
İran'da “12 Gün Savaşı”ndan sonraki ilk ayaklanmanın ilk 12 gününe dair
İran’da son haftalarda derinleşerek süren ayaklanmaları; yoksulluk, adaletsizlik ve temel yaşam krizlerinin halkı sokağa döktüğü sahici bir toplumsal patlama olarak ele alırken, Batı’nın bu süreci yönlendirme çabalarını, monarşist nostaljik popülizmin yükselişini ve muhalefetin önderlik boşluğunu eleştirel bir mesafeyle tartışıyor; kapalıçarşıdan kolberlere uzanan sınıfsal dinamikler, Venezuela ve bölgesel çatışmalar üzerinden şekillenen algılar ve rejimin sert baskı pratikleri eşliğinde 'eleştirel dayanışma' çağrısını merkeze alıyoruz.
