Adalar Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ne anlama geliyor?

-
Aa
+
a
a
a

Kamu yararı gözetilmeden yapılmış Adalar İmar Planı'na itiraz ediyoruz. Son itiraz günü 28 Ağustos Pazartesi günüdür. Tüm İstanbulluların, Adalıların desteğine ihtiyacımız var.

""

Adalar ‘Koruma Amaçlı’ Nazım İmar Planı:

Bu planlar uygulamaya konulduğunda Adalar Kentsel peyzajını kaybedecek. Adaların tüm canlıları ile birlikte yaşam biçimi, çok kültürlü yapısı, gelenek ve görenekleri, bugüne kadar adalara özgü olan üretimi, İstanbul'da tamamen yok olan, Adalar'da var olan kesintisiz mimarlık tarihi ve mirası, toplumsal kimliği, çok kültürlülüğü, yüzyıllar içinde oluşmuş kıyı kenar çizgisi, koyları, kumsalları ve hatta çakıllarının bile tehdit altında olduğu bir plan çıktı karşımıza.



Kamu yararı gözetilmeden yapılmış bu imar planlarına itiraz ediyoruz. Son itiraz günü 28 Ağustos Pazartesi günüdür. Dava açmak için ise iki aylık bir süreç vardır. Tüm Istanbulluların, Adalıların desteğine ihtiyacımız var.

22 Ağustos Salı günü saat 20.00’de Büyükada Yüksek Kahve’de askıda olan imar planları ile ilgili bilgilenme toplantısı yapılacaktır. 

Burgazada Mahalle Meclisinin çalışmasına buradan ulaşabilirsiniz.

Planlar diye karşımıza koydukları belgeyi kabul etmiyoruz. Adalar halkını yaklaşan felakete karşı uyarıyoruz. Karşımızdaki belge bir koruma planı değil! Bu belgeyi koruma planı olarak kabul etmiyoruz ve reddediyoruz! Biz koruma planına karşı değiliz ancak bu plan bir 'korumaMA' planıdır. Planların katılımcı yöntemlerle yeniden hazırlanmasını istiyoruz!

7 Ağustos tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Adalar Belediyesi Anadolu Kulübü’nde, askıya çıkan İmar Planı ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı yaptılar. Bu toplantıdan sonra Adalar Sivil İnisiyatifi bir dizi toplantı yaptı. Adalar’daki STK’ların çalışmaları hakkında bir bilgi sahibi olunmadığı ve zaman aralığının çok kısa olması nedeniyle birkaç konu üzerinde yoğunlaşıldı.

Bu planlar yok hükmündedir. Prensip olarak Adalar’da en önemli doğal ve kültürel peyzaj unsuru olan kıyılar dâhil edilmeden, gelişmekte olan ve başvuruları yapılmış kültürel miras tescil önerileri gibi konular ortada dururken, bir koruma planı hazırlanamayacağı ve planların bu açıdan muğlak olduğu, geri dönülemez sonuçlar doğuracağı açıktır. Adalar, kıyıları olmayan, denizle ilişkisi olmayan bir kara parçası gibi tanımlanmış, en önemli kentsel peyzajı plana dâhil edilmemiştir. Bir SİT alanı için bu tür bir Koruma Planı’nın yasal çerçeveye göre 'yok hükmünde' olduğu açıktır.

Tekamül halindeki kararlar varken imar tanımı yapılamaz:

Tescil prosedürleri tamamlanmadan planların onaylanması, geri dönülemez sonuçlar doğuracaktır. Adalar İlçesinde hala mimari açıdan değer taşıyan yüzlerce modern mimari örneği yapı tescillenerek koruma altına alınmamıştır. İmar planlarında Adalar’ı korumak için tescilli yapıların bulunduğu parsellerde yeni yapılaşmaya izin verilmeyeceği hükmü bulunmaktadır. Ancak tescil işlemlerinin tamamlanmadığı ilçede bu maddenin bir hükmü de yoktur. Bu imar planının onaylanması demek, korumamız gereken pek çok yapıyı tıpkı Kadıköy’de olduğu gibi kısa zamanda kaybedeceğiz demektir. 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı Plan Açıklama Raporu’ndan, Adalar İlçesi sınırlarında yaklaşık altı bin 500 yapının bulunduğunu ve bunların halihazırda yalnızca bin 595’inin tescilli olduğunu öğreniyoruz. Adaların eksiksiz bir kültürel miras envanteri çıkarılıp, hepsi korumaya alınmadan ‘Koruma Amaçlı’ bir İmar Planından bahsedilemez.

SİT Alanı bütünlüklü koruma öngörür:

Kıyılar planda yok. Kıyılar adaların en önemli doğal ve kültürel peyzaj unsurudur. Ancak askıya çıkarılmış planlarda kıyı bölgeleri bulunmamaktadır. Ayrıca, kıyı kenar çizgisinin kara yönünde ilerlerken deniz yönünde kaybolduğu, yani deniz yönünde kıyı kenar çizgisinin eksik bırakıldığı görülmektedir. Kıyı kenar çizgisinin oşinografi vs çalışmalarının tamamlanmadığı belirtilerek, ilgili idarenin çalışmaları bittikten sonra planlara işleneceği İBB’nin Büyükada’da yaptığı bilgilendirme toplantısında açıklanmıştır. İlgili kurumların çalışmaları bitmeden planın onandığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmalar bittikten sonra kıyılara ne tür fonksiyonlar verileceği belirsizdir. Bu husus plan bütünlüğünü bozmuştur. 3621 Sayılı Kıyı Kanunun 5. Maddesinde “Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur” denilmekte olup, planların onanması bu maddeye aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca Adalar’ın Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesi kıyıların deniz deşarjları açısından ayrıca incelenmesini gerektirmektedir.

SİT dereceleri düşürülmüş:

SİT alanı kavramına göre korunması gereken, tapuda orman alanı, bostan, bahçe ve tarla vasıflı pek çok alana imar planında imar izni getirilmiştir. Tarımsal üretim alanlarının ve Adalar ormanlarının ‘2. Derece ve 3. Derece Doğal SİT’ adı altında turizm tesisi ve konut yapımına açık hale getirildiği anlaşılmaktadır. Bunlar arasında Adalar’ın en değerli doğal peyzaj alanları bulunmaktadır. Büyükada özelinde, Viranbağ bölgesinde yaklaşık 40 dönümlük bir alan SİT derecesi düşürülerek, 3. Derece Doğal SİT Alanı olarak belirlenmiş, dolaylı olarak konut yapımına açılmak üzere zemin hazırlanmıştır. Ek olarak, bahsi geçen 40 dönümlük alanı çevreleyen yaklaşık 10 dönüme tekabül ettiği sanılan bir alan da, ‘2. Derece Doğal Sit Alanı’ yapılarak turistik tesis adı altında yapılaşmaya açılmıştır.

Viranbağ bölgesinin plan haritalarındaki sit derecelendirmesi – Açık renkli alan ve noktalı taranmış bölgeler 2. ve 3. Derece Doğal sit olarak koruma statüleri düşürülmüş

Büyükada’da yapımına devam edilen ortaokul binasının bulunduğu orman vasıflı Nizam Mahallesi, 175 ada 13 parselde 18.875 m2 büyüklükteki arazinin yaklaşık 10 dönümlük kısmı yine SİT derecesi düşürülerek ‘3. Derece Doğal Sit Alanı’ olarak gösterilmiştir.

 Koruma statüsü düşürülen ormanlık alanın uydu görüntüsü

Yine, Yorguli mevki sırtlarında bahçe ve tarla vasıflı çok geniş bir bölge, SİT derecesi düşürülerek yapılaşmaya açılmasının önü açılmıştır.

Yorguli sırtlarının planlardaki görünümü - Açık yeşil ve seyrek çizgili bölüm 3. Derece Doğal SİT olarak gösterilmiş. Lunapark’tan Manastıra inen koridor da 2. Derece Doğal SİT

Son olarak Lunapark Meydanın’dan Aya Nikola Mevkine inen yol ve çevresi, 1/5000’lik planlarda düzenlenmediği halde, 1/1000’lik planlarda 2. Derece Doğal SİT olarak gösterilmiştir.

2. derece Doğal SİT alanı olarak gösterilmesi sebebiyle turistik tesis yapılma riski taşıyan bölgeden bir görünüm


Tavşan Adası ve Kaşık Adası jeolojik etütleri yapılmadığı gerekçesiyle planlardan çıkarılmıştır. Bu husus da plan bütünlüğünü bozmuştur.

Turizm baskısı daha da artacak:

2021'de Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilen Adalar’da, turizm amaçlı gelen ziyaretçi sayısının 170 bini bulduğu sanılmaktadır. Kitle turizmine doğru giden bu ziyaretçi baskısı, Adalar’ın tarihi, doğal ve kültürel varlıklarının sürdürülebilirliğine tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu kitle turizmine doğru gidişin planlama ve sürdürülebilir alan yönetimi çerçevesinde kontrol altına alınması, Adalar'daki ziyaretçi kontrolünün sağlanması ve dengeli turizm yönetimi planlanmalıdır. Orman ve kıyılarda planlanan, turizm tesislerinin önünü açan SİT derecelendirmeleri ve günübirlik tesis alanlarının ve mesire yerlerinin bu turizm baskısını daha da arttıracağı aşikârdır.

Ayrıca, mevcut ticaret alanlarının her ada özelinde ‘yayılmacı’ bir yaklaşımla büyüdüğü görülmektedir. 1/1000 planlarda tam olarak ne amaçla kullanılacağı belirsiz olan sokak seviyesindeki bu ticaret alanları hangi gerekçeyle plana işlenmiştir? Örnek olarak, Büyükada Mehmetçik Sokak ve Çınar Caddesinin San Pasifico Kilisesi yönündeki parseller.

Yerleşik nüfusu 100 yıldır neredeyse hiç değişiklik göstermeyen Adalar İlçesinin planları nüfusun iki kat olacağı varsayımıyla yapılmak isteniyor. Plan, nüfus olarak belirlenen kararın alt sonuçları olarak, eğitim, ulaşım gibi ihtiyaçları takiben kamusal yapı ve düzenleme ihtiyacının da artma durumu söz konusudur. Nüfus projeksiyonunun beraberinde getireceği sosyal donatı ihtiyacının, eğitim birimleri ve kültürel tesis yapılarının koruma bölgesi olan bir alanı yeni inşaat alanlarına ve her türlü nüfus yoğunluğu artışına teşvik edeceğinden koruma ilkelerine aykırılık söz konusudur. Örnek olarak sadece Büyükada’da Maden Mahallesi 298 ada 22/23/24/26/27 parsellerde bulunan 21.800 m2'lik devasa bir alan, içeriği meçhul bir şekilde ‘Kültürel Tesis Alanı’ ve ‘Ortaokul Alanı’ olarak planlara işlenmiştir. Bu alanın akıbeti merak konusudur.

Adalar hızlı bir yapılaşmaya açılıyor:

Konut alanı ve konut+ticaret alanı sınırları içinde kalan 100’den fazla parsele inşaat izni geliyor. Bu planlar, bostan, bahçe, doğal ve kültürel peyzaj unsuru, doku analizi gözetmeksizin imar hakkı getiriyor. Konut alanında kalan parsellerin bir kısmı, tapuda hala ‘bahçe’ ya da ‘yeşil saha’ vasıflı olarak gözükmesine rağmen yeni planlarla artık Adalar’ın tarımsal üretimine katkı sağlama şansını sonsuza kadar yitirecek ve imara açılmış olacaklar. Örnek olarak, Maden Mahallesi 298 ada üzerinde bulunan ve halihazırda ‘müfrez bahçe’ ve ‘müfrez yeşil saha’ vasıflı gözüken parsellerde toplam 2.858 m2 alanın çok büyük bir kısmı konut alanı olarak imara açılmış durumdadır.Bunun dışında iki dönümden daha büyük arazilerde arazi büyüklüğüne göre ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü yapının önü açılmış oluyor.

Kaçaklar yasallaştırılıyor:

Kıyı kenar çizgileri kimi yerde kaçak dolguları, yapıları içine almıştır. Bir koruma planında bunların yer almalarının mümkün olmadığı düşünülmektedir. Koruma kararları üstündür ve imar afları ile ilgili mevzuat üzerinde bir hükümleri yoktur. Örnek olarak, planlarda, Su Sporları Kulübü'nün bulunduğu denizden dolgu 236/5 ve 236/7 parseller Kentsel SİT ve Açık Spor Tesis Alanı olarak gösterilmiştir. Bu şekilde bu dolgu alanları planla birlikte bir koruma kalkanı kazanmış olacaktır.

Tarihi anıtların önüne yapılaşma getiriliyor:

Büyükada Aya Nikola Manastırının önündeki 30 dönümden büyük bir alanda hizmet binası, tesis alanı ve depolama alanı denilerek büyük bir yapılaşma öngörülmektedir. Arkeolojik ve doğal açıdan önemli, manastırın uzantısı ve kültürel peyzajın bir parçası olan, Büyükada’nın tarımsal üretiminin de tarihsel olarak bir parçası olan ve halen tapuda ‘bostan’ vasıflı gözüken bu devasa alan, bu tarımsal özelliğinin geri getirilmesi beklenirken, geri dönüşsüz bir yapılaşmaya açılmış olacaktır. Bu alan, tatlı su kaynağı ve zemin suyuyla Büyükada’da kendine yeterli tarım yapılabilecek yegane yerdir. Ayrıca, İBB tarafından hazırlanan Tsunami Risk Analizi Raporu'nda söz konusu bölgenin Büyükada’da en çok etkilenecek alanlardan biri olması da Aya Nikola Manastırı bostanının bulunduğu alanın ‘depolama alanı’, ‘belediye hizmet alanı’ olarak planlanmasının hatalı olduğunun göstergesidir. Söz konusu rapora göre, Adalar İlçesinde karadaki maksimum su basma derinliğinin noktasal olarak 12.3 metreye ulaştığı, yatayda ise su basma mesafesinin yaklaşık olarak 200 metreye ulaştığı hesaplanmıştır.
Olası bir afet durumunda gıdaya erişimin uzun süre aksayacağı öngörüsüyle hareket edildiğinde, Adalar esnafının çarşı içinde kullandığı depolama alanlarının tümünün, bir afet durumunda su baskınına uğrayacak bir alanda toplanması kabul edilebilir değildir. ‘Belediye Hizmet Alanı’ olarak ayrılan bölgenin de halihazırdaki kullanımı üzerinden hareketle, afet durumunda gerekli olabilecek araç ve ekipmanların da kullanılamaz hale gelmesi yüksek olasılık dahilindedir.

Adalar Tsunami Risk Analizi ve Eylem Planı Kitapçığı’ndan alınmış Su Basması Dağılımı Haritası - Ada’nın doğu kanadında kırmızıya boyalı bölge bostan vasfı değiştirilen alan

Planlar riskleri büyütüyor:

Yapı kalitesi iyi derecede olan, Adalar peyzajının bir unsuru olan ancak mevcut parsel büyüklüğü daha geniş yapılanmaya izin veren pek çok yapı tescili bulunmaması sebebiyle yıkılacak. Adalar hızlı bir şekilde kaliteli yapı stoğunu kaybederken, yapı kalitesi açısından büyük risk barındıran yapılar mevcut imar koşulları sebebiyle dokunulmayacak (6.5 metre üzerindeki yapılar). Bu planlara göre birçok sağlam yapı yıkılırken, depreme dayanıksız birçok yapı ayakta kalacak. Böyle bir koruma planından söz edilemez.

Ayrıca giriş, bahçe düzeni, müştemilat gibi mimari düzenlemelerin içine 2000 m2’den büyük parsellerde yeni yapı izni verilmektedir. Plan notlarında yer verilen ‘ifraz ve tevhide izin verilmez’ ibaresi de 2000 m2 üzerindeki parsellere ilave yapılaşmaya izin verilerek zımnen hükümsüz olmuştur. Bu SİT alanına dair bir morfolojik oluşumun dikkate alınmaması demektir.

Güçlendirme kavramı yanlış kullanılıyor:

Şu anda Adalar’da öngörülen imar koşullarının çok üstünde Adalar falezlerine, yamaçlarına yapılmış dört beş katlı yapılar mevcuttur. Bu yapıların yıkılması durumunda, imar koşullarına uyulması gerektiği, mülkiyet haklarının korunması için yıkılmayıp güçlendirilebileceği belirtilmektedir. Planlarda bu binaların tespitleri yapılmamıştır. Zeminlerinin, statik yapılarının nasıl güçlendirileceği belirtilmemiş, güçlendirme tanımı yapılmamıştır. Zemin sağlamlaştırma nasıl olacaktır? Yapıların hangileri güçlendirmeye uygundur? Uygun olmayanlar ne olacaktır?

Risk analizi, risk azaltma planı yok:

Adaların hayati konuları bu belgelerde çalışılmamış. Risk durumunda gerekli su sarnıçlarından yapı statiğine, yangın önlemlerinden alternatif gıda meselesine kadar çok sayıda kesişimsel konu vardır. Atık su arıtma sisteminden söz edilmiş ancak ayrıntılarına yer verilmemiş, planlarda bunun yeri ve yöntemini göremiyoruz. Kriz anında su kaynakları, anakara ile bağlantının kopması durumunda gıda kaynağı olabilecek bostanların yerleri ve yeterliliği konusu muğlak bırakılmıştır. Günümüzün risk koşullarına, iklim felaketine karşı önlemler imar planlarında yer almamıştır. Adalar’daki mevcut su sistemlerinin bir envanteri yapılmamıştır. Risk durumu analiz edilmemiştir.

Adalar’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne adaylığı eksik:

İlgili bakanlığa başvuru dosyası teslim edilmiş olmasına rağmen, UNESCO Dünya Mirası Adaylığı'nın planlarda yer almaması da planın büyük bir eksikliğidir. Koruma planları ile birlikte hazırlanması gereken alan yönetimi planı, UNESCO normları, diğer deneyimlerle ağlaşma gibi önemli konular planlarda yer almamaktadır. Yönetimin bu konuda onayı olmasına rağmen bu hususun ihmal edilmesi kabul edilemez.

Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi mi, değil mi?

Adalar, 4 Kasım 2021 tarihli ve 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Karar ile Özel Çevre Korunma Bölgesine alınmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı'nın resmi sitesinde MARMARA DENİZİ VE ADALAR ÖÇKB başlığı altında; "Özel çevre koruma bölgesi ilanıyla birlikte alanda doğal değerleri, ekolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik süreçleri analiz etmek üzere; biyolojik çeşitlilik, sosyo-ekonomik yapının tespiti ve taşıma kapasitesinin belirlenmesine yönelik yoğun bilimsel çalışmalar yürütülecektir. Bilimsel çalışmalar sonucu elde edilen veriler kullanılarak Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin yönetim planı hazırlanacaktır.

Koruma amaçları ve koruma statüsü belirlenmiş olan Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin sahip olduğu doğal değerlerin akılcı kullanımı, bu alanlardaki doğal yaşamının devamlılığının sağlanması ve ekosistem istikrarının devam ettirilebilmesi için; bölgenin yönetiminde bütünleşik ve sürdürülebilir modellerin yer aldığı yönetim stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Bu yönetim stratejisi ise alanın yönetim planının hazırlanması ile ortaya konulacaktır. Doğal değerlerin, ekolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik süreçlerin analiz edildiği ve alanda ilgili tarafların yürütmüş olduğu tüm faaliyetlerin de dikkate alındığı, yönetim kriterlerinin belirlendiği bir planlama süreci sonunda 'Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin yönetim planı hazırlanarak uygulamaya konulacaktır' denilmektedir.

Halbuki 1/5000 ve 1/1000 Koruma İmar Planı ise bahsi geçen bu Yönetim Planı olmadan onanmış ve askıya çıkarılmıştır. Bu yönetim planı olmaksızın; Adaların kültürel ve tabiat varlıklarının korunması amaçlanan ancak planlama süreçleri tamamlanmadan onaylanarak askıya çıkarılması kabul edilemez. Dolayısyla askıya çıkarılan 1/5000 Nazım İmar planı ve 1/1000 Koruma İmar planında alınan plan kararları, Adalar'ın Özel Çevre Korunma Bölgesi'ne alınma kararının gerekçesine aykırılık teşkil edecektir.

Katılımcılık Masalı:

İmar Planı Bilgilendirme Toplantısında İBB yetkilisi tarafından dile getirilen ve şu an askıda olan planlara temel teşkil eden ve yönetim tarafından da benimsenen 'planların katılımcı yöntemlerle hazırlandığı' görüşünün doğru olmadığı aşikardır. Büyükşehir Belediyesi bu toplantılarda düzenli ve normlara uygun katılım prosedürlerini uygulamamıştır. STK’ların, yerel insanların, belediyelerden iş takibi yapanların karışık bir ilişkiler ağı içinde sürece dahil oldukları, kamusal nitelik taşımayan kurumların ve kişilerin planlama sürecine katılma imkanı elde ettikleri ve planları önceden etkiledikleri anlaşılmaktadır.

Yerel halkın temsilcilerinin ve uzmanlık kurumları (jenerik işlevli yapıların) temsilcilerinin kamu tarafında olmaları, işin ihale ile verildiği şirketleri denetlemeleri gerekir. Kamu tarafındaki çalışmalara keza planlardaki imar değişikliklerinden çıkar elde edecek piyasa aktörlerinin katılımı, özel bilgi sahibi ve kararlar üzerinde etkili olmaları olmaması gereken şeylerdir. Oysaki bir takım konut ve turizm yatırımları kararlarında kamusal tarafı etkiledikleri anlaşılmaktadır. Bunun muğlak bırakılan çerçevelendirme alanlarında devam etmesi de muhtemeldir. Dolayısıyla kamu tarafında yerel temsilciler, kamusal sorumluluk yerine getiren meslek kuruluşları yer almazken, dışarıda kalması gereken aktörler dahil edilmiştir. Kamusal nitelikte olması gereken katılım süreçlerine, yerel halkın temsilcileri, kent konseyi, meslek odaları katılamazken belli arazi sahiplerinin katıldığı anlaşılmaktadır.

Netice olarak, 1/5000 ve 1/1000 koruma imar planları bütüncül bir anlayışla yapılmalıdır. Bölgenin turizm rantını ve salt kaçak yapıları meşrulaştırmaya ve alanın turizm potansiyelini artırmaya yönelik ve bütüncül olmayan bu planlara itiraz ediyoruz.

Bu rapor, Adalar Sivil İnisiyatifi İmar Çalışma Grubu raporudur.