İşte Böyle Canım'da Yıldız Tar Ankara'dan bildiriyor: Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen "mutlak butlan" kararının hukuki sonuçları ve siyasi ortama olası etkileri neler? Kararın kamuoyuna yansımasının ardından CHP Genel Merkezi'nde meydana gelen gelişmeler, parti teşkilatının tutumu ve Özgür Özel'in sürece dair açıklamaları, parti içi dinamikler, olası kayyum atamaları ve erken seçim senaryoları üzerine durum değerlendirmesi yapıyoruz.
Ö. Ö: Merhabalar Yıldız, hoş geldin.
Y. T: Merhabalar, günaydın.
Ö. Ö: Yani seninle konuşacağımız birkaç konu vardı, ülke sağ olsun bize istediğimiz konuları konuşma fırsatı vermiyor. Dün akşama doğru mutlak butlan kararı alınmış oldu. Sen de tabii Ankara'da yaşıyorsun, olayların daha merkezindesin. Herhalde biraz bundan konuşarak başlayacağız, öyle değil mi?
Y. T: Evet, evet. Yani maalesef aslında İstanbul Onur Haftası ve Trans Onur Haftası'nın temalarını konuşacaktık ama dün mutlak butlan kararı bütün gündemi belirledi. Ben de hemen kararı alır almaz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin önüne gittim ve genel merkez önünü takip ettim. Yani biraz tabii çok şok etkisi yarattığını söyleyebilirim. Bir yandan bekleniyordu; çok uzun zamandır konuşuluyor böyle bir kararın geleceği, bunun işte Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kemal Kılıçdaroğlu'na devredilmesi anlamına geleceği... Ama yine de bir şok hali vardı, onu söyleyeyim kitlede. Bir gün önce Kemal Kılıçdaroğlu aylar süren sessizliğini bozdu ve bir açıklama yayınladı sosyal medya hesabından. Hemen ardından mutlak butlan kararı geldi.
Dünden başlayayım biraz CHP Genel Merkezi'nin havasını anlatmaya, ardından da bu kararın ne anlama geldiğini konuşuruz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi çok kalabalıktı. Çok yoğun bir kalabalık vardı ve insanlar çok uzunca süre bekledi. Bilmeyenler için, CHP Genel Merkezi'nin çok geniş bir bahçesi de var; büyük bir bina. Bu bahçeye bir seçim otobüsü konulmuştu, otobüsün üzerinden bir konuşma yapacak Özgür Özel diye bekleniyordu. Bahçeye giriş çıkışlar çok yoğun bir trafik yarattı ve tamamı neredeyse doluydu bahçenin. Çok fazla sosyalist yapı, sendikalar vardı; bayraklarıyla, flamalarıyla katıldılar. Uzunca süre Özgür Özel beklendi. Özgür Özel o sırada içeride, parti genel merkezinde Merkez Yürütme Kurulu üyeleriyle toplantı halindeydi. Arada milletvekilleri geldi. Aylin Nazlıaka'yı gördüm mesela. CHP'nin daha önceki yöneticilerinden, eski başkanlardan Murat Karayalçın ve eski genel sekreter Önder Sav da alandaydı. Beklerken kitle azalmadı. Yani gerçekten tamamen Özgür Özel'e odaklanmış bir kitle vardı. Ve büyük bir öfke vardı; sıklıkla "Hain Kemal" sloganları atılıyordu genel merkez önünde. Ve bu bekleyiş sırasında insanlardaki öfkeyi çok net görebiliyordunuz orada.
Ö. Ö: İçeride de, binanın içerisinde de ciddi bir öfke varmış. T24'te vardı; kararın ardından partinin başına geçirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun asılı olduğu fotoğraflar indirilip parçalanmış. Bu da internet gazetelerinde görünüyordu, Kemal Kılıçdaroğlu'nun resimlerine yönelik...
Y. T: Meslektaşımız çekti o anları. Onun görüntüsünü kullandı diğer basın da. Dışarıda da böyle bir hal vardı; hem Kemal Kılıçdaroğlu'na dönük bir öfke, hem de bunun Cumhuriyet Halk Partisi'nde nelere yol açacağı, sadece CHP açısından da değil genel anlamda muhalefet açısından nelere yol açabileceğine dair bir endişe hali de vardı. Saatlerce, gecenin ilerleyen saatlerine kadar kitle orada Özgür Özel'in ağzından çıkacak cümleleri bekledi. Sonrasında Özgür Özel ilk olarak içeride bir basın toplantısı yaptı. Gazetecilerin sorularını yanıtladığı bu basın toplantısının sesi yansıtıldı bahçeye. Burada pür dikkat dinledi herkes. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu'nu kastettiği (doğrudan ismini anmadı ana konuşmasında, sonra soru gelince andı ama) Kemal Kılıçdaroğlu'nu kastettiği ve eleştirdiği kısımlarda büyük bir alkış ve yuhalama vardı bahçede. Yine mücadeleye devam mesajı verdiğinde Özgür Özel, "Kurtuluş yok tek başına" sloganı çok hakimdi; sloganlar eşlik etti.
Ardından Özgür Özel geldi bahçeye ve orada toplanan kitleye de seslendi. Özgür Özel'den önce seçim otobüsünün üzerine Önder Sav çıktı. Ardından Murat Karayalçın çıktı, kitleyi selamladı. Şimdi bu bence çok önemli, sembolik bir adım. Önder Sav çünkü çok uzun yıllar boyunca CHP'de etkin olmuş, zamanında Kemal Kılıçdaroğlu'nun da sağ kolu gibi duran ve hatta kulislerde "CHP'yi esas yöneten ismin Önder Sav olduğuna" dair lafların çoğalmasına bile sebep olan kudretli birisiydi. Onun orada olmasını bir mesaj olarak okudum ben. Yine Özgür Özel, eski genel başkanları onore ederek ve onların desteğini alarak CHP'de bir süreklilik anlatısı da inşa etmeye çalışıyor geldiğinden beri. Yani kendisini ve kendi yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi'nin daha önceki yönetimlerinin meşru ve demokratik bir tamamlayıcısı, devamı olarak görmeye çalışıyor. Bence bu yüzden de mesela hala Kılıçdaroğlu ile ilgili konuşurken "Sayın Kılıçdaroğlu" diyor, "eski genel başkanımızdır" diyor. Yani partiyi bir arada tutacak, partili kimliğini güçlendirecek adımlar atmaya çalışıyor. Özgür Özel'in bu konuşması da çok güçlü bir konuşmaydı bu arada. Birkaç önemli an vardı. İlki; Özgür Özel konuşurken genel grev, genel direniş sloganları yükseldiğinde buna kayıtsız kalmadı ve "Gerekirse üretimden gelen gücümüzü kullanıp hayatı durduracağız" dedi. Yol haritasını açıkladı; iki önemli gelişmeden bahsetti. Yargıtay'a başvurduklarını, klasik Özgür Özel detaycılığıyla "Harcını da ödeyip başvurduk" diye ekledi.
Ö. Ö: Ben de buradayım, gülerek dinliyorum.
Ö. M: Gülünecek bir durum varmış gibi.
Y. T: Yani orası gerçekten Özgür Özel'in artık siyasi tarzının bir parçası. Ve ikincisi Yüksek Seçim Kurulu'na da başvurduklarını söyledi. Yani hukuki olarak iki adım attı ve ikisinin sonucunu bekliyor CHP. Bir; Yargıtay bu tedbir kararını kaldıracak mı? Bununla ilgili bir bekleyiş var. İkincisi; Yüksek Seçim Kurulu ne yapacak? YSK'ya çünkü şunu söyledi: "Bizim meşru olarak aldığımız bu mazbata gasp ediliyor ve Yüksek Seçim Kurulu'na sesleniyorum." Bunlar olurken anladığımız kadarıyla, Özgür Özel'in dediği kadarıyla genel merkezden çıkmayacak. Öyle söyledi. Genel merkezde ziyaretçi kabullerine de başladı. Gece ilk ziyaretçisi siyasi partilerden Emek Partisi'ydi hatta; gece yarısından sonra geldiler, içeride görüştüler. Onun dışında çeşitli siyasi partiler de geldi. Ve hukuki strateji anladığımız kadarıyla, Yargıtay'ın kararı çıkana kadar CHP Genel Merkezi'nden ayrılmamak, nöbetçilerin orada kalması ve çeşitli çağrılarla yine kalabalık miting havasında o güçlü görüntüyü vermek. Çünkü Özgür Özel, 19 Mart darbesinin nihayete ulaşmasını engelleyenin, daha sonrasında İstanbul İl Başkanlığı'na dönüp bu kayyum atamasını engelleyenin halkın sokaktaki gücü olduğunu söyledi ve sokağa çağrı yapmaya devam edeceğini vurguladı.
Ö. Ö: Evet ama şeyi hemen hatırlamak lazım; 19 Mart öncesinde karar verildiğinde CHP eylem ya da miting çağrısı yapmamıştı. Önce öğrenciler, İstanbul Üniversitesi öğrencileri Saraçhane'ye yürüyüşe başladıktan sonra, hatta polis müdahalesinden birkaç saat sonra çağrı yapılmıştı Özgür Özel tarafından. Dolayısıyla böyle aşağıdan hareket ettirmişti. Şu anda da henüz net bir çağrı yok ama 19 Mart'ta da biraz böyle olmuştu.
Y. T: Ben o sırada içeride olduğum için tabii tüm detayları bilmiyorum. İlk çağrıyı aslında sosyal medyadan genel merkez önüne yaptı. "Gelin" dedi, il örgütü de çağrı yaptı. Saat ilerleyince de, "Biz sokaklarda kalmaya devam edeceğiz, her türlü meydanda olacağız" dedi ancak adres belirtmedi. Adres belirtmemesinin şununla ilgili olduğunu düşünüyorum: Yargıtay kararına göre nereye çağıracağına karar verecek.
Ö. Ö: Bugün mü karar verecek ki Yargıtay? Hızlı mı oluyor?
Y. T: "İvedilikle karar vermesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız" dedi. Ama Yargıtay karar verene kadar CHP Genel Merkezi'ne çağrı yapmaya devam edecek. Genel merkezi boşaltmadı. En son kitleye "Gel dediğimde gelecek misiniz?" diye sordu. Kitle "Evet" dedi. "Öyleyse şimdi gidin yatın, uyuyun, dinlenin. Ben sizi çağıracağım" dedi ama herkes gitsin demedi; burada temsilciler ve nöbetçiler kalacak. Diğer siyasi kurumların da CHP Genel Merkezi önünde bir nöbeti başladı. Ben şöyle düşünüyorum; Özgür Özel enerjinin tamamını ilk günden harcamak istemiyor, bunun uzun bir süreç olacağını düşünüyor. Yargıtay kararı olumsuz çıkarsa da tahminim -bu bir tahmin- CHP genel merkez önüne değil, adres belirterek meydanlara çağrı yapacak gibi duruyor. Kılıçdaroğlu aradı dün Özgür Özel'i, Özgür Özel telefonuna çıkmamış; onu da söyledi konuşmasında.
Ö. M: Evet, ondan da biraz bahsettik.
Y. T: "Bir noktada döneriz" dedi. Şimdi bence birkaç kritik başlık var bu meseleyle ilgili. Birincisi Mansur Yavaş Londra'da; Özgür Özel bir an evvel döneceğini söyledi ama Mansur Yavaş'ın dün bir açıklaması oldu. Özgür Özel'e göre daha ortada duran ve "Her türlü yargı kararını tabii ki müspet karşılarız ama..." diyen bir cümlesi vardı. Bu da kitle nezdinde biraz güvensizlik yaratmıştı, onu söyleyebilirim alandaki gözlemimle. Mansur Yavaş'ın çünkü bu açıklaması bir yandan da yeşil ışık da yakıyor. Hatta Ankara kulislerinde konuşulan senaryolardan birisi, dünkü mutlak butlan kararının ardından bugün çok daha büyük bir operasyon olacağı yönündeydi. CHP'ye ve Mansur Yavaş'ın uzun zamandır beklenilen tutuklanması veya hakkında bir operasyon ihtimalinin de güçlü olduğu yönündeydi. Mansur Yavaş'ın biraz bu ihtimali güçsüzleştirmek için de böyle bir açıklama yaptığı iddialar arasında. Ben çok gerçekçi olduğunu düşünmüyorum; bence Mansur Yavaş İngiltere'de, Londra'da olması hasebiyle partinin ve partililerin hangi ruh halinde olduğunu da anlayamadan böyle bir açıklama yaptı. Önümüzdeki günlerde göreceğiz bunun neye evrileceğini.
Bir de tabii burada şöyle bir şeyin farkında bence Özgür Özel: Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye mutlak butlan kararı ile kayyum olarak atanması bence AKP'nin bu iktidarda kalma mücadelesinin son ve en önemli adımı. Yani İmamoğlu'nun tutuklanmasından bile daha büyük bir hadise olduğunu düşünüyorum ve CHP'yi önümüzdeki aylarda atıl etme amacını taşıyor. Toplumsal ve siyasal alanda CHP'nin yenilenen yüzü eskitilmek isteniyor bu kararla. Çünkü toplumun gerçek sorunlarıyla ilgilenen ve bu sayede teveccüh kazanan bir CHP gerçeği vardı. Ki nitekim dün Özgür Özel de konuşmasında sadece mutlak butlana değinmedi; iktidar hedefini yeniden paylaştı, "Emekçiye, emekliye, kadınlara, gençlere iktidar vaat ediyorum" dedi. Bu kararla birlikte CHP'yi pasifize etmek için AKP riskli bir kumar oynuyor diye düşünüyorum. Özgür Özel de satır aralarında önemli bir mesaj verdi: "Bu kararı AKP içerisindeki bir klik Erdoğan'a kabul ettirdi, yarın açıklanacaktı ama AKP içerisindeki başka bir klik Erdoğan'la görüşüp karardan döndürmek için çaba harcadığından ışık hızıyla bu kararı getirdiler" dedi ve bunu derken de "Ben her şeyden haberdarım" mesajını verdi. Yani "Sizin içeride neyi nasıl tartıştığınızı da biliyorum" diyerek bir nevi içeriden destek aldığı yönünde bir meydan okumaydı bu. Bir yandan da küçük bir umut da olsa AK Parti içerisindekilere seslenerek, "Bu demokrasiye bir virüs ve bu virüs sadece ana muhalefet partisini yutmakla yetinmez, iktidara da gelir. Herkes açısından güvensizlik yaratır. Aynı apartmandayız, bizim evimiz yanarsa apartman yanar" diyerek küçük bir ihtimalle de olsa AKP içerisinden bir grubun yanlıştan dönmesinin iyi olacağını söyledi.
Bana kalırsa -bu benim yorumum- CHP iktidarın umduğu gibi içe dönmek ve iç tartışmalarla kendini tüketmek yerine sine-i millet adımı atarsa bu AKP'nin kurduğu tuzak boşa düşer. Tabii bu durumda Özgür Özel başta olmak üzere CHP kadrolarının hapse atılması riski de mevcut ama bu risk CHP'nin etkisizleştirilmesi riskine göre ödenmesi gereken daha küçük bir bedel olduğunu düşünüyorum. Özgür Özel de buna yakın olduğunu söyledi.
Önümüzdeki günlerde konuşulan bir diğer mesele de baskın seçim ihtimali. Kemal Kılıçdaroğlu partiyi tekrar kurultaya götürmek zorunda. Ama ne zaman götüreceğine ilişkin zaman sınırlaması farklı adımlarla değişir. Eğer ki 6 ay içerisinde bir seçim kararı alınırsa, bir baskın seçim olursa CHP kurultaya gidemez; Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde seçime girer.
Ö. Ö: Bu ilginç bir detay evet.
Y. T: Evet, yani özellikle hukukçuların yorumlarından birisi bu. Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde gidilirse de senaryolardan birisi şu: Yedek parti; Özgür Özel kurmuştu zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin...
Ö. Ö: Kurmuş muydu? Böyle bir plan mı vardı?
Y. T: Söyledi. Yani "Kuruldu, var" dedi.
Ö. M: "Yedekte var" dedi galiba.
Y. T: "Yedekte var" dedi evet.
Ö. Ö: Ben plan olarak anladım onu ama resmi olarak kurulmuş değil de...
Y. T: Ben sanki yedekte bir parti var diye düşündüm bilmiyorum; ismini bilmediğimiz bir parti olduğunu düşünüyorum. Onunla ilgili, eğer olursa başka bir partide CHP'nin büyük çoğunluğunun yer aldığı bir seçim yarışı olabilir. İktidarın da senaryosu; CHP kayyum liderliğinde seçime girerken Özgür Özel yeni siyasi parti ile girecek, muhalefetin oyları bölünecek ve AKP aradan sıyrılacak yönünde. Ama benim izlenimim yeni parti olduğunda Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi yüzde bir ya da ikiden daha fazla oy alamaz; Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bir etkisi olamaz. Çünkü gerçekten çok büyük bir öfke var. Bu sadece iktidarın alışılageldik baskıcı uygulamalarından farklı bir şekilde, muhalefetin evinin içerisine doğrudan müdahalesi; yani evin içine girip "Sizin evinizde şunlar olacak" diye dikte etmek. Öyle bir noktada artık, yani evin içine kadar gidiyor. Bu da CHP'lilerde haliyle bir öfke yaratıyor.
Ö. Ö: Şüphesiz CHP'nin bir ikinci parti olursa bölünecek olması, muhalefetin odağını da değiştirecektir. Erken seçim olacağını zaten biliyoruz, baskın olur mu bilmiyoruz ama bu koşullar iktidara avantaj sağlayacaktır. CNN Türk'teki iddialardan bir tanesi de Kılıçdaroğlu ekibi tarafından Özgür Özel ve ekibinin partiden tasfiye edilebileceği yönündeydi. O zaman tabii işler daha da karmaşıklaşacak. Sana şeyi soracaktım; mahkeme mutlak butlan kararı verirken delegelerin oylarının satın alınmış olması vb. ciddi usulsüzlüklerden bahsediyor. Bunlar Özgür Özel'e yönelik bir davayı veya hapsi gündeme getirebilir mi? Ankara kulislerinde konuşulan bir şey var mı?
Y. T: İyi ki hatırlattın. Özgür Özel'in de tutuklanacağı senaryosunun olabileceği konuşuluyor. Ancak kulislerdeki bilgilerle birleştirince, eğer ki Özgür Özel güçlü bir şekilde direnirse bu senaryonun devreye sokulacağı, direnmezse buna ihtiyaç duyulmayacağı ve bunun bir "B planı" olduğu görüşü hakim. Özel'in önceliği CHP'de kalmak; dün de bunu açıktan söyledi, "Baba ocağını terk etmeyeceğiz, CHP'yi vermeyeceğiz, ben buradayım" diyerek meydan okudu. Ama gidişata göre şu kritik olacak: Kemal Kılıçdaroğlu genel merkeze nasıl girecek? Girebilecek mi? Girmeyi deneyecek mi?
Ö. M: Evet, bence asıl ilginç olan şeylerden biri bu. Demin konuşulan şeyle ilgili ben de bir nokta ilave edeyim izninizle. Baskın seçime mi gidiyoruz sorusuna Gazete Pencere'ye verdiği mülakat da öyle: "Çok ani seçimi de biz kazanırız, denesinler" diyor. "Erdoğan'ı sandığa çekebilmek için ona her öneriyi sunuyorum. Ara seçimi sunuyorum, erken seçimi sunuyorum, erken yerel seçimi sunuyorum. Birlikte yapmayı da sunuyorum. Sadece İstanbul'da seçimleri yenileyelim; yeter ki karşımıza sandıkta çıksın. Çünkü bugün Erdoğan sandıktan kaçarak yargı ve devlet gücünü kullanarak kendini güçlü gösteriyor. Bunu Aydın ve Afyon belediye başkanlarını partisine şantaj ve tehditle katarken de böyle yapıyor. Gelsin Afyon ve Aydın'a da sandık koyalım da görelim. Yeter ki milletle Erdoğan'ı bir sandıkla buluşturalım" diyor. İlginç bir açıklaması da buydu.
Y. T: Ve Özgür Özel konuşmasında ısrarla şunu vurguladı: "Ben muhalefet partisinin lideri olarak kendimi ön plana çıkarsaydım İmamoğlu tutuklandıktan sonra şu an bu olmazdı. Onlar bunu cezalandırmak istiyorlar." Sadece bir muhalefet partisi lideri olmadığını, CHP'nin şu an Türkiye'nin birinci partisi olduğu yönündeki anlatısını da tekrar etti. Şey ilginç olacak; Kılıçdaroğlu genel merkeze girmeyi deneyecek mi? Yani Özgür Özel oradayken Kılıçdaroğlu girmeyi deneyecek mi? Kılıçdaroğlu'nun muhtemel anlatısının şu olacağını düşünüyorum: "Ben kabul etmeseydim CHP'yi kapatacaklardı, kapatılmasın diye ben kabul ettim." Ancak bu anlatının CHP üyeleri ve toplum nezdinde karşılığı olur mu sanmıyorum; kimsenin inanacağını düşünmüyorum. Bir de CHP'nin kronik yarası bu içerideki klikler. Farklı ekiplerin iktidardan çok birbirinin gözünü oyma yönündeki refleksini henüz Özgür Özel yok edemedi. Deniz Baykal döneminde de böyleydi, Kılıçdaroğlu döneminde de. Partiyi dinamik bir sosyal demokrat partiye dönüştürmeye çalıştı ama tam başarılı olamadı diye düşünüyorum. O yüzden parti içinde de bir güvensizlik var; kimin tavır alacağı belirsiz. Eğer Kılıçdaroğlu'na güçlü isimler açıktan destek verirse Özel'in işi zorlaşır. Bunun önünü almak için Önder Sav'ı seçim otobüsüne çıkardı. Bu, içeriye verilen bir mesajdı. Özcesi bana kalırsa bu mutlak butlan adımı taraflar için riskli bir kumar ortamı yarattı. Karşılıklı satranç oynanacak ama CHP'nin tek çıkış yolu gerçekten güçlü bir toplumsal tepkiyi örgütlemesinden geçiyor. Geri kalan her senaryo iktidarın işine yarayacak gibi duruyor.
Ö. M: Evet, çok hareketli bir dönemden geçmekte olduğumuz kesin. Yaşanmış en ilginç bayram tatillerinden biri olacağa benziyor. Pek tatil gibi de olmayacak anladığım kadarıyla.
Y. T: Evet, polislerin tatilleri de iptal edilmiş bu arada.
Ö. M: İptal edildi tümüyle, evet. Peki çok teşekkürler. Ben başta katılamadım internet kopukluğu nedeniyle ama şimdi buradayım.
Y. T: İyi yayınlar diliyorum.
Ö. Ö: Görüşmek üzere Yıldız.
Ö. M: Çok teşekkürler Yıldız.


