Geçtiğimiz günlerde İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarında yaşamını yitirenler arasında, ülkenin en önemli doğa korumacılarından Mona Khalil de vardı. Saldırı 4 Haziran’da Sur kentinde gerçekleşti. Ağır yaralanan 76 yaşındaki Khalil, yaklaşık iki hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirdi.
Mona Khalil, Lübnan’ın Akdeniz kıyısındaki en önemli deniz kaplumbağası koruma girişimlerinden birinin kurucusuydu. İç savaş yıllarında Hollanda’ya göç ettikten sonra ülkesine dönen Khalil, anneannesinden kalan evi “Turuncu Ev”e dönüştürdü. Burası gönüllülerin buluştuğu, araştırmaların yürütüldüğü ve nesli tehlike altındaki yeşil deniz kaplumbağaları ile caretta caretta’ların korunmasına adanmış bir merkezdi.
Turuncu Ev daha önce de savaşın hedefi olmuştu. 2006’daki bombardımanlarda zarar gören yapı bu kez doğrudan vuruldu. Saldırıda Khalil’in yanında bulunan yardımcısı da ağır yaralandı.
Sur kıyıları, Doğu Akdeniz’deki en önemli deniz kaplumbağası yuvalama alanlarından biri. Türkiye’deki Olimpos ve Dalyan sahilleriyle aynı göç rotasının parçası olan bu kıyılar, onlarca yıldır bölgedeki koruma çalışmalarının merkezinde yer alıyor. Mona Khalil’in çalışmaları o kıyının ekolojik hafızasını da koruyordu.
Bu haberi konuştuğumuz Açık Yeşil’de, Ömer Madra ve Ümit Şahin, İsrail saldırısında kaybettiğimiz Lübnanlı doğa korumacı Mona Khalil’in geriye bıraktığı mirası ve mücadeleyi anarken; Avrupa’yı etkisi altına alan rekor sıcak hava dalgasını, iklim krizinin görünürleşen etkilerini ve Bonn İklim Görüşmeleri sonrasında öne çıkan emisyon azaltımı, iklim finansmanı ve fosil yakıtlardan çıkış tartışmalarını, yani üç temel konudaki üç temel kilitlenmeyi değerlendiriyor. Madra ve Şahin, ayrıca Londra İklim Haftası, COP31 hazırlıkları, iklim müzakerelerinde “uygulama dönemi” söylemi ve doğanın haklarına ilişkin güncel gelişmeleri ele alıyorlar.
Hiçbir iklim hikâyesi münferit değil.
9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da, Avustralya ve Türkiye ortak başkanlığında düzenlenecek COP31, dünyanın dört bir yanından ülkelerin iklim politikalarını müzakere edeceği en önemli uluslararası buluşmalardan biri.
Her Salı posta kutunuza düşecek bu bültende Apaçık Radyo yayınının COP31 takibinin yanı sıra; iklim krizinin gündelik yaşamımıza nasıl sızdığını, bu felaketin enerjiden gıdaya, kentlerden sinemaya, medyadan müziğe uzanan bağlantılarını görünür kılmaya çalışacağız. Aynı zamanda Halkların İklim Zirvesi’ni, sivil toplumun, bilim insanlarının, yerel toplulukların ve iklim hareketlerinin COP31 etrafında kurduğu alternatif tartışma ve dayanışma alanlarını da izleyerek, iklim mücadelesinin resmî müzakerelerin ötesindeki seslerine kulak vereceğiz.
Greta Thunberg’in İklim Kitabı‘nda* yazdığı gibi: “Bu, dünyadaki en büyük hikâye ve seslerimizin taşıyacağı en uzak ve geniş alanlara, hatta onların daha da ötesine ulaştırılmak zorunda. ... Bu hikâyeyi anlatma zamanımız geldi. Hatta belki sonunu değiştirme zamanımız bile.”
Hikâyenin Sonu: COP31, sonu henüz yazılmamış iklim kitabını birlikte okuyup yazmak için bir adım.

