Ülke ve dünya gündemi ve iklim krizi üzerine yazılmış makale ve analizleri takipçilerimizle paylaşıyoruz.
İklim Krizi, Çevre ve Savaş
Dünyanın önde gelen enerji ekonomisti ve BM'nin Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol, İsrail ve ABD'nin İran saldırılarıyla patlayan küresel petrol krizinin dünya fosil yakıt endüstrisini sonsuza kadar değiştirdiğini ve geri dönülmez zarara yol açtığını anlatıyor.
Tecrübeli uluslararası gazeteciler Alliyah Lusuegro ve Feleecia Guillen, fosil yakıtlarla militarizmin aynı iktidar mimarisinin parçaları olduğunu, iktidarların hafriyat ekonomisini ve savaşı besleyen siyasi ve ekonomik yapılara karşı durmak zorunluluğunu kabul etmelerinin de şart olduğunu yazıyorlar.
The Guardian gazetesinin tecrübeli İklim ve Ekoloji editörleri Jonathan Watts ve Fiona Harvey Ortadoğu krizinin dünyaya 1 trilyon dolarlık zarara mal olacağını ve aynı zamanda petrol şirketlerinin müstehcen derecede yüksek kârlar elde ettiklerini ortaya koyan analizi yayınlıyorlar.
Oxfam International, Rystad Energy ve The Guardian, dünyanın en büyük fosil yakıt şirketlerinin 2026'da saniyede 3 bin dolar kâr elde ettiklerini ve fakat bu olağanüstü kârları temiz enerjiye geçişe ve gezegeni ısıtan petrol ve gazdan uzaklaşmaya yönlendirmek şöyle dursun, birçok şirketin iklim taahhütlerini geri çektiğini raporluyorlar.
Çevre adaleti aktivisti ve Fosil Yakıt Antlaşması Girişimi'nin başkanı Kumi Naidoo, Kolombiya'nın Santa Marta şehrinde 54 ülkenin bir araya gelerek fosil yakıtlardan uzaklaşma ve iklim krizini durdurma amacıyla yeni bir uluslararası işbirliği için düzenlediği çığır açıcı zirvenin anlam ve önemini vurguluyor.
Yazar ve aktivist Bill McKibben, İran savaşının fosil yakıt bağımlılığının "tam budalalığı"nı açığa çıkardığını ve dünyanın yenilenebilir enerjiye derhal geçmesinin can alıcı önemini -bir kez daha- anlatıyor.
Türkiye
BBC Türkçe, Avrupa kurumları raportörlerinin örneğine pek rastlanmayan bir girişimle, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldığını açıklıyor.
Gazeteci ve yazar Çiğdem Toker, şirketlerle ve iktidar arasında "büyük simbioz" adını verdiği ilişkiler 'ağı'nın, şirketlerin işçi hakları konusunda neden bu kadar kayıtsız kalabildiğini gösterdiğini, ancak, Doruk Madencilik işçilerinin kararlılıkla sürdürdükleri direnişin kazanımla sonuçlanmasıyla birlikte, anayasal hakkın kararlılıkla ve örgütlülükle kullanılmasının önemini gösterdiğini yazıyor.

