"Açık ve aleni gasp"

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Nereye Doğru’da Cengiz Aktar’ın gündeminde, Türkiye’de seçim sonrası Van’daki karışıklık, Gazze’de tamamen başlayan kıtlık ve Azerbaycan - Ermenistan anlaşmazlığı var.

""

Cengiz Aktar, Nereye Doğru’ya seçim sonrası Van’da ortalığın iyice karıştığını söyleyerek başladı. CHP’nin, Sezgin Tanrıkulu önderliğindeki üç kişilik bir ekibi Van’a yolladığını, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun da bu konuyla ilgili beyanda bulunduklarını, Şırnak, Hakkari, Iğdır ve Muş’ta da benzer çatışmaların olduğunu belirten Aktar, “Dün akşam HDP eski Şırnak milletvekili Ferhat Encü, X’de seçim öncesinde AKP kurmaylarının bölgedeki belediyelerle alakalı olarak yeni bir karar aldıklarını yazdı. Eskiden olduğu gibi otomatik kayyum atama yerine ikinci sıradaki adaylara doğrudan mazbata vermek gibi başka bir yol bulduklarını söylüyor. DEM partiden seçilen başkanların sicillerini karıştırarak bir şeyler bulup, onların başkanlıklarını düşürmek gibi bir yöntemden bahsediyor. Van’da seçim sonucu arada 130 bin oy fark olmasına rağmen, mazbatayı doğrudan AKP adayına verdiler. Tarihte görülmüş bir şey değil bu. Arada az bir fark yok. Bu başka bir seviye; açık ve aleni gasp. Az oy farkı olan yerlerde tekrar sayım yapılacak, bazı yerlerde seçim tekrarlanacak. Urfa’da DEM partinin kazandığı tek ilçe olan Hilvan ilçesinde seçim yenilenecek, Gaziosmanpaşa’da da tekrar sayım yapılacak,” diye belirterek Gazze ile ilgili gündemine geçti.

Image removed.

El Şifa Hastanesi meselesi bitmedi. İsrail ordusunda inanılmaz bir küstahlık, nobranlık var. Yakıp yıktığın yerlere hiç olmazsa girme, alan yap, millet girip ne yaptığını görmesin ama İsrail’in umurunda değil. Cesetlerin üzerinden tırlar geçiyor, tam bir cehennem görüntüsü. İsrail ordusunun, hükümetinin bütün yaldızları döküldü. El Şifa katliamı açığa çıktıktan sonra yetmezmiş gibi El Cezire Haber Ajansı’nı yasakladı ve uluslararası insani yardım çalışanlarını bile bile öldürdü. Birleşmiş Milletler (BM) Genel SekreteriAntónio Guterres, uluslararası silahsız yardım çalışanlarında öldürülen kişi sayısını 196 olarak açıkladı ve bunlardan 175’i BM çalışanı. Hesaplı kitaplı saldırı olduğu anlaşılıyor. Bunun sonrasında Kıbrıs’tan yola çıkan 240 ton insani yardım taşıyan bir gemi geri dönmüş. Bu sabahki haberlere göre de bütün uluslararası insani yardım kurumları faaliyetini askıya almış. İsrail, İran büyük elçiliğinin Suriye’deki konsolosluk binasını vurdu. Dur durak bilmeyen insanlık üstü tuhaf bir oluşum diyelim, adına devlet bile demek gelmiyor içimden,” diye belirten Aktar, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nde çalışan hukukçu, Tunus’ta yaşayan Francesca Albanese’in yazdığı rapor konusuna geçti.

Image removed.

Cengiz Aktar, “Özel raportör Francesca Albanese, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne ‘Gazze’de soykırımın anatomisi’ diye çok önemli bir rapor sundu. Bu rapor İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşındaki şiddet örüntülerini veya politikalarını analiz ediyor. Soykırım işlendiğini gösteren eşiğin aşıldığına dair makul gerekçeler var diyor. Temel bulgularından bir tanesi, İsrail’in idari ve askeri liderliğiyle orada ağırlıklı olarak sivillere karşı savaşan askerlerinin halka yönelik soykırım şiddetini meşrulaştırmak amacı ile savaş hukuku ilkelerini kasıtlı olarak ihlal ettiğini ve savaş hukukunun bütün koruyucu işlevlerini alt üst ettiğini söylüyor. Bu yazılanlar çok vahim. Albanese, ‘Bu raporu sundum ve İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma yardım ve yataklık edenler için de bunun bir uyandırma zili çağrısı olduğunu umuyordum ama hiç öyle olmadı. Bunun yerine ateşkes emri veren birkaç BM Güvenlik Konseyi kararına, Uluslararası Adalet Divanı kararına rağmen bir takım geçici ve son derece afaki önlemler alınsa da bu soykırım durdurulamaz görünüyor’ diye belirtti. Uluslararası yardım yapılan savaş bölgelerinde insani yardım yapılmak üzere olunduğunda bütün koordinatlar savaşan taraflara verilir. Dolayısıyla da vurmazlar. Arabaların üzerinde Kızılay, Kızılhaç veya yardım kurumunun kendi logosu gibi açık seçik simgeler vardır. İsrail her şeyi yaptığı gibi bunu da yok etmiş durumda. En tuhaf ve acıklı olanı, akla mantığa sığmayanı Avrupa’nın bu Musevi ailesi, Avrupa’da bunları bire bir yaşadı. Çok da eski değil. Bu böyle devam ediyor ve edecek, öyle anlaşılıyor,” diyerek görüşlerini ekledi.

Image removed.

Uluslararası Adalet Divanı ile ilgili gündemine geçen Cengiz Aktar, programına şöyle devam etti, “Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in yardım sevkiyatını engellemediği iddiasına önemli bir hukuki itiraz olarak, halkın bir bölümünün açlık tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna, Gazze’ye gıda yardımının engelsiz olarak girişine izin verilmesine hükmetti. Adalet Divanı, Güney Afrika’nın İsrail’in Filistin topraklarında soykırım yaptığı yönündeki şikayetini değerlendirdi. Ocak ayında İsrail’in acil yardımları kabul etmesini zorunlu kılan bir acil durum tedbirinin ardından, bu karar tüm yargıçlar tarafından oy birliğiyle alındı. Bu karar, Gazze’deki Filistinlilerin yaşam koşullarının kötüleştiğini, kıtlık ve açlığın yayıldığını belirtiyor ve hakimler şöyle diyorlar; ‘Gazze’deki Filistinlilerin artık sadece kıtlık riskiyle karşı karşıya değil, kıtlık tamamen baş gösteriyor.’ Bu önemli. Hukuki bağlayıcılığı olan bir karar bu ve şöyle bir talebi var Adalet Divanının; ‘BM ile tam iş birliği içinde gıda, su, yakıt ve tıbbi malzeme de dahil olmak üzere acil olarak ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın ilgili herkes tarafından engelsiz bir şekilde sağlanması için gerekli ve etkili tüm tedbirleri gecikmesiz olarak al!’ Tabii uymayacaklar, uymuyorlar zaten. Divan, gene İsrail’e, ordusunun derhal Gazze’deki Filistinlilerin soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin sözleşme kapsamında korunan haklardan herhangi birinin ihlalini teşkil eden eylemlerde bulunmamasını, acil ihtiyaç duyulan insani yardımların ulaştırılmasını, herhangi bir eylemle engellenmemesini ve temin etmesini emrediyor. Bunun muhatabı olan İsrail, önceki gün ne yaptı biliyoruz - insani yardımı engellediği gibi onu dağıtmaya çalışan sivilleri de vurdu, öldürdü. Gerçekler bu. 1941 - 1942’de Avrupa’da yaşananların aynısı bu. Bunun üzerine de ileride filmler yapılacak herhalde.”

Image removed.


Azerbaycan yine bir şeyler hazırlıyor. Bir taraftan Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel’in ve Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un iki ülke arasında yürüttüğü barış görüşmeleri var. Fakat buna paralel olarak Bakü sürekli irredentist, sınır genişletmeye yönelik açıklamalarda bulunuyor. Her gün Azeri medyası Ermenistan yerine Batı Azerbaycan diyor. Ermenistan toprağı içinde Sovyet döneminden kalmış dört köy var. Özellikle Kafkasya’da bu tip durumlar çok. Biraz Kaliningrad gibi, özellikle o dört köyü istiyor ki oraya geçişi olsun. Artık Batı’da Azerbaycan’ın retoriği konusunda büyük bir rahatsızlık var. Dün Fransa’nın Dış İşleri Bakanı Stéphane Séjourné, Paris’te ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ı ağırlıyordu. Ortak basın toplantısında ‘Bakü’den gelen yalan haberlerin sayısı artık dayanılmaz bir hal aldı’ gibi bir laf ediyor. Herkes Azerbaycan’ın bir şeylere hazırlandığının farkında. Rusya tamamen Azerbaycan tarafına geçmiş durumda. Her gün Azerbaycan’dan Ermenistan’a taciz atışı var,” diyen Cengiz Aktar’a, Ömer Madra, iklim konusunda uzman olan Kate Aranoff’un, yüksek profilli liberallerin Filistin yaşamına karşı gösterdikleri katıksız duyarsızlığın ve kendi tabanlarının bu konudaki kaygısının iklim krizinde de nasıl yol alacaklarına dair bir uyarı olduğunu söylediğini ekledi. Aktar, savaş çıkarmak üzere olan Azerbaycan’ın birkaç ay sonra 2024 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, COP29’u ağırlayacağını söyleyerek bu haftalık gündemini tamamladı.