Rapor “Dünya nüfusunun en alttaki yüzde 99’u kadar paraya sahipler” diyor.

Bu milyarderlerin serveti günde 2,7 milyar dolar artıyor. Gıda ve fosil yakıt şirketleri 2022’de kârlarını iki katından fazla arttırmış ve aynı esnada 800 milyondan fazla insan yatağa aç girmiş. Her bir dolarlık vergi gelirinin sadece dört sentini veriyorlar. Hemen hepsi çocuklarına bıraktıkları paradan veraset vergisi almayan ülkelerde yaşıyorlar. Oxfam, “Dünyadaki multimilyoner ve milyarderlerden yüzde 5’e kadar vergi alınması hâlinde yılda 1,7 trilyon dolar gelir sağlanabilir” diyor. Bunun, iki milyar insanı yoksulluktan kurtarmaya ve açlığı sona erdirmek için küresel bir planı finanse etmeye yeteceği ve artacağı belirtiliyor.

Bu vergi meselesi çok önemli. Mesela Fransa’daki tartışmayı izliyorum. Şu sırada geç emeklilikle ilgili bir tartışma cereyan ediyor. En zenginlerden vergi alarak bu hükümetin hayata geçirmek istediği geç emeklilik çalışmasını rahatlıkla finanse edebiliriz deniyor. 

Türkiye’de de en zengin 13 milyarderin serveti nüfusun yarısının toplam varlığından fazla. Yani 38,9 milyar zenginlerin, geriye kalan gariban nüfusun elindeki para da 38,5 milyar dolar. Yani 13 milyarderin serveti 44 milyon insanınkinden daha fazla. Bu 13 milyarderin serveti en alttaki yüzde 90’ın servetinin 1,4 katı.

İran devrimi

İran muhalefeti çok iyi organize ve hakikaten birden bire uyandı. İran’da olaylar 17 Eylül’de başladı. Dört ay oldu. Şu sırada İran diasporası ortalığı birbirine katıyor. Ülke içerisinde de itiraz aynı hızla devam ediyor ve bu sadece gençlerle veya kadınlarla sınırlı değil. İşçiler de devreye girmiş vaziyette. Pek çok yerde grev var ve rejim ne yapacağını şaşırmış vaziyette, sadece insan asıyor. Son rakamlar korkunç. 17 Eylül 2022’den bu yana toplam 1255 protesto gösterisi yapılmış. 524 kişi hayatını kaybetmiş. Öldürülenlerin 71’i çocuk ve aynı protestolar sırasında 68 rejim kuvveti ölmüş. 15 Ocak itibarıyla protestolarla bağlantılı olarak 19.400 gözaltı var ve bunların 713’ü öğrenci, 724 kişi mahkemelerce mahkum edildi ve toplam 11.721 ay hapis cezası verildi. Dört de idam var şimdiye kadar. 107 protestocu da idam cezası alma riskiyle karşı karşıya. Verilen cezalar da akıl alır gibi değil. “Yeryüzündeki ahenge karşı çıkmak” diye suçlamalar yapılıyor.

Ö.M.: Bu, Tanrı’nın kurduğu düzeni bozmaya çalışmak olarak görülüyor. Tanrı’ya hakaret, Allah'a hakaret olarak algılanıyor.

C.A.: Dünyaya şu sıralar korkunç bir gayri medeniyet dalgası hâkim. Rusya’nın yaptıkları, İran’ın yaptıkları ve diğer bütün ceberrut rejimlerin yaptıkları…

Aynı şekilde Britanya’daki geri gidiş tüyler ürpertici, İsveç de öyle. Bunlar insan hakları, demokrasi, liberal dünya konusunda burnundan kıl aldırmayan ülkelerdi.

İnsan hakları izleme örgütü Human Rights Watch’ın yeni bir icracı direktörü var. Tirana Hassan adında genç bir hanımefendi. Putin’in Ukrayna’yı işgal etme kararının yarattığı trajedinin ortasında, bu hamlenin aynı zamanda küresel insan hakları sistemini hızla harekete geçirilebileceğini gösterdiğini söyledi.

“Dünyanın, küresel kamuoyunun Rusya’nın oradaki vahşetine verdiği tepkiyi yaygınlaştırmak lazım. İnsan hakları sisteminin verdiği destek, Ukrayna’daki savaşta gördüğümüz savaş sisinin, karanlığın ortasında parlayan bir ışık oldu. Aynısı dünyanın pek çok başka yerinde de yapılabilir” diyor.

Libya’da gelişmeler

Libya'da, Türkiye'yle içli dışlı olan Trablus tarafındaki yüksek mahkeme, Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramalarına ilişkin Libya’yla Türkiye arasındaki mutabakat zaptının uygulanmasının askıya alınmasına karar vermişti. Geçen perşembe Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bir açıklamayla Libya Ulusal ve Birlik Hükümeti’nin yani Ankara’ya yakın olan tarafın, mahkeme kararını ciddiye almamasını istemiş. Yani bir Libya mahkemesinin aldığı kararı bir başka ülke ciddiye alma diyor!

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği

Mevlüt Çavuşoğlu ilk defa ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’la buluşmak üzere resmî davetle Washington’a gitti. Birinci madde: “Suriye’ye girebilir miyiz?” İkincisi, F-16 verilmesi. NATO’nun genişlemesi bağlamında İsveç ve Finlandiya için yeni bir liste hazırlanmış. 124’e çıkmış istedikleri insanların sayısı.

“ABD de eğer bu ülkelerin NATO üyeliğini onaylarsanız size F-16 veririz” diyor. İsveç’te ise basın Türkiye’ye verdiği tavizler nedeniyle başbakanı yerden yere vuruyor. Bu hükümetin geleceği çok karanlık. Ayakta durabilecek gibi durmuyor. Sosyal Demokratlar’ın Moderata Parti’ye attığı fark yüzde 9’dan yüzde 10’a çıkmış.