Sıcaklık rekorları kırabilecek El Niño başladı

-
Aa
+
a
a
a

El Niño hava olayını merkeze alarak Türkiye ve dünyadan iklim haberlerine kulak verdik.

""
Sıcaklık rekorları kırabilecek El Niño başladı
 

Sıcaklık rekorları kırabilecek El Niño başladı

podcast servisi: iTunes / RSS

(Bu bir transkripsiyondur. Metnin son hâli değildir.)

Ne yazık ki iklim krizi ile ilgili kötü bir haber ile başlıyorum programıma… Yaz sonunda başlaması beklenen El Niño’nun başladığı bilgisi gelirken, 2024'te sıcaklık rekorları kırılabileceği haberi de beraberinde geldi. El Niño olarak bilinen ve gezegenin bir iki yıllığına ısınmasına yol açan hava olayı, Pasifik Okyanusu’nda başladı. Uzmanlar, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin de 2024’te El Niño etkisiyle aşılabileceğinden endişeli. Şimdilik El Niño’nun 2024 baharına kadar etkin olması ve sonrasında yavaş yavaş etkisini yitirmesi bekleniyor.



El Niño nedeniyle Avustralya’da kuraklık, ABD’nin güneyinde daha yoğun yağmurlar, Hindistan’da ise muson yağmurlarında azalma ihtimali öne çıkıyor. İngiltere Meteoroloji Ofisi Uzun Vadeli Tahminler Müdürü Adam Scaife, “El Niño güçleniyor. Birkaç aydır geleceğinin işaretlerini görüyorduk. Bu yılın sonunda etkisinin zirveye ulaşacağını düşünüyoruz. Bu nedenle 2024’ün küresel sıcaklık rekorunu kırması olası,” dedi.

El Niño, küresel iklimde en büyük değişimi yaratan hava olayı olarak biliniyor. Bilim insanları bu seferki El Niño’nun, yıl sonu itibarıyla ortalama bir El Niño’nun gücünü aşma olasılığının %84 olduğunu hesaplıyor. Okyanus suyundaki ısınmanın 2 dereceyi aşarak ‘Süper El Niño’ kategorisine girme ihtimali ise %25.

El Niño’nun etkisi birkaç ay gecikmeli de olsa tüm dünyada hissediliyor. Bu iklim olayı genellikle Afrika’daki kuraklığı da artırıyor. Geçmişe baktığımızda, önümüzde büyük bir insani ve ekonomik kayıp olacağını öngörebiliyoruz. 1997-98’deki güçlü El Niño, 5 trilyon dolarlık hasara yol açmış, 23 bin kişi de fırtına ve sellerde hayatını kaybetmişti. Bu seferki El Niño nedeniyle 2024’ün, 2016’
daki en sıcak yıl rekorunu da kırması bekleniyor.

İklim aktivisti Greta Thunberg’in Bonn’daki iklim müzakerelerinde yaptığı konuşmaya bakalım istiyorum.

Greta Thunberg, hükümetler
e, zengin ülkelerin fosil yakıtlardan kademeli olarak çıkmayarak dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca yoksul insan için bir ‘ölüm cezası’ imzaladığını söyledi. 



Salı günü, Performans Katsayısı (COP) öncesi toplantıda yıllık sera gazı emisyonlarının tüm zamanların en yüksek seviyesindeyken yaptığı konuşmasında, fosil yakıtlardan yalnızca ‘hızlı bir aşamalı çıkışın’ sıcaklıkları 1,5 derece sınırında tutacağını söyledi. Önümüzdeki aylar ve yıllar, şu an geleceğin nasıl görüneceği açısından çok önemli olacak. Şu an verdiğimiz kararlar, insanlığın geri kalanının geleceğini belirleyecek. Fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkmazsak, bu sayısız insan için ölüm cezası olacak” dedi.

Great Thunberg, geçen Cuma günü iklim kriziyle ilgili siyasi eylemsizliği protesto etmek için 2018’den beri Cuma günleri düzenlediği okul grevlerinin sona erdiğini duyurdu. İklim aktivisti, iklim krizi hakkında konuşmaya devam edecek ve gelişmekte olan ülkelerden gelen gençlerin seslerine de dikkat çekecek.

Fosil yakıt arama ve kullanımını durdurmaya yönelik siyasi irade eksikliği nedeniyle, Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefinin ciddi tehdit altında olduğunu belirtti. Thurnberg, “Hala uçurumun kıyısına doğru koşuyoruz. İnsan kontrolünün ötesinde, milyarlarca insanı otobüsün altına atacak geri bildirim döngülerini tetikleyebiliriz,” dedi.

Fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkılması tartışmasının bu yıl içinde gerçekleştirilecek COP28 Birleşmiş Milletler İklim Görüşmeleri’nde bir parlama noktası olması bekleniyor. Zirve, büyük bir petrol ve gaz üreticisi olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde Dubai’de gerçekleşecek. Pek çok ülke, COP28’te, fosil yakıtlardan kademeli çıkış için resmi bir karar alınmasını savunuyor veya en azından bu konunun zirvede resmi bir gündem maddesi olarak tartışıldığını görmek istiyor. Ancak başta Suudi Arabistan olmak üzere fosil yakıt üreticileri bazı ülkeler, bu fikirlere şiddetle karşı çıkıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başkanlığı ise gündemde henüz bir anlaşma olmadığını söyleyerek temkinli davranıyor.



Müzakerelere, fosil yakıt üretim kapasitesini büyük ölçüde genişletmeyi planlayan ülkenin ulusal petrol şirketi ADNOC’un da başkanı olan BAE hükümetinin bakanı Sultan Al Jaber başkanlık edecek.

Kenyalı bir iklim adaleti organizatörü Eric Njuguna, Al Jaber’in ikili rolünün bir çıkar çatışması yarattığını söyledi ve onu istifaya çağırdı, “İklim krizini sınırlama çabalarına ek olarak, bir fosil yakıt CEO’suna sahip olmak, yoksul ülkelerin sırtından bıçaklanması anlamına geliyor,” dedi.

Bonn’da geçen Pazartesi başlayan ve Perşembe günü sona erecek olan müzakereler, 30 Kasım’da başlayacak olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki COP28’in temelini atacak.

Avrupa Çevre Ajansı (EEA), 1980-2021 yılları arasında sel, fırtına, orman yangını, sıcak ve soğuk dalgası gibi aşırı hava olayları nedeniyle Avrupa'da yaklaşık 195 bin insanın hayatını kaybettiğini açıkladı. Olağanüstü hava koşullarının neden olduğu maddi zararın değeri ise 560 milyar euroyu geçiyor. Açıklamada 560 milyar euroluk zararın sadece 170 milyarının sigortalandığı da kaydedildi.



Deutsche Welle
‘nin aktardığına göre veriler, sıcak dalgalarının ölümlerin %81’ine ve mali kayıpların ise %15’ine neden olduğunu gösteriyor. EEA yetkililerinden Aleksandra Kazmierczak Fransız Basın Ajansı’na (AFP) yaptığı açıklamada, “Daha fazla kayıp yaşanmasını önlemek için acilen aşırı hava olaylarıyla ön alıcı bir şekilde mücadele etmeye hazırlanmamız gerekiyor,” diyerek, özellikle yaşlıların sıcak havalara karşı hassas olması sebebiyle, Avrupa’nın yaşlanmakta olan nüfusunu korumak için önlemler alması gerektiğine dikkat çekti.


Raporda ayrıca, ‘Ulusal uyum politikaları ve sağlık stratejilerinin çoğu sıcağın kalp-damar ve solunum sistemleri üzerindeki etkilerini kabul etmektedir. Ancak yarısından daha azı dehidrasyon veya sıcak çarpması gibi sıcağın doğrudan etkilerini kapsıyor’ tespitleri yapıldı. 2022 yazında tekrarlanan sıcak hava dalgalarının ardından, Avrupa’da normalden daha fazla ölüm meydana gelmiş olsa da EEA’nın raporuna bu veriler dahil edilmedi.

EEA’nın değerlendirmesine göre gezegenin 1,5 °C ısınması halinde, şu anda yılda dokuz milyar euro olan ekonomik kayıp yüzyılın sonunda yılda 25 milyar euroya yükselebilir. Raporda aşırı hava koşullarını önlemek için gerekli tedbirlerin alınmaması halinde mahsul verimi ve tarım gelirlerinin de düşeceği belirtildi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından yayınlanan bir rapor var. Bu rapor da ilgimi çektiği için sizinle paylaşmak istiyorum. Konu sığınmacılar…

Rapor, sığınmacı sayısının 2022 sonunda %5 azalmış olmasına rağmen, Türkiye'nin dünyada hala en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olmaya devam ettiğini ortaya koydu. B
M Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından yayınlanan son rapora göre, zorla yerinden edilen insan sayısı dünya genelinde 110 milyona yaklaşarak rekor seviyelere ulaştı. Türkiye ise en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumunu sürdürüyor.



Euronews Türkçe‘nin haberine göre rakamlar, yerinde edilmelerin sayısında ciddi ve büyük bir artış olduğuna işaret ediyor. UNHCR; Ukrayna avaşı, Afganistan‘dan kaçanlar, Suriye‘de yaşananlar ve Sudan‘daki çatışmalar gibi gelişmelerin toplam sayıyı daha önce eşi görülmemiş bir düzeye çıkardığını belirtti. Rapora göre Türkiye’deki sığınmacı sayısı ise 2022 sonunda %5 azalmış olsa da dünyada hala en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olmaya devam ediyor.

UNHCR’in en önemli yıllık raporu olan ‘Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğilimler‘ çalışmasında, geçen yılın sonu itibari ile 108,4 milyon kişinin yerinden edildiğini tespit etti. UNHCR Başkanı Filippo Grandi, Cenevre‘de düzenlediği basın toplantısında, iklim krizinin diğer krizler üzerinde çarpan etkisi yarattığına ve yerinden edilme ile göç üzerinde önemli bir rolü olduğuna işaret etti. Grandi, “Çatışma, zulüm, ayrımcılık, şiddet ve özellikle de iklim değişikliği nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalan 110 milyon insanımız var. Bu, dünyamızın gidişatı hakkında oldukça alarm verici bir durum,” ifadelerini kullandı.

2022’nin sonunda 6,5 milyon Suriyeli mülteci olduğu belirtildi ve bunun 3,5 milyonunun komşu Türkiye’de yaşadığı not düşüldü. Şubat 2022’de başlayan Rus işgali ise II. Dünya Savaşı‘ndan bu yana en hızlı mülteci çıkışını tetikledi. Bugün dünya genelinde 5,7 milyon Ukraynalı mülteci bulunuyor. Geçen yıl 339 binden fazla mülteci çıkış yaptıkları 38 ülkeye geri dönerken, ülke içinde yerinden edilmiş 5,7 milyon insan da evlerine geri dönebildi. Türkiye’deki nüfusun 2021 sonuna göre %5 azalarak 3,6 milyona indiği tahmin ediliyor.


Rapora göre en çok mülteci barındıran ülkeler şöyle:

3,6 milyon ile Türkiye
3,4 milyon ile İran
2,5 milyon kişi ile Kolombiya
2,1 milyon kişi ile Almanya
1,7 milyon kişi ile Pakistan


Merakla beklenen İklim Finansmanı Zirvesi'ne de iki haftadan az süre kaldı. Ancak çoğu gelişmiş ülke liderinin katılımlarını doğrulamaması, liderlerin zirveyi ne derece ciddiye aldığı konusunda soru işaretlerini artırdı.



Tam tersine, birçok gelişmekte olan ülkenin lideri Paris’teki toplantıda olacaklarını belirttiler. Geçen hafta Fransız hükümeti, yeni bir küresel finansman anlaşması için 22-23 Haziran’da yapılacak zirveye katılımlarını teyit eden devlet veya hükümet başkanlarının bir listesini sivil toplumla paylaştı. İki günlük toplantı, gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemini ve diğer kalkınma hedeflerini daha kolay finanse edebilmesi için küresel finansal sistem reformuna yönelik çabaları hızlandırmayı amaçlıyor.

Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, Çin Başbakanı Li Qiang ve 10 Afrikalı lider orada olmayı planlarken, Fransa’dan Emmanuel Macron ve Almanya’dan Olaf Scholz katılma sözü veren iki gelişmiş ülke lideri oldu. Geçen hafta sonunda yayınlanan liste itibarıyla ABD, İngiltere, Japonya, İtalya, Kanada ve Avustralya’nın liderleri katılım listesinde yoktu.

E3G analisti Franklin Steves, Avrupalı ve Kuzey Amerikalı liderlerin, Küresel Güney ile ilişkileri sıfırlama ve iklim değişikliğiyle mücadelede konusunda adım atmak adına zirveye katılma sözü vermeleri gerektiğini söyledi. Afrika İklim Vakfı Danışmanı Faten Aggad, “Zirve, toplu bir çözüm bulma taahhüdünü göstermek için bir fırsat olabilirdi. Ancak Afrika ülkeleri zengin ülkelerin zirveye katılmama fikrine alışıyorlar,” dedi.

ABD’yi Maliye Bakanı Janet Yellen ve İklim Elçisi John Kerry temsil edecek. Başkan Joe Biden, aynı zamanda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi Washington DC’de ağırlayacak. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, 21-22 Haziran tarihlerinde Londra’da yapılacak olan Ukrayna’yı kurtarma konferansında konuşma yapacak gibi görünüyor ancak kampanya yürütücüler, onu bundan sonra Paris’e kısa bir gezi yapmaya çağırdı. Bir grup sivil toplum liderinin Sunak’a bu ay ilettiği açık mektubunda, “Bu zirvedeki varlığınız, hükümetinizin söylem ve taahhütlerini yerine getirme konusunda ciddi niyetinizi gösterecektir,” denildi. Kanada İklim Eylem Ağı’ndan Caroline Brouilette de Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun zirveye katılması gerektiğini söyledi. Brouilette, “Masaya gelmezse Kanada bir iklim lideri olamaz. Kanada’nın Paris’te birleşen borç ve iklim krizini ele alan önemli bir değişiklik için yüksek bir ses çıkarması gerekiyor,” dedi.


Zirvede, politikacılar ve bankacılar, Dünya Bankası gibi çok taraflı kalkınma bankalarının reformu, borç sorunları ve özel sektörün rolü konulu yuvarlak masa tartışmalarına katılacak. Zirveden önemli bir duyuru olması beklenmiyor. Ancak Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun yıllık toplantıları gibi diğer buluşmalarda reformların ivme kazanması umut ediliyor.

Barbados Başbakanı Mia Mottley, II. Dünya Savaşı’nın ardından büyük ölçüde ABD ve Avrupa tarafından hazırlanan uluslararası mali sistemde reform çağrısında bulunmuştu. Mottley’nin önerileri Bridgetown girişimi olarak biliniyor ve adını Barbados’un başkentinden alıyor.

Dünya liderleri ve bankacıların bir araya gelmesinin yanı sıra, Billie Eilish ve Lenny Kravitz gibi sanatçılar zirvenin amaçlarını tanıtmak için Eyfel Kulesi’nin gölgesinde ücretsiz bir konser verecek.

Programın sonuna yaklaşırken iklim aktivistlerinden kısa haberlere yer vermek istiyorum.

5 Haziran Pazartesi günü, daha önce Van Gogh tablosuna çorba atan aktivist Phoebe Plummer, ağır bir kefalet karşılığı serbest bırakılmıştı. İngiliz Metropolitan polisi Phoebe’nin, "Birleşik Krallık içindeki hiçbir karayolunda protesto yapmayacağını," belirtmişti. 7 Haziran’da ise Phoebe, yeni petrol ve gaz projelerine karşı tekrar yavaşlatılmış yürüyüş yapmayı seçti. Günün ilerleyen saatlerinde, yürüyüş bittikten çok sonra, polis Londra'nın merkezindeki bir kafeye baskın yaparak Phoebe'yi tutukladı. Herkes için güvenli ve yaşanabilir bir gelecek uğruna kefalet koşullarını bozmayı seçtiği için hapse atıldı.



Just Stop Oil ekibinden Sam ise 13 yaşındaki oğlu için yolda yürüyüş yaptığı için tutuklandı. Birleşik Krallık Hükümeti politikası uyarınca, Sam'in oğlu 40 yaşına geldiğinde, milyarlarca insanın BM'nin ‘yaşanamaz koşullar’ dediği durumlarla karşı karşıya kaldığı bir dünyada yaşayacak.



Güney Afrika Cumhuriyet’inde de iklim için hareketlilik vardı. Geçtiğimiz Pazartesi günü Kumi Naidoo, Standard Bank Rosebank, Johannesburg'daki
genel merkezinin önünde, banka yıllık genel kurulunu yaparken Afrika’nın en büyük ham petrol boru hattı projesini protesto ettikten sonra Standard Bank'ın genel merkezinden zorla çıkarıldı. İnsan hakları ve iklim aktivisti Kumi Naidoo, "Açık konuşalım. İklim değişikliği krizi artık yanımızdaki canları alıyor. Kaybedilen hayatlar en zenginlerin hayatları değil. İklim değişikliği trajedisine en az katkıda bulunan en savunmasız insanların hayatları," dedi. Binanın içine girmeyi başaran bir avuç aktivist, bankaya ‘fonlarını yalnızca varlıklı müşterilerine hizmet sağlamak yerine düşük gelirli topluluklara öncelik veren yenilenebilir enerji girişimlerine yönlendirmesi ve Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı Projesi’nden ve Cabo Delgado Gaz Projesi’nden çıkması’ çağrısında bulundu.