
Ortak Bir Hikâye: İran’dan Halep’e Direnişin Sesi
Uzun yıllar Türkiye'de yaşamış ve daha sonra Londra'ya taşınmış olan İran diasporadan akademisyen ve aktivist Hosein Sadri'yi tekrar ağırlıyoruz. Hatırlarsınız, Hosein Sadri'yi 25 Haziran 2025 tarihinde “İran'a Karşı Savaşı Dur De!” söyleminin altında programımıza katılmıştı ve bu yayına Hosein'i tekrar davet ettim.
Malum, İran’da derinleşen baskı, sokaklara yayılan öfke ve sessiz bırakılmak istenen bir halkın direnişi sürüyor. 28 Aralık’ta başlayan ve kısa sürede Tahran’dan Tebriz’e, Meşhed’den Urmiye’ye yayılan protestolarda rejim güçlerinin ağır hak ihlalleri yaşanıyor; İran İnsan Hakları Örgütü doğrulanmış en az 192 ölümden söz ederken, bazı kaynaklara göre de 2 bin 600’den fazla kişi gözaltına alındı ve Başsavcılığın tüm protestocuları “moharebeh” ile suçlayarak idam tehdidinde bulunması 1980’leri hatırlatan bir toplu infaz korkusunu büyütüyor. İnternetin kesildiği, özellikle Kürt kentlerinin askeri kuşatma altına alındığı bu atmosferde, kadınlar ve gençler “Jin, Jiyan, Azadî” diyerek en önde yürüyor; ekonomik yoksullaşmanın ve siyasal baskının artık bir rejim karşıtı halk isyanına dönüştüğünü görüyoruz.
Bu karanlık tablo sadece İran ile sınırlı değil: Halep, 2026 yılına barış umutlarını gölgeleyen ağır bir saldırı dalgasıyla girdi; 6 Ocak’ta Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerine yönelik bombardımanlarda en az 25 sivil yaşamını yitirdi, hastaneler vuruldu, yollar kapatıldı ve gençler kaçırıldı. 1 Nisan 2025’te imzalanan ve mahallelerin güvenliğinin Halep Asayiş güçlerine devredilmesini öngören anlaşma kâğıt üzerinde kalırken, bu saldırılar “Kürtsüz bir Halep” fikrinin, aslında çok kimlikli ve demokratik bir Suriye ihtimalinin inkârı anlamına geldiğini acı biçimde hatırlatıyor.
Öte yandan ABD’de de devlet şiddeti yeni bir eşiğe taşındı: Minneapolis’te ICE ajanlarının, 37 yaşındaki ödüllü şair ve üç çocuk annesi Renee Nicole Good’u öldürmesi üzerine “Kral İstemiyoruz” protestoları New York’tan Portland’a onlarca kente yayıldı; Good’un bir “yasal gözlemci” olarak orada bulunmasına rağmen vurulmuş olması, yurttaş olmanın bile artık güvence sağlamadığına dair korkuları derinleştirdi.
İran’dan Halep’e, Minneapolis’ten Tahran morglarına uzanan bu hat bize aynı şeyi söylüyor: Devletler, farklılıkları ve itirazları bastırmayı seçtikçe şiddet sıradanlaşıyor ve hayatlar daha da kırılgan hale geliyor.
