Portekiz Komünist Partisi büyük festivali ertelemeli mi?

-
Aa
+
a
a
a

Bu hafta Avrupa’nın da gündemi okula dönüş. Aynı zamanda Belarus’ta yoğun şekilde tartışılıyor. Britanya göçmenlere karşı önlemleri, Portekiz ise dev festivali konuşuyor. 

Okula dönüş 

Avrupa’da bazı ülkelerde okullar açıldı, bazılarında ise açılmak üzere. Medyada köşe yazarları Korona zamanında okula dönüşün nasıl olacağını tartışıyor

Almanya’dan Deutschlandfunk gazetesinden bir köşe yazarı sınıfta öğrenci sayısını azaltmak gerektiğini söylüyor:

Tatil öncesi dönemin kurallarına uymak ivedilikle tavsiye edilir: Sınıfların yarısı yüz yüze, diğer yarısı online ders yapacak şekilde bölünmesi. Bulaş riski çok nadir dile getirilen öğretmenler açısından da tehlikeyi azaltacak bir çözüm bu.

İsviçre’de Tages-Anzeiger gazetesinin yorumcusu ise bazı okul ve kreşlerin ilk gün ebeveynlerin çocuklarına eşlik etmesine izin vermemesini eleştiriyor: 

Kulüplerde, eğlence mekanlarında 1000 kişiye varan bir insan kitlesinin bir araya gelmesine izin veriliyor. Özellikle kreş yaşındaki ve ilkokul birinci sınıftaki çocuklar söz konusu olduğunda, İsviçre'nin nispeten cömert Korona düzenlemeleri acımasız uygulamalara dönüşebiliyor. 

Belçika’da L’echo yazarı ise okuldan kopuşun uzun sürmemesi gerektiğine dikkat çekiyor 

Uzun süreli işsizlikten sonra iş hayatına dönmek nasıl zorsa, okula dönme meselesine de bu alarm veren çerçeveden bakmak lazım... Gençliğimizin bir 'karantina nesline' dönüşmesini önlemek bir öncelik olmalıdır.

Belarus’ta ne yapmalı?

Avrupa medyasının yoğun olarak tartıştığı konulardan birisi de Belarus’taki gelişmeler ve Avrupa’nın buna karşı nasıl tutum alması gerektiği... Rusya’dan Radio Kommersant FM’in internet sitesi muhalif aday Svetlena Tikhanovskaya’yla iletişim kurulması gerektiğini söylüyor:

Svetlana fiiliyatta sürgündeki cumhurbaşkanıdır artık. Demokratik Batı umursamazlık uykusundan uyanmalı, korkaklığa varan kararsızlığını aşmalı ve Svetlana'yı tanımıyorsa bile, en azından kendisiyle diyalog kurmalı. 

Almanya’dan Die Welt ise, atılacak adımların Lukaşenko’yu Rusya’nın kollarına itmemesi gerektiğine dikkat çekiyor:

Bir taraftan açık biçimde göstericilerin yanında durmalı Avrupa. ... Öte yandan Lukaşenko'yu Moskova'nın kucağına bırakmak ve ülkenin egemenliğini riske atmak AB'nin stratejik çıkarlarına aykırı. Her ikisini de -Beyaz Rusya'nın hem açılımını ve hem bağımsızlığını- sağlamak için yıldırma ve teşvikten oluşan akıllıca bir karışım lazım. 

Britanya: Göçmenlere karşı sert tedbirler

Britanya hükümeti, Manş Denizi üzerinden gelen göçmenleri engellemek için birtakım önlemler almayı planlıyor. Küçük botlarla ülkeye giren göçmen sayısı bu yıl geçen seneki sayının iki katına çıkıp 4 bine ulaşmış. İçişleri Bakanı Priti Patel, Fransa'nın geçişleri engellemek konusunda yeterince çaba göstermediğini açıkladı. Britanya kuvvetleri bu nedenle sığınmacı botlarını geri dönmeye zorlayacak. Ayrıca, Gizli Kanal Tehdidi Komutanı da atandı. 

Guardian diyor ki, pandemi dolayısıyla havayolu, kamyon gibi yollarla gelişler durdu o nedenle botlarla gelmeye çalışanların sayısı arttı. Gazetenin başyazısı şöyle devam ediyor:

Artış için neden ne olursa olsa, Britanya hükümetinin tepkisi kınanacak bir tavır. 

İnsanların sığınma talep etmek üzere bir yerden bir yere gitmesi BM kurallarına göre 1951’den bu yana bir hakken, Boris Johnson’ın “kanalı botla geçmek tehlikeli ve suç” demesi ne anlama geliyor?

Guardian, mart ayından bu yana tek bir mültecinin resmi olarak Britanya’ya yerleştirilmediğini de hatırlatıyor. 

Bu resmi yerleştirme sürecini başlatmak, ya da yeniden başlayacağını açıklanırsa, talepler insanlar fiziksel olarak buraya gelmek zorunda kalmadan işleme konulabilir ve bu normale dönmek için bir adım olabilir. (...)

Portekiz: Komünist Parti’nin festivali

Ve son olarak da Portekiz’den bir haberimiz var. Portekiz Komünist Partisi 1976’dan bu yana her yıl Eylül ayının ilk haftasında dev bir festival yapmaktan olduğu dev bir festival düzenliyor, Festa do Avante! Sexial’da gerçekleştirilen festivale her yıl yaklaşık 100 bin kişi geliyor. Dev bir kamp alanı da kuruluyor ve burada çadırlarla kalınabiliyor. Festivalde konserler, film gösterimleri, kitap sergileri ve başka birtakım kültürel faaliyetler yapılıyor.

Bu yıl da Portekiz Komünist Parti koronavirüse rağmen bu festivali yapmaktan vazgeçmedi. Birtakım önlemler de alarak festivali 4-5-6 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceğini açıkladı. Bu durum ülkede şiddetli tartışmalara yol açtı

Publico gazetesinden bir köşe yazarı hayal kırıklığına uğramış vaziyette.

“O kadar çok etkinlik ertelendi, Portekiz halkından o kadar çok fedakârlık istendi ki... Ekonomi çökme tehdidi altındayken ve ölü sayıları gerçeği acı bir şekilde bize hatırlatırken Portekiz Komünist Partisi bize cesaretten bahsediyor... Bu durum beni çok üzüyor, çünkü Portekiz siyasi partiler hengamesinde komünistlere büyük önem atfeden biriyim. 

Expresso yazarı ise aynı fikirde değil:

Konserlerden futbol müsabakalarına izleyicili pilot projelere başlamalıyız. İzleyicisiz sanatın ve başka etkinliklerin anlamı da yok, faydası da. Kültür ve sanat olmadığı zaman bir toplum ölmeye mahkumdur. Bu yüzden etkinlikleri kalabalıklara en aşina olan kurumların düzenlemesi en iyi yol gibi görünüyor. Portekiz Komünist Partisi’nin organizasyon kapasitesi ve çok büyük bir etkinlik mekânı olan Atalaia bu konuda deneyim edinmek için çok uygun. 

Bu haftalık Avrupa Ne Konuşuyor’dan bu kadar. İnternet sitemizde çok daha fazlasını bulabilir, bizi Twitter ve Facebook’tan da takip edebilirsiniz. ….