Türkiye’nin AB adaylığı ve Guatemala'da seçim

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Ahmet İnsel bu hafta Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığına dair son gelişmeleri ve Guatemala’nın seçim gündemini aktardı.

Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı gelişmelerine dair, “Pazartesi sabahı Erdoğan İsveç’in NATO üyeliğine vetosunu kaldırması için Türkiye’nin AB üyeliği önündeki engellerin kaldırılmasını talep etmişti, akşam da vetoyu kaldırdığını öğrendik.” 'hatırlatmasında bulunan İnsel, “Türkiye’nin AB üyeliği önündeki engellerde en başta Fransa ve Almanya’nın sorumluluğu var. Gelinen aşamada en büyük engel Türkiye’nin kendisi.” dedi. “Türkiye, AB normlarına göre hukuk devletinin işlemediği bir ülke. Kavala örneğinde olduğu gibi AİHM kararlarını tanımıyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasını talep ediyor. Şu anda iktidar tarafından AB üyelik müzakerelerinin başlaması yönünde küçük adım atılacaksa bu adımın önündeki en yakın etkili engel Kavala hakkında mahkeme kararının uygulanmaması.” yorumunu yaptı. 

“Eylül ayında Avrupa Konseyi’nin Bakanlar Komitesi’nde Demirtaş Davası gündeme gelecek ve Türkiye’ye karşı Demirtaş kararının uygulanmaması karşısında ne tür yaptırım kararı alabiliriz konuşması yapılacak. Tüm bunlara rağmen Türkiye adaylık konusunda nasıl ilerleyebilir? AİHM, kurucu üyelerinden olduğumuz Avrupa Konseyi’nin kurumu. Ait olduğumuz topluluğun kararına uymuyoruz. Konsey, 2014’te Rusya Kırım’ı ilhak ettiğinde, Rusya’nın oy hakkının askıya alınması kararı alınmıştı. Türkiye için de benzer bir karar verilebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Guatemala'da 25 Haziran’da cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve belediye meclisi seçimleri yapılmıştı. Ülkenin seçim kurulunun sosyal demokrat ağırlıklı 3 adayın adaylığını engellemiş ve adaylar halkı seçimlerde geçersiz veya boş oy kullanmaya davet etmişlerdi. İnsel, adaylıkların engellenmesi neticesinde, kamuoyu yoklamaları ilk üç sırada sağcı adayların kalmasını öngörüyordu fakat 25 haziran günü 2 gelişme gerçekleştiği bilgisini verdi. İlk gelişme, halk, adaylıkları engellenen partilerin çağrısına uyarak birinci gelen geçersiz ve boş oy oranı %17 oldu. İkinci gelişme anketlere göre 8. sırada geleceğini öngörülen, 2015 yılında çevre koruma, yolsuzlukla mücadele hareketi olarak kurulan parti olan Tohum Hareketi’nin adayı Bernardo Arevalo 2. gelerek oyların %11.8 ini aldı. Birinci gelen merkez sağın adayı olan Sandra Torres ise oyların %15.7’ini alarak Arevalo ile ikinci tura kaldı. Bu durumun sağda büyük şok yarattığını belirten İnsel, ‘’Arevalo'nun 2. Tur’da ,20 Ağustos'ta, boş oy verenlerin desteğini alma ihtimali çok büyük.’'dedi. 2. Tur’a kalmayan sağ partilerin girişimiyle, sonuçları yok sayan bir heyet oluşturulduğu ve heyetin Anayasa Mahkemesine müracaat ettiği bilgisini veren İnsel “2 Temmuz'da seçimlerin askıya alınarak oyların yeniden sayılması kararı ile milletvekili ve belediye seçimlerinde sonuçların kesinleşmesini ve 2. Tur’a kimin kalacağının resmîleşmesini engellediler.” dedi. 

Ülkeyi son 3 başkanlık seçiminden beri sağ adayların yönettiği ve adayların oy satın aldığı, mali imkânlarla seçime girdikleri iddiaları bulunan Guatemala’da 17 milyon nüfusun 10 milyonunun yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Guatemala için “Çok büyük yolsuzlukların olduğu mafya devleti “diyen İnsel, “Mahkeme yoluyla, seçim meşruiyetine ihtiyacı olan, açık diktatör olmayan ve seçimli otokrasi diye adlandırılan yönetimlerin giderek artan bir özelliği, kendisine karşı güçlü bir rakip olan adayların hukuki gerekçelerle adaylıklarını tasfiye etmesi. Afrikada çok sık rastladığımız gibi Rusya’da, Polonya'da da aynı yola başvurmaya teşebbüs edildiğini görüyoruz. Belki Macaristan'da da göreceğiz. İlginç bir yeni eğilim. Hukukun siyasal alanda tasfiye amaçlı kullanması, o ülkede hukuk devletinin olmadığını, hukukun siyasi gücün altında baskı, yıldırma ve sindirme aracı olduğunu gösteriyor.” yorumunu yaptı.