Terk edip yüzüstü bıraktığımız ve ihanet ettiğimiz insanlar üzerinde kusursuzlaştırılan terör makinesi, artık bize hazır.
Minneapolis sokaklarında silahsız sivillerin öldürülmesi — bugün yoğun bakım hemşiresi Alex Jeffrey Pretti’nin katledilmesi de dâhil — Felluce’deki Iraklılara ya da Helmand vilayetindeki Afganlara asla şaşırtıcı gelmezdi. Onlar, onlarca yıl boyunca ağır silahlarla donatılmış Amerikan infaz timlerinin terörüne maruz kaldılar. Cezaevinde ders verdiğim öğrencilerden hiçbiri için de bu bir sürpriz olmazdı. Yoksul kentsel mahallelerde militarize edilmiş polisler, mahkeme kararı olmadan kapıları kırarak içeri girer ve aynı cezasızlıkla, aynı hesap vermeme haliyle öldürür.
Bugün geri kalanımızın yüzleştiği şey, Aimé Césaire’in “emperyal bumerang” dediği olgudur. İmparatorluklar çürümeye başladıklarında, dışarıda boyunduruk altına aldıkları ya da “hukuk ve düzen” adına toplumun geri kalanı tarafından şeytanlaştırılanlara uyguladıkları vahşi denetim biçimlerini, sonunda kendi yurtlarında da devreye sokarlar. Thukydides’in belirttiği gibi, Atina’nın başkalarına dayattığı zorbalık, Atina demokrasisi çöktüğünde eninde sonunda kendi üzerine çökmüştür.
Ama biz, devlet terörünün kurbanları olmadan önce onun suç ortaklarıydık. Masum hayatların ayrım gözetmeksizin alınmasına ahlaki öfke duymadan önce, aynı Gestapo taktiklerine katlandık; hatta onları, işgal ettiğimiz ülkelerde yaşayanlara ya da yoksul renkli topluluklara yöneltildikleri sürece, çoğu zaman alkışladık. Rüzgârı ektik; şimdi fırtınayı biçeceğiz. Gazze’deki Filistinliler de dâhil olmak üzere, terk edip yüzüstü bıraktığımız ve ihanet ettiğimiz insanlar üzerinde kusursuzlaştırılan terör makinesi, artık bize hazır.
* Chris Hedges'ın 'Imperial Boomerang' adlı makalesi Nil Kayarlar Sarrafoğlu tarafından çevrilmiştir.

