Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden 15 yıl geçti

-
Aa
+
a
a
a
""
Gezegenin Geleceği: 12 Mart 2026
 

Gezegenin Geleceği: 12 Mart 2026

podcast servisi: iTunes / RSS

Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden 15 yıl geçti. Japonya'nın kuzeydoğu bölgesini yıkıma uğratan Büyük Doğu Japonya Depremi ve Fukuşima Daiichi nükleer felaketinin izleri 15. yılda da devam ediyor. Greenpeace, konu ile ilgili “hayatını kaybedenleri anıp aileleriyle üzüntülerimizi paylaşırken; benzer acıları yaşamamak için nükleer enerjinin tehlikelerinden arınmış bir dünya talebimizi yineliyoruz.” dedi.  Ayrıca, “Nükleer projeler iklim krizi gibi acil bir sorunu çözmekten çok uzak: hem yavaş hem de maliyetli. Bununla birlikte Fukuşima nükleer felaketi bize nükleerin hayatlara ve ekosistemlere verdiği zararın geri döndürülemez olduğunu gösteriyor. Enerji güvenliği ve karbon nötr bir gelecek nükleer bağımlılık üzerine kurulamaz. Gerçek sürdürülebilirlik için yenilenebilir enerjiye kökten bir geçiş gerekiyor. COP31’e başkanlık yapacak olan Türkiye’de de nükleer hala gündemde. Mersin Akkuyu’da nükleer santral inşaatı sürerken Sinop ve Kırklareli’de nükleer santral yapılması planlanıyor. Bunun yanında "Küçük Modüler Reaktörler" (SMR) sıklıkla anılıyor. Yetkililer COP31 gündemine dair konuşmalarında yenilenebilir enerjideki kararlılığı artırmaktan söz ederken fosil yakıtlardan çıkışın bir yolu olarak nükleer santrallerle ilgili yatırımları da artıracaklarını ifade ediyor.” dedi.

Güney Koreli ve Avustralyalı araştırmacılar, sıcaklık ve kuraklığın birleşik etkisinden oluşan “bileşik aşırı hava olaylarını” (ısı ve kuraklığın birleştiği çifte darbe) inceledi ve dünya ısındıkça bu durumun arttığını tespit etti. Ancak özellikle hızlı artan tür ise önce aşırı sıcakların yaşanması ve bunun ardından kuraklığın tetiklenmesiyle ortaya çıkan, daha yıkıcı olaylar. 1980’lerde, bu tür uç olaylar her yıl yeryüzünün yalnızca yaklaşık %2,5’ini etkiliyordu. Araştırmacıların incelediği son yıl olan 2023’e gelindiğinde, bu oran %16,7’ye ulaştı; 10 yıllık ortalama ise %7,9 olarak gerçekleşti. Çalışmanın yazarları, 2024’teki rekor düzeydeki küresel sıcaklıklar ve neredeyse aynı derecede sıcak geçen bir 2025 yılı ile birlikte, bu ortalamanın muhtemelen daha da yükseldiğini belirtti. Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmalarında bilim insanları, değişimdeki bu hızlanma oranının, verilerin kendisinden bile daha endişe verici olduğunu belirtti. 

Yeni bir araştırmaya göre, dünya nüfusunun üçte biri artık sıcaklığın çalışma ve gündelik hayata dair faaliyetleri ciddi biçimde sınırladığı bölgelerde yaşıyor. İklim çöküşüyle beraber insanların günlük yaşamlarını güvenli biçimde sürdürebilecekleri zaman miktarı azalıyor. Yeni araştırmanın bulgularına göre, fosil yakıtların yakılmaya devam etmesiyle yükselen sıcaklıklar, birçok genç ve sağlıklı yetişkin için dahi temel fiziksel faaliyetleri zorlaştırıyor. Yazın en sıcak dönemlerinde gündüz saatlerinde ev işi yapmak ya da merdiven çıkmak gibi basit aktiviteler bile güçleşebiliyor. Bu sınırlamalar yaşlılar için daha da fazla, çünkü yaşlı bireylerin terleme ve dolayısıyla vücut sıcaklıklarını düzenleme kapasiteleri daha düşük. Dünyanın en büyük çevre örgütlerinden biri olan The Nature Conservancy araştırmacılarının liderlik ettikleri çalışma, Environmental Research: Health dergisinde yayımlandı. Buna göre ortalama olarak 65 yaş üstü insanlar artık her yıl yaklaşık 900 saat boyunca, aşırı sıcak nedeniyle açık havada güvenli faaliyetlerin ciddi biçimde kısıtlandığı koşullara maruz kalıyor. Bu süre 1950’de yaklaşık 600 saatti. Başka bir deyişle bu, gündüz saatleri bakımından bir aydan daha fazla bir süreye denk geliyor. 

Anayasa Mahkemesi (AYM), 7501 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile getirilen bazı düzenlemeleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. AYM, 7501 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yapılan bazı düzenlemeleri iptal etti. CHP tarafından yapılan başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme, bazı hükümler için iptal talebini reddederken bazı düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti. Karar, Resmi Gazete’de yayımlandı. AYM, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun 4. maddesine eklenen LNG depolama tesislerinde kapasite artışı veya yeni tesis kurulması için belirli süre denetim muafiyeti tanınmasına imkan veren düzenlemeyi iptal etti.

TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti ve CHP'nin "Maden Kanunu uygulamalarının araştırılması amacıyla" verilen grup önerisi AKP-MHP oylarıyla reddedildi. Yeni Yol, İYİ Parti, DEM Parti ve CHP milletvekilleri madencilik faaliyetleriyle ilgili eleştirilerde bulunurken AKP Kars Milletvekili Adem Çalkın, "Madencilik çevreye zarar veriyor algısı artık tarihe karışmaya başladı" dedi ve "Yeni maden kanunuyla birlikte Türkiye'nin stratejik ve kritik madenleri ilk kez yasal güvenceye kavuşturulmuştur" iddiasında bulundu.

Muğla’nın Milas ilçesinde, İkizköylüler zeytin ağaçlarını sökmesine karşı tepkilerini sürdürüyor. “Milas zeytinine sahip çık!” sloganıyla Milas İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası ve Ticaret ve Sanayi Odası önünde basın açıklaması yapan köylüler, yetkililere seslendi. Köylülerden Esra Işık, Milas İlçe Tarım Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “Var mı bir muhatabımız? Yok. Bu köylünün bir muhatabı olmayacaksa devlet yok. Biz derdimizi kime anlatacağız?” diyerek tepki gösterdi. Işık, ayrıca şirketin zeytinleri sökme hakkı olmadığını vurguladı: “Milas, bu enerji şirketi’nin çiftliği değil. Milas, Milas’ın, Milas halkının, köylüsünün”