Yeryüzüne Tutunarak Havalanmak

-
Aa
+
a
a
a

Ekoton: Sanat ve Ekoloji Üzerine Söyleşiler'de İlksen Mavituna ve Nazlı Zaman, bağırmak yerine fısıldayan, duvardaki çatlağa, toza ve minör kırılmalara odaklanan sanatçı Evrim Kavcar ile bir araya geldiler.

""
Evrim Kavcar, “Kafayı Koru”, 2026 Stoneware heykel, 33 x 11 x 18 cm
Yeryüzüne Tutunarak Havalanmak
 

Yeryüzüne Tutunarak Havalanmak

podcast servisi: iTunes / RSS

Ekosistemlerin birbirine değdiği, yaşam formlarının çarpışıp yeni ihtimaller doğurduğu o geçiş çizgisine ekolojide "ekoton" deniyor. Apaçık Radyo’nun yeni programı Ekoton, tam da bu tanımdan hareketle içimizin sıkça karardığı bugünlerde dünyayı başka türlü duyma, duyumsama ve hayal etme ihtiyacıyla yola çıktı. İlk bölümümüzde stüdyoda çok tanıdık bir konuğumuz vardı: Evrim Kavcar.

Depo İstanbul’da devam eden ve 27 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek olan "Hop biir iiki" sergisi vesilesiyle stüdyoya konuk olan Evrim Kavcar bir taraftan sorularımızı yanıtlarken aynı zamanda dinleyicileri ve bizi iklim krizinin, toplumsal ve varoluşsal sancıların ağırlığı altında "nasıl hafifleyebiliriz?" sorusunun peşinden sürükledi.

Video file

Sıçramak, Havalanmak ve Arada Kalmak

Serginin merkezinde arzular ve imkanlar, aşağı çeken yükler ve havalanma fikri arasındaki o tekinsiz gerilim duruyor. Evrim Kavcar, 2023-2024 yıllarında odağında olan "uçma" fikrinin, 2026’ya gelindiğinde yerini daha mütevazı ama bir o kadar da hayal gücünü büyüten bir "sıçrayışa" bıraktığını anlatıyor. Sıçradığımız o kısacık anda, yerçekimine meydan okuyarak havada asılı kaldığımız o aradalık hali, tüm çelişkileri ve potansiyelleri içinde barındırıyor.

Rüzgarın Sabahattin Ali’den ilham alan o özgürleştirici hissiyle, iklim krizi ve felaketlerin getirdiği yıkıcı yüzü arasındaki çelişkiyi doğaçlama bir dille masaya yatırıyor:

"Poyraza bayılırım, özgürlükle alakalıdır rüzgar. Ama yeryüzüne uygun yaşayamadığımız için bir deprem sonrası Hatay’dan arkadaşım Macide bir fotoğraf atıyor, okulun çatısı komple uçmuş... Peki, yıkıcı boyutları var diye rüzgardan vaz mı geçeceğiz?"

Ortak Yaşam Pratiği

Serginin girişindeki edebi metinden süzülen o teyakkuzdaki çocuk imgesinin kökleri ise yarı kurgu, yarı gerçek bir geçmişe, Bozcaada’daki Anke Atamar Gençlik Kampı’na dayanıyor. Kavcar’ın çocukluk ve gençlik yıllarında çalıştığı, elektriğin olmadığı, kuyudan su çekilen ve herkesin kolektif bir sorumlulukla var olduğu bu kamp; önyargıların kırıldığı, ellerle üretilen hediyelerin paylaşıldığı bir mikro-ekosistem olarak serginin omurgasını oluşturuyor. Savaş Ekinci’nin sergileme tasarımı ve Yeşim Anadolu Zengin’in cesaretlendirici eleme süreciyle şekillenen sergi, bu yönüyle bir solo sergiden ziyade, dostlukların ve nesnelerin birbiriyle paslaştığı "tek başına bir yapıt" hissi veriyor.

Kulak Verilmeyi Bekleyen "Hassas Sesler"

Programın son dakikalarında, Evrim Kavcar ve Elif Öner’in ortak pratiği olan "Hassas Sesler Sözlüğü"ne de değindik Açık Radyo’nun Barın Han’da 17. İstanbul Bienali boyunca yer alan stüdyosunda seslendirilen sesleri de dinledik. Baskın ve gürültülü seslerin arasında dikkatten kaçan, hayata dair ince sızıları ve neşeleri barındıran o hassas seslerden birkaç örnek şunlardı…

Kirpinin kaşınma sesi.

Rüzgarda kuru yaprağın beton zeminde sürüklenme sesi.

Susuz kalmış bir bitkiye su verildiğinde toprağın suyu hızla çekişinin sesi.

Hop biir iiki sergisinde de yer alan orta platformda biz segiyi gezerken fark edilmeyi bekleyen sensörle çalışan ve sonra bizimle konuşan üç ayrı yerleştirme var. Didem Gençtürk ve Tırışka Tasarım’dan Atakan Aydın’ın katkılarıyla yapılan bu sesler "Siz deli misiniz? İyi ki geldiniz!" ya da "Şşşt, sen delirdin mi?" cümleleriyle bizi karşılıyor. Akıl sağlığını kaybetmeden, dünyanın bu deliliğine sanatla ve neşeyle ortak olabilmenin yollarını arıyor.

Teknik yeterliliklerin ötesinde yeni duyarlıklara ve ortak bir yaşam için hayal gücünü geliştirmeye ihtiyaç duyduğumuz bu çağda, Ekoton ilk bölümüyle uçan radyocuların ve zıplayan sanatçıların dünyasından geçti!