Bolsonaro yandaşları ordudan tasfiye ediliyor

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Ahmet İnsel’in gündeminde Brezilya’daki ordu tasfiyeleri, İngiltere’deki göçmen krizi ve Ukrayna Savaşı’ndaki son gelişmeler vardı.

Ahmet insel’in ilk gündemi Brezilya’ydı. Brezilya’da Bolsonaro yandaşı kişilerle ilgili soruşturma başlatılmış ve tutuklanma kararları çıkarılmış. Ordu içinde de bu kişilere yönelik ılımlı bir temizlik, bir tasfiye süreci gerçekleşmiş. Bu süreçte ordudan üst düzeyde askerler, subaylar ve albaylar görevden alınmış. Ama işine son verilen bu askerî tayfa sınırlıymış çünkü ordu içinde haddinden fazla Bolsonarocu bulunuyormuş. En azından gözlemcilerin fikri bu yöndeymiş. Lula’nın ordunun doğrudan kendisine cephe almaması için bu sürecin ılımlı bir şekilde işletilmesinden yana olduğu söyleniyor.

Bolsonaro zamanında bakanların büyük bir kısmı askerya da askerî bir kökene sahipmiş. Bu, ordu için hem iktidarla iç içe olmak hem de iktidarın orduya sağlayabileceği faydalardan doğrudan yararlanmak anlamına geliyormuş. Bu durum ise Bolsonaro yönetimi ile ordu arasında ayrıma gitmeyi zorlaştıran bir faktör olarak görülebilir. Öyle ki bu durumu ifade etmek adına “Devleti kendisiyle birlikte ordu yönetiyor” cümlesi sıklıkla kuruluyormuş. Bu durum, Lula yönetimiyle birlikte ortadan kalkacak gibi duruyor.

İnsel’in ikinci gündemi Almanya’ydı. Almanya’da Yeşiller Partisi ile Sosyal Demokrat Parti ve bu partiye üye başbakan arasında ciddi bir gerginlik varmış. Son zamanlarda bu gerginlik ciddi bir boyuta gelmiş. Almanya’nın ürettiği tanklardan biri olan Leopard 2’nin teslimi konusunda büyük bir kaos yaşanıyormuş. Ukrayna’ya bu tanklarının teslimi konusu açıldığında, başbakan geçiştirici bir dille konuşmuş. Yeşiller Partisi bakanı ise Polonya’dan Ukrayna’ya bu tankların aktarılacağını açık bir dille ifade etmiş. Ukraynalıların Leopard 2’leri talep etme konusundaki ısrarı ise, İnsel’in aktardığına göre, bu tankların Rusya’nın askerî gücüne karşı özellikle yapılandırılmış olmasıymış. Bu konu, kömür santrallerinin yeniden devreye girmesi hususunda anlaşmazlık yaşayan Yeşiller Partisi ile Sosyal Demokrat Parti arasındaki mevcut gerginliği, ekolojik boyuttan politika boyuta taşımak suretiyle gittikçe içinden çıkılmaz bir hâle getirmiş gibi gözüküyor.

Ufuk Turu’nda üçüncü gündem Ukrayna Savaşı’yla ilgiliydi. İnsel, son birkaç haftadır Ukrayna Savaşı’nda günde yüz küsur asker öldüğünü söyledi. Dolayısıyla, sanılanın aksine, savaşa bitmekten çok uzak. Bu nedenle, Ukrayna’nın kendini savunacak askerî araçlara hızlıca ulaşmak istemesi de normal. Öte yandan İnsel, Rusya’nın Afganistan Savaşı’nda kaybettiği asker ve mühimmattan çok daha fazlasını Ukrayna Savaşı’nda kaybettiğini söyledi. Bundan dolayı, Rusya’nın bu savaşı sembolik olmanın ötesinde fiilen de kaybettiğini düşünenler varmış. Kimilerince bu savaş, Rusya için her anlamda büyük bir kayıpmış. Rus halkı bile bu savaşı en başından beri görmek ve duymak istemiyormuş fakat Rusya’nın kısmi seferberlik ilan etmesinden beri tüm halk bu savaş konusunda fazlasıyla duyarlıymış. Hatta bu seferberliğin ilanına neden olan şeyin halkın bu savaşa karşı uzun bir süre ilgisiz kalması olduğunu söyleyenler varmış. Putin ise bu savaşta Rusya’nın yenilmekten çok uzak olduğunun altını çizmeye devam ediyor.

İnsel’in dördüncü gündemi İngiltere’yi ilgilendiriyordu. İngiltere’deki kimsesiz, göçmen ve mülteci çocukların bir kısmının çocuk kampına gönderilmeden önce yerleştirildikleri otellerden kayboldukları fark edilmiş. Kayıp çocuk sayısı şu anda 222’ymiş. Bu çocukların bir kısmı, yine sonradan fark edildiği üzere, bu otellerden kendisi kaçan çocuklarmış. Tanıdıklarının, ailelerinin ya da arkadaşlarının yanlarına gitmişler. Bu çocukların diğer bir kısmının ise muhtelif çeteler tarafından kaçırıldığı açıklanmış. Ama bu kaçırılmaların amacı hâlâ bilinmiyormuş.

Ufuk Turu’nda son gündem İsrail’di. İsrail’de içişleri bakanı yüksek mahkemenin kararıyla görevden alınmış. Bu karara direnmiş fakat yasal olarak elinden bir şey gelmediğinden, kararı yürürlüğe sokup uygulamak zorunda kalmış. Netanyahu, bu kararın halkın iradesini yok saymak olduğunu söylemiş. Bu sözlerinden sonra, en çok tartışılan konulardan biri meclisin yüksek mahkemenin kararlarını feshetme yetkisine sahip olmasına dair ihtiyaçmış... İnsel, bu düşüncenin gerçekleşmesi hâlinde demokratik devlet ve toplum anlayışının köküne kibrit suyu döküleceğinin altını çizdi.