Engelliler Konfederasyonu’nun Bonn İklim Değişikliği Konferansı İzlenimleri

-
Aa
+
a
a
a

Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, Engelliler Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Ateşer ile 6 Şubat depremlerinin ardından engellilerin yaşadığı sorunları, erişilebilirliği ve COP31 öncesinde iklim krizinin engelli haklarıyla kesişimini konuşuyor.

""
Engelliler Konfederasyonu’nun Bonn İklim Değişikliği Konferansı İzlenimleri
 

Engelliler Konfederasyonu’nun Bonn İklim Değişikliği Konferansı İzlenimleri

podcast servisi: iTunes / RSS

Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 8 Temmuz 2026 Çarşamba. 

Geçen hafta iklim krizi ve sakatlar konusuna giriş yapmış ve Bursa'da Nilüfer Kent Konseyi Engelli Çalışma Grubu'nun Başkan Yardımcısı Sıraç Erbek’i konuk almıştık. Sıraç, total kör bir arkadaşımızdı ve iklim değişikliği, iklim krizi ile 10 yıldır ilgilendiğini söylemişti. Daha aktivist bakımından bakmıştı olaya aslında. Şimdi de muhtemelen Türkiye'deki sakatlar anlamında iklim krizinin en odağındaki insanı konuk alıyorum bu hafta. Tabii konuğum açacaktır konuyu, başkaları da vardır benim bildiğim öyle. 

Bu hafta konuğum Hüseyin Ateşer. Kendisi peki kim? Engelliler Konfederasyonu Genel Başkanı, Engelsiz Dünya Federasyonu Örgütlemeden Sorumlu Başkan Yardımcısı. Hüseyin abi hoşgeldin. Nasılsın, iyi misin?

Hüseyin Ateşer: Teşekkür ederim Alper Hocam. Çok sağol, iyi yayınlar.

A.T.A.: Sağol abi. Benim bir ilk sorum var Sakat Muhabbet’te, hep böyle başlıyorum programa, ınu soracağım sana gene: Hüseyin Ateşer kimdir? Bugüne kadar ne yapmıştır? Bir sakatlığı var mıdır?

H.A.: Hüseyin Ateşer 1,5 yaşında çocuk felci geçirdi yani fiziksel engelli. 1,5 yaşından bu yana da fiziksel engelli olarak hayatını sürdürmektedir. 20'li yaşlarda engelli sporlarıyla engelli hareketine başladım. Uzun yıllar engelli sporlarının Türkiye'de yayılması, engellilerin spor yapması, spor yoluyla hem ruhsal hem bedensel sağlıklarına kavuşması anlamında çalışmalarımız oldu Türkiye'ye genelinde. 

Milli takımda sporcu olarak, tenis milli takımında görev aldım. Ulusal ve uluslararası müsabakalara gittim uzun yıllar. Sporu bıraktıktan sonra da Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu As Başkanlığı görevini uzun yıllar yürüttüm. 2016 yılından sonra da özellikle ülkemizde engelli haklarıyla ilgili yaşanan temel sıkıntılardan yola çıkarak engelli hakları alanında çalışmaya karar verdim ve o alanda da yaklaşık 10 yıldır da çalışıyorum. Uzun yıllardır sivil toplum alanındayım. Az önce siz de bahsettiğiniz gibi, engelliler bazında Türkiye'nin en büyük konfederasyonu şu an Engelliler Konfederasyonu. Geçen dönem genel sekreterlik görevi yürütüyordum. Bu dönemde genel başkanlığa seçildim. 

Onun dışında da Hatay'da yaşıyorum. Hatay Engelli Hakları Derneği Başkanlığı'nı da yürütüyorum. Hat temelli çalışmalar yürütüyoruz. Genel anlamda çalışmalarımız bunlar. 

İklimle ilgili güzel bir giriş yaptınız. Bursa'daki arkadaşımın da emeğine sağlık yıllardır bu alanda. İklim zaten son dönemlerde iklim krizinin getirdiği temel sıkıntılar hem ülkemizde hem dünyada. Daha çok engelli vatandaşları, dezavantajlı vatandaşları ve kırılgan vatandaşları ilgilendiriyor. Normalde sade bir vatandaşa bir eksisi varsa bizler doğal olarak engellilerde üç eksi yaratıyor. Bu alanda da çalışmalarımız devam etmekte. Özellikle Kasım ayında, 2026 Kasım ayında ülkemizde yapılacak Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı'nın üstlendiği, tüm dünya ülkelerinden katılımcıların da olacağı, bizi daha çok ilgilendiren bölümde engelliler bazında da tüm dünya ülkelerinden engellerin geleceği iklim alanında çalışan daha çok. Çok güzel bir dünya organizasyonu var. Ülkemiz adına da kıymetli.

A.T.A.: Hüseyin abi şöyle yapalım mı? İlk bölümde genel konular, müzikten sonra ana konuya giriyorum.

Sen şimdi Antakya, Hatay dedin. 6 Şubat depremlerinin üzerinden uzun süre geçti. Deprem, sakatlık da birebir bir konu. Antakyalı, Hatay'da olduğun için de müzik arasına kadar ona dair bilgi ver istersen. Müzikten sonra da COP31'e, iklime, Murat Kurum'la görüşmelerinize gireceğiz zaten biz.

Antakya ve 6 Şubat Sonrası Durum

H.A.: Depremi dediğiniz gibi, 6 Şubat'ta yaşadık. İnşallah ülkemize böyle bir felaketi tekrar yaşatmaz. Her ne kadar deprem ülkesiyiz ama yaşanacağını da varsayarak buna göre dirençli kentler oluşturmalıyız çünkü burada ciddi anlamda yıkımlar yaşadık. 11 ilde oldu ama daha çok Antakya ve dört ilçesinde yaşandı. Hâlen de toparlanma sürecindeyiz. Çalışmaları yürütüyor yetkililerimiz, büyüklerimiz.

Tabii ki eksiklikler hâlen var. Özellikle engelliler açısından erişilebilirlik anlamındaki iklime gelince, oraya değineceğim. Hâlen eksiklikler yaşanıyor, görüyoruz, iletiyoruz, raporlama yapıyoruz. Elimizden geldiğince, özellikle deprem sonrası Hatay'ın erişilebilir bir kent olması, her yönüyle dünyada örnek olması için çabalarımız devam etmekte.

Tabii deprem denince çok güzel değindin hocam, engellileri çok fazla etkiliyor. Bununla ilgili de AFAD olsun, Kızılay'la ortaklaşa çalışmalarımız oluyor, çalıştaylarımız oluyor. Deprem anında engellilerin düştüğü durumları yaşadığımız için hem engelsiz binalar, hem birebir tahliye anlamında, acil müdahale anlamında engellilere öncelik verilmesiyle ilgili çalışmalar var. Bunların olması gerekiyor. Hatay üzerinde bunu oturtursak zaten tüm ülkemize de örnek olur diye düşünüyorum.

A.T.A.: Peki şu an ne gibi sıkıntılar yaşıyor engelliler? Hatay'da deprem sonrası çalışmalar ne düzeye geldi? Başka ne yapılabilir? Senin gözlemin STK öncüsü olarak nelerdir abi?

H.A.: Deprem sonrası üçüncü yılımızı bitirdik. Barınma krizi zaten vardı. Yeni yapılan binalarla o, bir nebze de olsa çözüme ulaşıyor aslında. Tabii orada da biraz firmalardan mı kaynaklı, yöneticilerden mi kaynaklı bilmiyorum ama erişilebilirlik anlamında sıkıntılar var. Onların düzeltilmesini talep ediyoruz. Eğitimden başlayarak istihdama kadar uzanan sorunların da yavaş yavaş çözüleceğini inşallah düşünüyorum.

A.T.A.: Kolaylıklar diliyorum abi. Biz Hüseyin abiyle nasıl tanıştık? Geçen sene Diyarbakır'da Barış Süreci ve Engelliler Konferansı vardı. Orada tanıştık. Bu sene de Engelliler Onur Yürüyüşü'nde yine Diyarbakır'da beraberdik Hüseyin abiyle. Ben kendisini 2-3 gün önce aradım ve sağolsun hemen ilgi gösterdi. "Hemen yapalım kaydı Alper," dedi. Tabi müzik arasında sonra gireceğiz ana konuya ama müziği ben konuğa soruyorum abi. Ne dinleyelim?

H.A.: Müslüm Gürses’ten "Unutamadım".

A.T.A.: Evet, Adana Demirspor taraftarının da marşıdır aynı zamanda. Ben de aynı zamanda Adana Demirspor'un taraftarı olduğum için çok hoşuma gitti bu seçim abi. O şarkıyı dinliyoruz. 

A.T.A.:Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta konuğumuz, Antakya'da yaşayan, Hatay'da Engelli Hakları Derneği Başkanlığı'nı da yürüten, aynı zamanda Engelliler Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Ateşer.

Hüseyin abiyi bir süredir sosyal medyadan takip ediyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum'la da çalışmaları oluyor. Hatta geçen ay, Haziran ayında Almanya'nın Bonn şehrinde yapılan zirvede de yer almışlardı. Tabii Mayıs ayında yani bir ay önce de yine Murat Kurum'la Bonn öncesi görüşmeleri olmuştu. Hepsi Instagram hesabında var. Bunları zaten sizlerle de paylaşacağız. Ama ben önce şunu sorayım Hüseyin abiye: İklim kriziyle, iklim değişikliğiyle ilk temasın ne zamandı abi senin? Ne zaman "Böyle bir şey var, geliyor galiba, başımıza bela olacak" dediğin an hangi andı senin?

H.A.: Sevgili Alper, depremden sonra özellikle gıdaya erişememe, suya erişememe, fiziki şartlarda erişebilirlik problemleri... Tabii bunların temelinde yine iklim; şimdi zaten konuşacağız, iklim krizi, iklim değişikliği ve iklim adaleti yatıyor. Hepsinin temelinde bunlar var.

İşte deprem mesela... Sosyal afet, doğal afet yaşandığında dirençli yapılar olmadığı zaman doğal olarak ölümler yaşanıyor. Doğa, ağaçlar, ormanlar, seller, yangınlar... Bunların hepsi iklimle alakalı. Temeline baktığında bunlar iklim krizinin, iklim değişikliğinin sonucunda yaşanıyor. O zamanlar daha çok hissetmeye başladık. Şöyle de diyebilirim. Mesela Akdeniz Bölgesi; sen de bu bölgenin insanısın, genelde yazları çok sıcak olmaz, ılık geçer; kışları da yine çok soğuk olmaz. Ama son 3-4 yıldır, hele hele bu sene, 6 aydır burnumuzu çıkaramadık biz Hatay'da ki Türkiye'nin genelinde de böyle oldu. Bu aşırı yağışlar, düzenli altyapı ve planlama eksik olunca selleri getiriyor. Seller de işte iklim krizini daha görünür hâle getiriyor, örnekleme anlamında. Selden girdim sadece.

Avrupa Engelliler Forumu’ndan (European Disability Forum) COP31 için Erişilebilirlik Talebi

A.T.A.: Evet, peki. Bonn'da neler yaptınız? Bonn'dan önce Murat Kurum'la nasıl görüşmeler yaptınız? Detaylara yavaş yavaş girelim. COP31'e en son geleceğiz ama Bonn, COP'lar öncesinde yapılan hazırlık toplantılarının gerçekleştiği yer. Bu toplantılar her sene Bonn'da yapılıyor.

H.A.: Şimdi sevgili Alper, Bonn olayına şöyle geleceğim: Öncesinde bizim Engelliler Konfederasyonu, Avrupa Engelliler Forumu'na bağlı tek konfederasyon. Bir de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında son dört yıldır, Birleşmiş Milletler'in de desteğiyle, tüm dünya ülkeleri engellileri iklim krizi ve iklim adaleti çalışmalarının içerisine aldı. Yaklaşık dört yıl oldu bunun başlangıcı. Doğal olarak her yıl ayrı bir ülkede yapılıyor. Bu yıl COP31, sonraki yıllarda COP32, COP33, COP34 ya da geriye döndüğümüzde COP29, COP30... Çünkü Birleşmiş Milletler'de 12 temel paydaş grubu var. Engellilerin yanı sıra çocuklar, kadınlar, göçmenler ve diğer gruplar da var. Biz de Avrupa Engelliler Forumu'na bağlı olduğumuz için, doğrudan Birleşmiş Milletler'de bu alanda çalışan arkadaşlarımız, Uluslararası Engelliler Komitesi'nin başkanı bizimle temasa geçti. Bu temas üzerine diyaloglarımızı artırdık.

İşte online görüşmeler, grup çalışmaları... Şimdi iklim alanında çalışan, 120 ülkeden engelli temsilcilerinin oluşturduğu çok güçlü bir grubumuz var. Ayda en az iki kez iklimle alakalı toplanıyoruz. Doğal olarak bu yıl COP'un ülkemizde yapılacak olması bizim için inanılmaz önem arz ediyor. Bu sohbetlerimiz sırasında konuları tartışırken, COP29'un Azerbaycan'da, COP30'un ise Brezilya'da yapıldığını konuştuk. Oraya gittiklerinde erişilebilirlik anlamında ciddi sıkıntılar yaşamışlar. İşte barınmadan havalimanına, transferden organizasyona, COP etkinliklerinin yapıldığı alanlara kadar hemen hemen her konuda sorun yaşadıklarını anlattılar bize. Birleşmiş Milletler'deki temsilcilerin tamamı bu konunun altını çizdi.

Bizden şunu rica ettiler: "Özellikle bu Kasım ayında yapılacak organizasyonun her alanda tamamen erişilebilir olmasını istiyoruz. Bu konuda ne destek gerekiyorsa, hem Birleşmiş Milletler hem de Türkiye adına el ele vererek bir çalışma yürütelim," dediler. Biz de bunun üzerine hemen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan randevu talep ettik, ilgililerle görüştük. Bir dosya hazırladık.

Mayıs ayında Sayın Bakanımızın Hatay'a ziyareti vardı. Burada da iklimle alakalı uluslararası bir etkinlik düzenleniyordu. Dünyanın çeşitli ülkelerinden temsilciler gelmişti. Sağolsun Sayın Bakanımız da bizi kırmadı, ağırladı. Durumu anlattık. "Tamam, beraberiz. Ne yapılması gerekiyorsa yapacağız," dedi. İlgililere de talimat verdi. Zaten sonrasında Ankara'da bakanlık yetkilileriyle bir görüşme yaptık. Hazırladığımız dosya üzerinden, Kasım ayında organizasyon tamamlanana kadar yürütülecek beş aylık süreci planladık.

Bu arada her yıl, sizin de dile getirdiğiniz gibi, Bonn'da İklim Zirvesi yapılıyor. Geleneksel hâle gelmiş bir toplantı yani COP'tan önce gerçekleştirilen son zirve.

A.T.A.: Evet, COP'ların son hazırlığı oluyor aslında orada bir yandan da. 

COP31 Antalya Öncesi Bonn İklim Konferansı

H.A.: Kesinlikle, aynen öyle. Atıyorum Almanya'da ya da Brezilya'da yapılacak son toplantı. İşte orada da çok önemli konular konuşuluyor. Biz tabii engelliler boyutuyla sürece dâhil oluyoruz ama tüm dünyadaki iklim krizinin çözülmesi için orada lobi faaliyetleri yürütülüyor, ülkelere yol gösteriliyor, ülkeler kendi görüşlerini paylaşıyor. Çok güzel çalışmalar oluyor. Oraya da bizi davet ettiler, sağolsunlar. Biz de gittik. Yedi gün boyunca dolu dolu, yoğun bir program geçti. Yoğunluğun birinci nedeni, Birleşmiş Milletler'e ve ülke temsilcilerine engellilerin de doğrudan 13. paydaş grubu olarak UNFCCC sürecine dâhil edilmesi gerektiğini anlatmaktı. Bunun lobi faaliyetlerini yürüttük.

Genel anlamda da ülkemizde Kasım ayına kadar neler yaparsak iklim krizine karşı daha faydalı çalışmalar ortaya koyabiliriz, nasıl bir farkındalık oluşturabiliriz, bunları konuştuk. Bundan sonraki süreçte de birlikte hareket edeceğiz. Akabinde zaten Almanya'ya gittik. Bonn'da zirve vardı. Birleşmiş Milletler bizi davet etti. Sayın Bakanımız da üç gün boyunca oradaydı. Birleşmiş Milletler Engelli Komitesi yetkilileri Sayın Bakanımızdan randevu talep ettiler. Biz de görüştük. Sağ olsun, yine bizi kırmadı. Bir gün sonrasına hemen randevu verdi.

Dünya Engelliler Heyeti ile birlikte iklim konusu kapsamında Sayın Bakanımızla görüştük. Heyet de Türkiye'den beklentilerini kendisine anlattı. Biz de o görüşmede beraberdik. Şimdi Bonn'daki konferans bittikten sonra Sayın Bakanımız Londra'ya geçti. Önümüzdeki hafta büyük ihtimalle tekrar bir araya geleceğiz. Bekliyoruz. Sayın Bakanımız, Bakan Yardımcısı'na da talimat verdi sağolsun. Onlarla oturup Kasım ayına kadar olan süreçte neler yapacağımızı konuşacağız.

A.T.A.: Uluslararası Engelliler Forumu’ndan bahsetmiştin abi. Forum’a dair detaylı bilgi verebilir misin?

H.A.: Avrupa Engelliler Forumu var bu alanda. Bir de, "Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında engelliler de olsun" diyerek dört yıl önce başlayan süreç var ya; onun içerisinde yer alan Uluslararası Engelliler Komitesi var. UNFCCC bünyesindeki bu yapı sayesinde dünya ülkelerinden temsilcilerle oluşturduğumuz bir çalışma grubumuz da var. Az önce de arz ettim.

Bütün amaç, önümüzdeki dört aylık süreçte sadece erişilebilirliği konuşmak değil. Türkiye'deki engelli sivil toplumunu, özellikle engelli STK'larını bir danışma kurulu etrafında buluşturup iklim farkındalığını, iklim bilincini ve iklim değişikliğinin getirdiği zararları hem kamuoyuna anlatmak hem de engelli bireyleri bu sürecin içine dâhil etmek çünkü bu çok önemli. "Biz olmadan bizim için asla" mottosundan yola çıkarak, iklim krizinde de her alanda engelliliğin merkeze alınması ve çalışmaların buna göre yürütülmesi gerekiyor. Zaten bu alandaki temel politika çalışmalarımız da bunun üzerine kurulu.

A.T.A.: Şimdi tamam abi, peki COP31'e gelelim: COP31, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da yapılacak. Orada engelliler açısından neler olacak? Şu anda siz neler planlıyorsunuz?

Bir de Sıraç'ın bir sorusu vardı. Geçen hafta, "Ben de katılmak istiyorum. Katılabilmek için ne yapmam gerekir?" diye sormuştu. Onu da şimdiden seninle paylaşmış olayım.

COP31 Antalya’da Nasıl Yer Alabiliriz?

H.A.: Şimdi güzel bir soru sevgili Alper. 15 Temmuz itibarıyla Bakanlığın web sitesine girip, bu işle ilgilenen STK'lar, orada olmak isteyen ve bu heyecanı yaşamak isteyen sivil toplum örgütleri başvuruda bulunabilecekler. 15 Temmuz itibarıyla zaten başvuru sistemi açıldı. COP31'in internet sitesine girip başvurularını yapabiliyorlar.

A.T.A.: STK katılımı için oradan başvuru alınabiliyor yani.

H.A.: Online başvuru yapıyorlar bütün bu alanda çalışan çalışmak isteyen sivil toplumlar, anlatabiliyor muyum?

A.T.A.: Evet, evet abi.

H.A.: Tabii değerlendirme Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın uhdesinde. Şimdi biz, az önce de arz ettim, bazı konular netleştiğinde ayrıca duyurumuzu yapacağız. Zirvede bulunmak isteyen sivil toplum örgütleri 15 Temmuz itibarıyla başvurularını yapacaklar. Başvuru sırasında kendilerinden bazı bilgiler isteniyor. Değerlendirme sürecinde karar verecek kurum ise şu an Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yani COP31 yönetimi.

A.T.A.: Evet. Peki, COP31'de sizin konfederasyon ne yapacak? Engelliler olarak oradaki görünürlüğünüz ve faaliyetleriniz açısından kafanızda neler var? O günlerde sahada neler olacak? O tarihlerde engelliler nasıl bir temsiliyet sağlayacak? Türkiye dışından da engelli temsilciler gelecek muhtemelen. Kimler gelecek? Siz o süreçte neler yapmayı planlıyorsunuz?

Engelliler Konfederasyonu’nun COP31 Planları

H.A.: Şimdi kesinlikle, özellikle dünya ülkelerinden ciddi bir katılım olacak. Bonn'da da bunu bizim yetkililerimize, Türk yetkililerine sordular. Özellikle engellilik alanında ciddi bir katılım bekleniyor. Bizim hedefimiz şu: Havalimanından karşılanmalarından başlayarak kalacakları otellere, organizasyonların yapılacağı alanlara kadar her yerin erişilebilir olması. Özellikle onların talebi de bu, bizim talebimiz de bu. Gıdaya erişiminden otelin restoranına, erişilebilir ortak alanlardan odalardaki duş ve lavaboya kadar her şeyin erişilebilir olması gerekiyor. Buna COP31 etkinliklerinin yapılacağı tüm sahalar da dâhil.

İkincisi, orada kaç gün bulunacağımız henüz net değil ama 15 günlük süreç içerisinde iklim çalıştayları yapacağız. Bunların programı önümüzdeki süreçte netleşecek. Duyurularını da ayrıca yapacağız.

Temel görevimiz, COP'a katılan, özellikle dünya ülkelerinden gelen engelli temsilciler için dünyaya örnek olacak bir organizasyon ortaya koymak. Bahsettim ya, Azerbaycan ve Brezilya deneyimlerinden sonra, kendi tabirimle bir "fiyasko" yaşanmıştı. Biz ise erişilebilirlik konusunda dünyaya örnek gösterilecek çok güzel bir organizasyon yapmak istiyoruz. Zaten hazırladığımız dosyanın içeriğinde de bunlar yer alıyor.

Bunun dışında da olabildiğince, özellikle ülkemizdeki tüm engel gruplarından iklim alanında çalışan ya da çalışmak isteyen sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket etmeyi hedefliyoruz. Orada hep beraber olacağız.

A.T.A.: Şimdi ben özel bir şey sorayım: Benim engellilik alanında bir derneğim yok ama gazeteciyim. Engellilik alanında program yapıyorum. Benim katılımım için, basın anlamında bilmiyorum senin bilgin var mı ama, engellilik iletişimi yapan bir gazeteci olarak katılabilmek için ne yapmam gerekiyor? Bildiğin kadarıyla soruyorum, bilmiyor da olabilirsin. Aslında bu soruyu biraz da bunu açmak için sordum.

H.A.: Basınla alakalı, akreditasyonla alakalı bilgim yok benim ancak sen de 15 Temmuz'dan sonra web sitesine gir. Aktivist ya da basın mensubu olarak başvurunu yap. Durumun nasıl değerlendirileceğini şu an bilmiyorum. Eğer olumsuz bir durum olursa, bizim tarafta da önümüzdeki hafta bazı konular netleşecek. Biz de elimizden geleni yaparız, bizimle beraber olman için çünkü zaten bu alanda çalışıyorsun, emeklerine sağlık. O konuda elimizden gelen desteği veririz ama sen yine de başvurunu yap sevgili Alper.

A.T.A.: Zaten Apaçık Radyo olarak da biz bayağı kalabalık bir ekiple orada olacağız kısmetse. Sen diyorsun ki, anladığım kadarıyla, Türkiye COP31'de engellilerin erişilebilirliği konusunda tüm dünyaya örnek olmak istiyor. Doğru mu anladım ben bunu?

H.A.: Kesinlikle. Harikasın sevgili Alper. Yıllardır bu alanda, özellikle erişilebilirlik konusunda çalışıyoruz. İnşallah hem bakanlığımız, hem konfederasyonumuz hem de ülkemizdeki tüm sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte güzel bir COP31 süreci yaşarız. Bunun da tüm dünyaya örnek olmasını temenni ediyoruz.

A.T.A.: Hüseyin abi çok çok sağol konuk olduğun için. Son sözlerin var mıdır? Bitirelim yavaştan programı.

H.A.: Alper çok sağol. İlgine, alakana, emeklerine sağlık. Teşekkür ediyoruz. İklim gerçekten çok çok önemli. Hani bu 20, 25 dakikada tabii ana başlıkları konuştuk ama derinleştikçe iklim krizinin önemi, iklim adaletinin önemi, özellikle dezavantajlı grupların yaşadığı sıkıntılar daha net ortaya çıkıyor. Tabii bunların çözümleriyle ilgili daha sonra bir yayın daha yaparız. Daha zamanımız da var.

A.T.A.: Evet, ben erken başlattım.

H.A.: Aynen. Çözümlere yönelik tespitleri de bir sonraki programda konuşuruz. COP öncesinde de olabilir, o aralarda ayarlarız, uygun olursan seviniriz. Emeklerine sağlık. Ülkemizdeki tüm engelli ve engelsiz vatandaşlarımıza iyi günler diliyorum sevgili Alper.

A.T.A.: Sağol abi. Programı 8 Temmuz'da yayınlıyoruz. Daha vaktimiz var. Senden de hep öneri beklerim "Şunu konuk al, bunu konuk al," diye. Hatta yurt dışındaki forumdan, yabancı konukları da Sakat Muhabbet'e alabiliriz. Bir tercüman da buluruz. Benim İngilizcem var ama yeterli olmayabilir. İngilizceyi iyi bilen birini de buluruz, konuk alırız.

Apaçık Radyo iklim değişikliğine çok önem veriyor. Sakatlar açısından iklim değişikliğinin tek adresi olmasak bile, en önemli medya ayaklarından biri olmak isteriz. Ben de bunun bir parçası olmak isterim. Çok sağol abi.

Sakat Muhabbet'in bir de kapanış sloganı var, programı her hafta onunla bitiriyorum: "Dünyanın bütün sakatları, eğleşin." Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.